Ana SayfaMealler › Abdullah-Ahmet Akgül
AA

Abdullah-Ahmet Akgül

Abdullah-Ahmet Akgül meali ile okumaya başla
Fatır 1 / 45
1
Hamd, gökleri ve yeri yaratan; ikişer, üçer ve dörder kanatlı (çok güçlü ve hızlı) melekleri (kâinat, tabiat ve şeriat işlerine) elçiler kılan Allah içindir. O, yaratışta dilediğini arttırır. (Allah her mahlûkuna ayrı bir özellik ve güzellik katmıştır.) Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.
A.Ahmet Akgül 35:1
2
Allah, insanlar için rahmetinden her neyi (hangi nimet, fazilet ve başarı kapısını) açacak olsa, artık onu kısıp-tutacak (ve Rabbin takdirine engel olacak) yoktur; her neyi de kısıp tutarsa (her kime bir devlet ve nimet kapısını takdir buyurmamışsa) , artık onu O’ndan salacak (ve zorla alacak) da yoktur. O, Üstün ve Güçlü olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.
A.Ahmet Akgül 35:2
3
Ey insanlar, Allah’ın üzerinizdeki (sayısız) nimetini (sürekli) hatırlayıp (şükrünüzü yapın) . Gökten ve yerden sizi rızıklandıran Allah’ın dışında bir başka yaratıcı mı var? Kesinlikle O’ndan başka ilah yoktur. Öyleyse nasıl olur da (Hakk’tan ve hayırdan) çevriliyorsunuz? (Bu ne derin bir gaflettir!)
A.Ahmet Akgül 35:3
4
(Ey Nebim!) Eğer Seni yalanlıyorlarsa (sabret) , gerçekten Senden önceki elçiler de yalanlanmıştı. (Unutma ki) Bütün işler Allah’a döndürülüp durmaktadır.
A.Ahmet Akgül 35:4
5
Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah’ın va’adi Hakk’tır (her dediği olacaktır) ; öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve (şeytan gibi birtakım) sinsi ve tehlikeli aldatıcı (lar) da, (Kur’an’ın ayetlerini, Peygamberin hadislerini istismar edip eğrilterek ve kendisine Hakk dostu havası vererek) sizi Allah (ın rahmet ve mağfireti) ile aldatmasın. (Bundan sakının ki, en yaygın ve maalesef saygın olan bir sahtekârlıktır.)
A.Ahmet Akgül 35:5
6
Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman sayın (fısıltı ve fırıldaklarına kanmayın!) O, kendi hizbini (partisini, taifesini ve tâbilerini) , ancak çılgınca yanan (cehennemî) ateşin ehlinden olmaları için (küfre ve kötülüklere) çağırıp durmaktadır.
A.Ahmet Akgül 35:6
7
O (bile bile) inkâr edenler (yok mu, işte) ; onlar için (hem dünyada hem ahirette) şiddetli bir azap vardır. İman edip salih amellerde bulunanlar ise; onlar için de bir bağışlanma ve büyük bir ecir ve sevap vardır.
A.Ahmet Akgül 35:7
8
Kötü (niyetle ve İslam’a aykırı biçimde işledikleri çirkin) amelleri kendisine çekici-süslü kılınıp da onu güzel gören mi (Allah katında kabul edilecektir) ? Artık şüphesiz Allah (bile bile İslam’a ve insanlığa ters düşenlerden) dilediğini saptırır, (hayır işleyip hak edenlerden ise) dilediğini hidayete eriştirir. Öyleyse (ey Elçim) onlara (İslam’a itiraz ve isyana kalkışanlara) karşı nefsin hasretlere (derin kederlere) kapılıp (münafıklara verilen geçici imkân ve iktidarı kıskanıp) gitmesin. (Üzülüp kendini harap etme.) Gerçekten Allah onların, (süslü ve sanatlı kılıflar altında ve istismar kastıyla) neler yaptıklarını Bilendir (ve her şeyi kayıt altına alandır) .
A.Ahmet Akgül 35:8
9
(Dikkatle ve ibretle bakmaz mısınız ki:) Allah rüzgârları gönderir, onlar da (buhar yüklü) bulutu kaldırıp harekete geçirir, böylece Biz onu (susuzluktan kurumuş) ölü bir beldeye sürükleriz de, onunla (yağmurla) yeri ölümünden sonra diriltiriz (topraktan çeşit çeşit bitkiler çıkartırız) . İşte (insanların ölümden sonra ahirette) dirilip-yayılma (sı ve mahşere çıkarılması) da (aynen) böyle (olacaktır) .
