Ana SayfaMealler › Abdullah-Ahmet Akgül
AA

Abdullah-Ahmet Akgül

Abdullah-Ahmet Akgül meali ile okumaya başla
Al-i İmran 1 / 200
1
Elif, Lâm, Mîm…
A.Ahmet Akgül 3:1
2
Allah (O’dur ki) O’ndan başka ilah yoktur. Gerçek hayat sahibidir (devamlı diridir ve her şeye hayat verendir) ve Zatıyla Kâim olup bütün mahlûkatını varlıkta tutan ve yönetendir.
A.Ahmet Akgül 3:2
3
Sana Kitap (Kur’an) Hakk ile indirilmiştir ve kendinden öncekileri tasdik edici olarak gelmiştir. O (Allah) , Tevrat’ı ve İncil’i de inzal edip göndermişti.
A.Ahmet Akgül 3:3
4
Bundan (Kur’an’dan) önce (onlar) insanlar için bir hidayet idiler. (Ardından nurunu tamamlamak ve kıyamete kadar hidayet rehberi olmak üzere) Doğruyu yanlıştan ayıran (Furkan) ı da indirdi. Gerçek şu ki, Allah’ın ayetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah Güçlüdür, intikam sahibidir.
A.Ahmet Akgül 3:4
5
Şüphesiz, yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz (kalacak değildir) .
A.Ahmet Akgül 3:5
6
(Ana) Rahimler (in) de size dilediği gibi suret verip (şekillendiren) O’dur. O’ndan başka ilah yoktur; Üstün, Galip ve Güçlü olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.
A.Ahmet Akgül 3:6
7
Sana Kitabı-Kur’an’ı indiren O’dur. Ondan (Kur’an’dan) bir bölümü kitabın anası (temeli ve esası) sayılan muhkem ayetler (açık ve kesin emirler) dir. Diğer bir kısmı da müteşabihtir. (Benzer manalara ve çeşitli yorumlara müsaittir.) Kalplerinde şüphe ve eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve (keyfi) te’villerde bulunmak üzere (açık ve kesin emirleri bırakıp, manası kapalı olan) müteşabih ayetlerin peşine düşmektedirler. Halbuki bunların gerçek te’vilini ancak Allah bilir... İlimde derinleşenler (râsihûn) ise: “Biz ona inandık, tümü Rabbimizin katındandır” derler. (Ve müteşabih -kapalı- ayetlere ise; Kur’an’ın sarih hükümlerine ve Resulüllah’ın sahih hadislerine uygun yorumlar getirirler.) Zaten temiz ve olgun akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez.
A.Ahmet Akgül 3:7
8
“Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra, bir daha kalplerimizi caydırma (ayaklarımızı kaydırma) , bize katından rahmet ve inayet bağışla. Şüphesiz, bağışı en çok olan Sensin Sen.”
A.Ahmet Akgül 3:8
9
“Rabbimiz, kendisinden asla şüphe olmayan bir günde, insanları gerçekten Sen (tekrar diriltip hesaba çekmek üzere bir araya) toplayacaksın. Doğrusu Allah, va’adinden cayıp dönmez.”
A.Ahmet Akgül 3:9
10
(Kendilerine tebliğ yapıldığı ve İslami gerçeklere akılları yattığı halde; işlerine gelmediği için bile bile inkâr eden) Kâfirlerin ne malları (ekonomik ve teknolojik imkânları) , ne de çocukları (nüfus ve askeri çoklukları) onlara, Allah’tan (gelecek felaket ve hezimet gibi) şeylere karşı (hiçbir fonksiyonu olmayacak ve) hiçbir fayda sağlamayacaktır. (Adil bir Düzene ve yönetime karşı, haksız inkâr ve isyana kalkışanların da, devlet katında can ve mal güvenlikleri ortadan kalkacaktır.) Ve onlar ateşin yakıtlarıdır.
A.Ahmet Akgül 3:10
11
Tıpkı Firavun ailesinin (zulüm ve küfür yönetiminin) ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi (olanların akıbeti de aynıdır) . Onlar da ayetlerimizi yalanlamışlardı, böylece Allah, günahları nedeniyle onları (kahrıyla) yakalamıştı. Allah, (cezayla) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.
A.Ahmet Akgül 3:11
12
(Ey Elçim!) İnkâr ve nankörlük edenlere de ki: "Yakında (sisteminiz ve tüm tedbirleriniz çöküp yıkılacak ve) yenilgiye uğratılacaksınız ve (dünyada rezil olduğunuz gibi ahirette de) toplanıp cehenneme atılacaksınız!” O ne kötü bir yataktır. (Ne kahredici bir zindandır.)
