Ana SayfaMealler › Abdullah-Ahmet Akgül
AA

Abdullah-Ahmet Akgül

Abdullah-Ahmet Akgül meali ile okumaya başla
Zuhruf 1 / 89
1
Ha, Mim.
A.Ahmet Akgül 43:1
2
Apaçık Kitaba andolsun ki;
A.Ahmet Akgül 43:2
3
Gerçekten Biz Onu, olur ki aklınızı kullanır (anlamaya ve uygulamaya çalışır) sınız diye (indirdiğimiz kavmin diliyle) Arapça bir Kur’an kılıverdik.
A.Ahmet Akgül 43:3
4
Şüphesiz O, Bizim katımızda olan Ana Kitap’tadır (Levh-i Mahfuz’da kayıtlıdır, Kur’an’ın şanı;) çok Yücedir, Hüküm ve Hikmet içeriklidir.
A.Ahmet Akgül 43:4
5
Siz haddini aşan (münkir ve müsrif) bir kavimsiniz diye, şimdi o Zikri (Kur’an’daki İlahi öğüt ve ölçüleri) sizden (muaf tutup) bir yana mı itelim (Kendi emrimizden ve hidayetimizden vaz mı geçelim) ?
A.Ahmet Akgül 43:5
6
Oysa Biz, öncekiler için de nice peygamber (ler) gönderdik.
A.Ahmet Akgül 43:6
7
(Ama) Onlara bir peygamber gelmeyiversin, mutlaka onunla alay ederlerdi.
A.Ahmet Akgül 43:7
8
Biz de, (onları ve) kuvvet bakımından bunlardan daha üstün ve zorba olan (nice toplum) ları felaketlerle helak ettik. Nitekim öncekilerin (buna benzer) örneği de (birçok sure ve ayetlerde) geçmektedir.
A.Ahmet Akgül 43:8
9
Yemin olsun ki, onlara (Mekke müşriklerine ve her asırdaki münkirlere) : “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, kesinlikle: “Onları Azîz ve Alîm olan (Allah) yarattı” diyeceklerdir. (Yani; her asırdaki müşrikler, Allah’ın varlığını ve yaratıcılığını kabul etmekte, ama O’nun hükümlerini gereksiz ve geçersiz görerek inkâra düşülmektedir.)
A.Ahmet Akgül 43:9
10
Ki O (Allah) , yerküreyi sizin için (ihtiyaçlarınızı karşılamanıza ve kolay yaşamanıza uygun) bir beşik kılmış ve doğru istikameti bulursunuz diye onda size (birtakım) yollar var etmiştir.
A.Ahmet Akgül 43:10
11
(Her sene ve her bölgeye ölçülü şekilde ve) Belli bir miktar ile gökten su (yağmur, kar) indiren O’dur. Onunla ölü bir beldeyi-bölgeyi diriltir (ve her tarafına hayat) yayıveririz. (Kıştan sonra baharı getirdiğimiz gibi) İşte siz de böyle (kabirlerinizden diriltilip) çıkarılacaksınız (ve hesaba çekileceksiniz) .
A.Ahmet Akgül 43:11
12
O (Allah) ki, (bitki ve hayvanlardan) bütün çiftleri yaratıp (onlara hayat veren) ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var edendir.
A.Ahmet Akgül 43:12
13
Ki onların sırtında istikrar bulasınız (binesiniz) , sonra onlara bindiğiniz zaman Rabbinizin nimetini anıp (şükredesiniz de şöyle diyesiniz) : “Bunu (bineklerimizi) bize baş eğdiren Allah’ı tesbih (ve O’na teşekkür) ederiz; yoksa biz bunu (binek hayvanlarını emrimize almayı ve binek araçlarını yapmayı) başaramazdık. (Bunlar Allah’ın Lütfu Keremidir.) ”
A.Ahmet Akgül 43:13
14
“Ve (sonunda) şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz!”
A.Ahmet Akgül 43:14
15
(Ama buna rağmen Allah’ın yarattığı) Kendi kullarından (bazı kişileri ve güçleri) O’na bir (cüz) parça kılarak (Allah’ın vekili, kefili ve şefaatçisi diye) yakıştır (ıp şirke sürüklendiler.) Doğrusu insan, açıkça nankörlük etmektedir.
A.Ahmet Akgül 43:15
16
Yoksa O, yarattıklarından kızları (Kendine) edindi ve erkekleri (de seçip) size mi verdi? (Bu nasıl söylenir!)