A.Ahmet Akgül 35:9
10
Kim izzet ve şeref istiyorsa (bilsin ki) izzet ve şerefin hepsi Allah’ındır (ve O’nun yolunda aranmalıdır) . O (Rabbimize) ancak (tevazu ve teslimiyetle yapılan övgüler ve şükürler gibi) güzel sözler yükselir. (Bu güzel dua ve zikirleri de sadece) Salih ameller (ve halis niyetler) yukarı kaldırıp (Allah’a eriştirir) . Ama kötülükler (ve şeytani niyetler) le hile ve tuzak kuranlara (halkı aldatmak için dini duyguları ve değerleri istismara kalkışanlara) gelince, onlar için de çetin bir azap vardır ve tuzakları (şeytani tasarıları) boşa çıkacaktır.
A.Ahmet Akgül 35:10
11
Allah sizi (babanız Hz. Adem’i) topraktan yarattı, sonra (hepinizi topraktan beslenen hayvani ve nebati gıdalardan hâsıl olan) bir damla sudan (yapıp varlığa çıkardı) . Sonra da sizi (evli) çiftler kıldı. O’nun bilgisi olmaksızın, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz da. Ömür süren (varlığın) ömrünün uzatılması veya ömründen kısaltılması da mutlaka bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) dır. Ve kuşkusuz bu (karmaşık plan ve program) Allah’a kolaydır.
A.Ahmet Akgül 35:11
12
(Hâlâ bakıp ibret almaz mısınız ki?) İki deniz (veya büyük göl, birbirine yakındır, ama) aynı değildir. Şu tatlıdır, susuzluğu keser ve içimi kolaydır; şu da tuzlu ve acıdır. Ancak her birinden taze et (balık tutup) yersiniz ve takınmakta olduğunuz (inci-mercan gibi birtakım) süs eşyalarını çıkarırsınız. O’nun fazlından (nasibinizi) aramanız ve umulur ki şükretmeniz için gemilerin de onda (denizde) suları yara yara akıp gittiğini görürsün. (Düşünün, sizin iyiliğiniz ve istifadeniz için Allah neler ve hangi dengeler yaratmıştır?)
A.Ahmet Akgül 35:12
13
(Allah) Geceyi gündüze bağlayıp-katmakta, gündüzü de geceye bağlayıp-katmaktadır, (Dünya’nın dönüşünü şaşmaz bir düzene bağlamıştır;) Güneş’i ve Ay’ı emre âmade kılmıştır, her biri adı konulmuş bir süreye kadar (böyle uzayda) akıp durmaktadır. İşte bunları (yaratıp düzene koyan) Allah sizin Rabbinizdir; mülk O’nundur. O’ndan başka taptıklarınız ise, ’bir çekirdeğin (beynin) incecik zarına’ bile malik olmayan (zavallılardır) .
A.Ahmet Akgül 35:13
14
(Putlara ve tağutlara) Onlara (boşuna) dua etmeyin (yalvarıp güvenmeyin) ! Çünkü sizin duanızı ve çağrınızı işitmezler... İşitseler bile cevap veremezler! Kıyamet gününde de (onları Allah’a) ortak koşmanızı reddedecekler (ve sizi terk edecekler. Bunu her şeyden) Haberi olan (Allah) gibi (hiç kimse gerçekleri ve başınıza gelecekleri) sana haber verip bildiremez. (O, kullarına acıyıp sizi uyarmaktadır.)
A.Ahmet Akgül 35:14
15
Ey insanlar, siz Allah’a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allah ise Ğaniy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan) dır, Hamîd (övülmeye layık) tır. (İnsanların, Allah’ın halifesi ve temsilcisi olacak adil bir devlet himayesine ihtiyaçları vardır, aksi halde ezilmekten ve esaretten kurtulamayacaklardır.)
A.Ahmet Akgül 35:15
16
Eğer (Allah) dileyecek olsa, sizi giderir (devirir) ve yepyeni bir halk getirip (konuşlandırır ve onları iktidara taşır) .
A.Ahmet Akgül 35:16
17
Bu da, Allah’a göre hiç de güç değildir. (O dilediğini “Kün” emriyle yapandır.)
