Ana SayfaMealler › Abdullah-Ahmet Akgül
AA

Abdullah-Ahmet Akgül

Abdullah-Ahmet Akgül meali ile okumaya başla
Tur 1 / 49
1
Andolsun Tûr’a (Hz. Musa’nın vahiy aldığı kutsal Sina Dağı’na ve Mevlâ’ya yaklaşanların olgunlaşma aşamalarına!) ,
A.Ahmet Akgül 52:1
2
Satır (satır ayetler) dizili Kitaba,
A.Ahmet Akgül 52:2
3
Yayılmış ince deri (ve benzeri şeyler) üzerine (ve tüm teknolojik belleklere yazılan olgulara) ;
A.Ahmet Akgül 52:3
4
Beyt-i Mamur’a (Beytullah’a, kutsal mekân ve makamlara, halis imanla ve Kur’an’la imar edilen gönlü Beytullah olan seçkin kullara) ,
A.Ahmet Akgül 52:4
5
Yükseltilmiş tavana (harika gök tabakalarına) ,
A.Ahmet Akgül 52:5
6
Ve dopdolu olan (dalgalarla) kabaran deryaya (denizlere ve okyanuslara andolsun) ,
A.Ahmet Akgül 52:6
7
Ki şüphesiz Senin Rabbinin (kâfirlere ve nankörlere yönelik) azabı kesin olarak gerçekleşmiş olacak (vuku bulacak) tır!
A.Ahmet Akgül 52:7
8
Onu (Allah’ın tayin ve takdir buyurduğunu) uzaklaştırıp-engel olacak da yoktur. (Hiçbir güç Rabbinin va’adine ve kudretine karşı duramayacaktır.)
A.Ahmet Akgül 52:8
9
O gün gök, (şiddetle) sarsılıp çalkalanacak (ve yıkılacak) tır.
A.Ahmet Akgül 52:9
10
Ve dağlar (yerlerinden oynatılan) bir yürüyüşle hareket ettirilip (parçalanacaktır.)
A.Ahmet Akgül 52:10
11
İşte o gün, (Kur’an’ın hükümlerini ve haberlerini) yalanlayanların vay haline! (Ki perişan ve pişman olacaklardır.)
A.Ahmet Akgül 52:11
12
Ki onlar, (dünyalık makam ve çıkar uğruna) ‘daldıkları saçma uğraşlar (ve bâtıl amaçlar) ’ içinde (bir batağa saplanmış gibi) oynayıp oyalananlardır.
A.Ahmet Akgül 52:12
13
(Bunların hak ettikleri) Cehennem ateşine, “aşağılayıcı bir sürüklenme ile” itilip atılıverilecekleri gün; (artık feryatları işe yaramayacaktır.)
A.Ahmet Akgül 52:13
14
(Onlara:) "İşte sizin yalanladığınız (ve inanmayıp, ciddiye almadığınız) ateş budur" (diye hatırlatılacaktır) .
A.Ahmet Akgül 52:14
15
(Cehenneme atılırken:) "Bu da mı bir büyü, yoksa siz mi görmüyorsunuz?" (diye sorulup aşağılanacaklardır.)
A.Ahmet Akgül 52:15
16
(Haydi) "Girin ona; artık (cehennemde) ister sabredin, ister sabretmeyin! Sizin için birdir. Siz ancak, yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz" (denilerek, kâfirler ve zalimler cehenneme kapatılacaklardır.)
A.Ahmet Akgül 52:16
17
Hiç şüphesiz müttakiler (mü’min, mücahit ve müstakim kimseler ise;) cennetlerde ve nimetler içinde olacaklardır; (artık huzura ve onura ulaşmışlardır.)
A.Ahmet Akgül 52:17
18
Rablerinin verdikleriyle (çeşitli ve lezzetli) nimetler içinde ’sevinçli ve mutludurlar.’ (Üstelik) Rableri, kendilerini ’çılgınca yanan cehennemin’ azabından da koruyup (kurtarmıştır) .