A.Ahmet Akgül 3:12
13
(Bedir’de) Karşı karşıya gelen iki toplulukta da, andolsun sizin için bir ayet (ibret) vardır. Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu; diğeri ise kâfirdi ki göz görmesiyle karşılarındakini (mü’minleri) kendilerinin iki katı görüyorlardı. (Böylece Allah kâfirlerin moralini bozmakta ve cesaretlerini kırmaktaydı.) İşte Allah, dilediğine yardımıyla (böyle) destek (çıkmaktadır) . Şüphesiz bunda, basiret sahipleri için gerçekten bir ibret vardır.
A.Ahmet Akgül 3:13
14
Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüş (paraya) , salma (serbest dolaşan bakımlı) güzel atlara (lüks arabalara, yatlara) , hayvanlara ve ekinlere (bahçelere, bağlara) duyulan şehvetli tutku insanlara ’süslü ve çekici’ kılındı. (Oysa) Bunlar, (fani) dünya hayatının (geçim) metaıdır. Asıl varılacak güzel yer ise Allah katındadır.
A.Ahmet Akgül 3:14
15
De ki: "Size bundan (dünyalık servet ve saltanattan) daha hayırlısını bildireyim mi? (Küfür ve kötülükten) Korkup sakınanlar için Rablerinin katında, içinde temelli kalacakları, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler, tertemiz eşler ve (özellikle) Allah’ın rızası vardır. Allah, kullarını hakkıyla görüp durmaktadır."
A.Ahmet Akgül 3:15
16
Onlar: "Rabbimiz; şüphesiz biz (Senin bütün hüküm ve haberlerine) iman ettik, artık bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru!" diyenlerdir.
A.Ahmet Akgül 3:16
17
(Onlar, Hakk uğrunda ve cihad yolunda) Sabredenler, (sözlerinde ve işlerinde) dosdoğru hareket edenler, (Allah’a, Kur’an’a ve Resulüllah’a) gönülden boyun eğenler, (helâl kazançlarından) infak edenler ve ’seher vakitlerinde’ bağışlanma dileyenlerdir.
A.Ahmet Akgül 3:17
18
Allah, (kâinat düzeninde, mahlûkat içerisinde ve Kur’an-ı Kerim’inde) adalet ve hakkaniyet ölçülerini ikame buyurarak (fıtrat ve tabiat nizamını ortaya koyup oturtarak) , kesinlikle Kendisinden başka ilah olmadığına şahitlik etti; (mevcudiyetini, vahdaniyetini, kudret ve rahmet eserlerini gösterdi,) melekler ve ilim sahipleri de (bu gerçeği ikrar ve ilan etmişlerdir) . Elbette O’ndan başka ilah yoktur, O Azîz’dir (mutlak galiptir) ve Hakîm’dir (hüküm ve hikmet sahibidir) .
A.Ahmet Akgül 3:18
19
Hiç şüphesiz, Allah katında (tek ve gerçek) din İslam’dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, ancak aralarındaki "kıskançlık, azgınlık ve aşırılık" (bağy) yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın ayetlerini inkâr ederse, (bilsin ki) gerçekten Allah, hesabı pek çabuk gören (ve karşılığını verendir) .
A.Ahmet Akgül 3:19
20
(Ey Nebim!) Eğer Seninle çekişip-tartışırlarsa, de ki: "Ben, Bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah’a teslim ettim." Ve kitap verilenlere ve ümmilere de ki: "Siz de (Kur’an’a ve Bana) teslim oldunuz mu? (Söyleyin!) ” Eğer (İslam’a ve Kur’an’a) teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermişlerdir. Fakat yüz çevirdilerse, artık Sana düşen yalnızca tebliğ (etmek) dir. Allah, kullarını hakkıyla Görendir.
A.Ahmet Akgül 3:20
21
Allah’ın ayetlerini (gereksiz ve geçersiz sayıp bile bile) inkâr edenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti emredenleri (Hakk düzenigerçekleştirmek ve yürütmek isteyenleri) katledenler (var ya) ; işte onlara acıklı bir azabı müjdele. (Ki bunu yakında göreceklerdir.)
A.Ahmet Akgül 3:21
22
İşte bunlar, yaptıkları (bütün amelleri) dünyada ve ahirette boşa gitmiş olan kimselerdir. Ve onların yardımcıları da yoktur (hiçbir şekilde kendilerine şefaat de edilmeyecektir) .