A.Ahmet Akgül 35:17
18
Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenip çekemez. (Her insan kendi yaptıklarının ve sebep olduklarının suçlusu ve sorumlusu olarak hesap verecektir.) Yükü ağır olan onun taşınması için (başkasını) çağırsa (ve o kişi kendisinin) en yakını bile olsa da (onun günah) ağırlığından (kendisine yine hiç) bir şey yüklenemez. Sen ancak görmediği halde (gaybi haşyetle) Rablerinden korkanları ve namazı dosdoğru kılanları sakındırırsın. (Senin uyarıların ancak böylelerine fayda sağlayacaktır.) Kim (küfür ve kötülükten) temizlenirse o sadece kendisi için temizlenir. Sonunda dönüş Allah’adır.
A.Ahmet Akgül 35:18
19
Körle, gören eşit olamaz.
A.Ahmet Akgül 35:19
20
Karanlıkla aydınlık da (bir tutulamaz.)
A.Ahmet Akgül 35:20
21
Gölge ile hararet (sıcaklık) da (aynı sayılamaz.)
A.Ahmet Akgül 35:21
22
(Bunun gibi) Dirilerle ölüler de bir olamaz, (bunlar farklı ve aykırı şeylerdir, aynı değildir) ; şüphesiz Allah (hikmet ve hakikati) dilediği kimseye duyurup işittirir. Sen ise kabirlerde olanlara (canlı cenaze hükmündeki gafil ve kâfir insanlara) işittirebilecek değilsin. (Sadece tebliğ görevini yapmalı, sonuçlarına kafayı takmamalısın.)
A.Ahmet Akgül 35:22
23
(Ey Resulüm!) Sen sadece (Hakka ve hayra çağıran) bir uyarıcısın.
A.Ahmet Akgül 35:23
24
Şüphesiz Biz Seni, Hakk (Kur’an) ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, içlerinde (hayat süreçlerinde) onlara bir uyarıcı gelip-geçmiş olmasın.
A.Ahmet Akgül 35:24
25
(Ey Nebim!) Eğer Seni yalanlıyorlarsa (aldırma ve dayan) , zira Senden önceki (elçi) ler de gerçekten (böyle) yalanlandı; oysa elçileri kendilerine apaçık ayetler, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplarla gelip (Hakka ve hayra çağırmışlardı.)
A.Ahmet Akgül 35:25
26
Sonra Ben de o (bile bile) küfürde (inat) edenleri (kahrımla) yakalayıverdim. Beni tanımayıp inkâr etmek (ve elçilerime karşı hileli planlar üretmek) nasılmış! (Onlar görüp anlamışlardı, sizin de ibret almanız lazımdı!)
A.Ahmet Akgül 35:26
27
Görmez misin, Allah’ın gökyüzünden (nasıl kar, yağmur ve çiy damlaları olarak) su indirdiğini (ve toprağı nasıl dirilttiğini) ? Böylece Biz onunla, renkleri (ve lezzetleri) değişik olan meyveler çıkardık. Dağlardan da (geçitler, tüneller ve hendekler kazdırıp) beyazlı, kırmızılı, renkleri farklı ve (kömür gibi) simsiyah (çeşitli madenlere ulaşan) yollar ve katmanlar (kılmışızdır) .
A.Ahmet Akgül 35:27
28
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri (ve şekilleri) böyle değişik olanlar vardır. (O’nun) Kulları içinde ise, ancak âlim olanlar (yaratılış sırlarını ve sorumluluklarını çok iyi kavrayanlar) “içleri titreyerek hakkıyla ve hürmetle Allah’tan korkup bağlanırlar.” Şüphesiz Allah, Üstün ve Güçlü olandır, Bağışlayandır.
A.Ahmet Akgül 35:28
29
Gerçekten Allah’ın Kitab’ını (dikkatle) okuyanlar (mana ve mealini anlayıp uygulayanlar) , namazı dosdoğru kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık (Hakk ve hayır yolunda ve ihtiyaç giderici oranda) infak yapanlar (var ya, işte bunlar) kesin olarak asla zarara uğramayacak bir ticareti umabilirler. (Bunlar her halde kazançlı çıkacaklardır.)
A.Ahmet Akgül 35:29
30
Çünkü (Allah) ecirlerini noksansız olarak öder ve Kendi fazlından onlara (nimetlerini) artırır. Şüphesiz O, Bağışlayandır, teşekkürü kabul eden (ve şükredenleri şerefli kılandır) .
A.Ahmet Akgül 35:30