A.Ahmet Akgül 52:18
19
(Onlara: Dünyada Allah için) "Yaptıklarınızdan dolayı (şimdi cennetlerde) afiyetle yiyin, için (ve gönlünüzce eğlenin” diye iltifatlar yağdırılacaktır) .
A.Ahmet Akgül 52:19
20
Onlar özenle dizilmiş (konforlu) koltuklar üzerinde (oturup) yaslanmışlardır. Ve (ayrıca) Biz onları iri (ceylan) gözlü hurilerle evlendirmiş (olacağız) .
A.Ahmet Akgül 52:20
21
İman edenler ve nesillerinden bu iman (ve istikamet) üzere kendilerini izleyenler (var ya) ; Biz onları da (iman ve itaat ehlinin mü’min zürriyetlerini de, aynı nimet ve faziletlere ulaştıracağız, cennete onları da kavuşturup) kendilerine katacağız. (Ama Biz) Onların amellerinden de hiçbir şey eksiltmiş olmayacağız. Herkes kendi (ahiret) kazancı karşılığı (kurtulmak üzere, ipotekli kefil misali) rehin (alınmış) konumundadır.
A.Ahmet Akgül 52:21
22
Onlara, istek duyup-arzuladıkları (iştah kabartan ve huzur artıran) meyvelerden ve (her çeşit) etten bol bol verip (rızıklandıracağız) .
A.Ahmet Akgül 52:22
23
(Cennet yurdunda) Orada karşılıklı kadeh (lerini) kapıştırırlar (veya birbirlerine ikram yarışında bulunurlar) ki, onda (muhabbet sofrasında) ne ’boş ve saçma bir söz’, ne günaha sokma (gibi kötülük ve çirkinlikler) olmayacaktır.
A.Ahmet Akgül 52:23
24
Kendileri için (hizmet eden genç) civanlar, etraflarında dönüp dolaşacaklardır; sanki (her biri) ’sedefte saklı inci gibi tertemiz, pırıl pırıl’ (olarak her an hizmetlerine koşacaklardır) .
A.Ahmet Akgül 52:24
25
(Cennette mü’minler) Birbirlerine yönelip, karşılıklı suallerle (şöyle sohbet edeceklerdir:)
A.Ahmet Akgül 52:25
26
“Doğrusu biz daha önce, ailemiz (yakın çevremiz) içinde (ahirette bize nasıl davranılacak ve akıbetimiz nasıl olacak? diye) endişe edip-korkardık” diyeceklerdir.
A.Ahmet Akgül 52:26
27
“Şimdi (görüyor ve seviniyoruz ki) Allah bize lütufta bulundu, hücrelere kadar işleyen kavurucu azaptan da korudu (ve şu cennetleri ikram buyurdu” diyerek şükredeceklerdir) .
A.Ahmet Akgül 52:27
28
“Şüphesiz, biz bundan önce (dünyada iken, çok şükür ki) O’na dua (kulluk) eder (ve Hakk davasını güder) dik. Gerçekten O, İyiliği bol, Esirgemesi çok olanın ta Kendisidir.”
A.Ahmet Akgül 52:28
29
Şu halde Sen (ey Nebim!) öğüt verip-hatırlat; çünkü Sen, Rabbinin nimetiyle ne kâhinsin, ne deli-divanesin! (Sana iftira edenler, asıl kendileri delidir ve nasipsizdirler.)
A.Ahmet Akgül 52:29
30
(Ey Nebim!) Yoksa onlar Sana: “ (Bizi hayra davet eden kişi sadece) sıradan bir şairdir, ‘biz Ona zamanın (getireceği) felaketleri gözlüyoruz’ (ve Onu susturup pusturacak tuzaklar hazırlıyoruz) ” mu diyorlar? (Sabret ve söyle:)
A.Ahmet Akgül 52:30