A.Ahmet Akgül 3:22
23
Kendilerine kitaptan (kutsal kaynaklardan) biraz nasip verilmiş olanları görmez misin: Ki onlar, aralarında hükmü uygulansın diye Allah’ın Kitabına çağırıldıklarında (işlerine gelmediğinden itiraz etmekte) , sonra onlardan bir grup (Hakk’tan ve hayırdan) dönüp kaytarıvermektedir; ve onlar (gerçeklerden) yüz çevirmeyi âdet edinmişlerdir.
A.Ahmet Akgül 3:23
24
Bu, onların: “ (Biz seçilmiş ve sevgili kullarız, bu yüzden) Ateş bize (hafifletilmiş olarak) sayılı günler dışında kesinlikle dokunmayacak” demelerindendir. Onların bu iftiraları, dinleri konusunda kendilerini yanılgıya düşürmesi sebebiyledir.
A.Ahmet Akgül 3:24
25
Artık onları, kendisinde şüphe olmayan bir gün (huzurumuzda) topladığımızda ve -haksızlığa uğratılmaksızın- her bir nefse kazandığı tam olarak ödenip (hak ettiğine kavuştuğunda, halleri) nasıl olacaktır? (Herkes buna göre hazırlıklı hareket etsin.)
A.Ahmet Akgül 3:25
26
De ki: “Ey mülkün (cümle kâinatın ve bütün varlıkların) gerçek sahibi olan Allah’ım!.. Sen mülkü (devlet ve serveti) dilediğine verirsin ve dilediğinden de mülkü (nimet ve fazileti) çeker alırsın... (Allah’ım, Sen) Dilediğini (ve layık gördüğünü) aziz eder, yüceltirsin; dilediğini (ve hak edeni) de zelil eder alçaltırsın. Ve her türlü hayır ve iyilik Senin elindedir. Gerçekten Sen her şeye Kâdir’sin.”
A.Ahmet Akgül 3:26
27
"Geceyi gündüze bağlayıp-katarsın, gündüzü de geceye bağlayıp-katarsın; (yerkürenin ve Güneş sisteminin muntazam deveranını her an yaratırsın,) diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Sen, dilediğine hesapsız rızık veren (Yüce Rabbimizsin) .”
A.Ahmet Akgül 3:27
28
(Sakın ha!) Mü’minler (Kur’an’a inanan ve hükmünü uygulayan) mü’minleri bırakıp da, (İslami hükümleri inkâr ve emirlerine itiraz eden) kâfirleri kesinlikle dost edinmesin ve idareci seçmesinler. Her kim böyle yaparsa, (artık onun) Allah’la hiçbir şekilde alâkası kalmış değildir. (Bunların Mevlâ’sı ile gerçek iman irtibatı kesilmiştir.) Ancak (kâfir ve zalimlerden) gelecek (kendisini ve yakın çevresini; öldürme, ağır işkence etme, sakat hale getirme, namuslarını kirletme, emeğini, ekinini ve evini yakıverme gibi) bazı korku ve baskılardan sakınmak ve (tehlikeleri atlatmak) durumu hariçtir. (“İkrah-ı mülci” denen bu zorlayıcı tehditler karşısında; kalben mü’min kalmak şartıyla, dil ile küfrü gerektiren ve belayı defeden sözler söylenebilir. Ama) Allah sizi (öncelikle) Kendisinden sakındırıp (uyarıverir. Zira son) varış Allah’adır. (Hesap vermek üzere O’na dönülecektir.)
A.Ahmet Akgül 3:28
29
De ki: "Göğüslerinizde ve gönüllerinizde olanı, eğer gizleseniz de, veya açığa vursanız da Allah onu bilir. Ve göklerde olanı da, yerde olanı da (bütün ayrıntılarıyla) bilir. Allah, her şeye güç yetirendir."
A.Ahmet Akgül 3:29
30
Her bir nefsin (ve herkesin) hayırdan yaptıklarını hazır bulacağı ve her ne kötülük işlediyse onunla da kendisi arasında uzak bir mesafe olmasını arzulayacağı o günü (düşünün) . Allah, sizi Kendisinden sakındırır. (O’nun kahrına ve azabına uğramayasınız diye uyarır.) Allah, kullarına karşı şefkatli olandır (Raûf ve Halîm’dir) .
A.Ahmet Akgül 3:30