A.Ahmet Akgül 43:16
17
Oysa kendilerinden (cahil ve gafil müşriklerden) birisi, O Rahman (olan Allah) için verdiği örnek ile (kız çocuğunun doğumuyla) müjdelendiği zaman, kahrından yutkundukça yutkunur ve yüzü simsiyah kesilir.
A.Ahmet Akgül 43:17
18
Onlar, süs (hazır kolaylık ve rahatlık) içinde yetiştirilip (bazı imkân ve makamlara ulaştırılan ve nazlı kadın misali; mertçe) mücadeleye açık olmayan (ları) mı (Allah’a layık ve yakışık buluyorlar) ?
A.Ahmet Akgül 43:18
19
Onlar ki, Rahman’ın kulları olan melekleri dişiler kıldılar (onları kadınlar ve kızlar gibi saydılar) . Kendileri onların yaratılışlarına şahit mi olmuşlardı? Onların (bu yalancı) şahitlikleri yazılacak ve (bundan dolayı) elbette sorumlu tutulacaklar.
A.Ahmet Akgül 43:19
20
(Müşrikler) Dediler ki: “Eğer Rahman dilemiş (ve kaderimizde kaydedilmemiş) olsaydı, biz onlara ibadet yapmazdık (putlara ve tağutlara tapınmazdık) .” Onların (bu konuda doğru ve geçerli) hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece ‘zan ve tahminle yalan-yanlış konuşup duruyorlar.’ (Ve kaderi, kendi küfürlerine bahane ediyorlar!)
A.Ahmet Akgül 43:20
21
Yoksa Biz, bundan önce kendilerine (Yahudi ve Hristiyan uşağı münafık kimselere ayrı) bir kitap verdik de şimdi ona mı tutunuyorlar?
A.Ahmet Akgül 43:21
22
Hayır; onlar: "Gerçekten atalarımızı (nasıl) bir ümmet (ve millet) üzerinde bulduk (ise,) doğrusu biz de onların izleri (eserleri) istikametinde doğru sandığımıza yönelmiş kimseleriz" deyip (duruyorlar.)
A.Ahmet Akgül 43:22
23
İşte böyle, Senden önce de (herhangi) bir memlekete bir elçi göndermiş olmayalım ki; mutlaka oranın ’varlık ve rahatlık içinde şımarıp azan önde gelenleri’: "Gerçekten biz, atalarımızı (hangi) ümmet (din) üzerinde bulduk ise, doğrusu biz de, (şimdi) onların izlerine (eserlerine) uymuş kimseleriz" demiş olmasınlardı.
A.Ahmet Akgül 43:23
24
(O peygamberlerden her biri de onlara şöyle) Demişti: “Ben size atalarınızı (babalarınızı) üstünde bulduğunuz şeyden (uydurma din ve düzenden) daha doğru olanını getirmiş olsam da mı (yine hâlâ bâtıl yolda inat edeceksiniz?) ” Onlar da demişlerdi ki: “Doğrusu biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeye (Kur’ani emirlere karşı, kasten ve peşinen inkâr edip) kâfir olanlarız.”
A.Ahmet Akgül 43:24
25
Böylece Biz de onlardan intikam aldık. Şimdi bir bak; (Hakk Dini ve elçileri) yalan sayanların sonu nasıl olmuş (durumdadır) ?
A.Ahmet Akgül 43:25
26
Hani İbrahim babasına ve kendi kavmine demişti ki: "Şüphesiz ben, sizin taptıklarınızdan uzağım."
A.Ahmet Akgül 43:26
27
" (Ancak) Beni yaratan (Rabbim) başkadır. İşte O beni hidayete yöneltip-iletecek" (ve doğru yola ulaştıracaktır.)
A.Ahmet Akgül 43:27
28
Ve (Allah) bunu (Hz. İbrahim’in bu tevhid inancını) , belki (insanlar Allah’a) dönerler diye ardında (kendi soyunda ve mü’minler arasında) kalıcı bir kelime (Millet-i İbrahim) olarak bâki kıldı-bıraktı.
A.Ahmet Akgül 43:28
29
Oysa, doğrusu Ben onları (inkârcıları) ve atalarını, kendilerine Hakk (bildirilinceye) ve açıklayan bir elçi gelinceye kadar metalandırdım (yararlandırıp) yaşattım.
A.Ahmet Akgül 43:29
30
Fakat kendilerine Hakk gelince; "Bu bir büyüdür, kesinlikle biz ona (karşı) kâfir olanlarız" deyip (çıkmışlardı) .
A.Ahmet Akgül 43:30