Ana SayfaMealler › Abdullah-Ahmet Akgül
AA

Abdullah-Ahmet Akgül

Abdullah-Ahmet Akgül meali ile okumaya başla
Ankebut 1 / 69
1
Elif, Lam, Mim.
A.Ahmet Akgül 29:1
2
(Yoksa) İnsanlar; sadece “iman ettik” demekle, (öyle) imtihana tâbi tutulmadan (ve sonunda yeterli ve geçerli puan almadan terk edilip) bırakılacaklarını (ve kurtulacaklarını) mı (zan ve) hesap etmektedirler?
A.Ahmet Akgül 29:2
3
Yemin olsun (Biz) onlardan önceki (kavim) leri de (çeşitli) imtihan (kasıtlı, fitne ve belalar) dan geçirdik. (Böylece) Allah, kesinlikle (dininde ve davasında) sadıkları da bilecektir (bilmektedir) ve gerçekten yalancı sahtekârları da bilip (belirleyecektir.)
A.Ahmet Akgül 29:3
4
Yoksa (her türlü) kötülüğü yapıp (gizleyenler ve olduklarından başka türlü görünenler) , Bizi (Allah’ı) atlatıp geçeceklerini (ve insanları sürekli aldatabileceklerini) mi sanıvermektedirler? Onlar ne kötü (ve yanlış bir) hüküm (ve kanaat) yürütmektedirler.
A.Ahmet Akgül 29:4
5
Her kim Allah’a kavuşmayı (O’nun va’adine ulaşmayı) umarsa, (acele etmesin) Allah’ın (tayin ve takdir ettiği) süresi gelmektedir. O (her şeyi) İşiten ve Bilendir.
A.Ahmet Akgül 29:5
6
(Hakk hâkim olsun, ülkemizde ve yeryüzünde Adalet Nizamı kurulsun diye) Kim cihad ederse, o ancak kendi nefsinin faydası için çaba göstermiştir. (Cihadın, adil devlet, izzet ve emniyet gibi dünyevi menfaatleri de; ebedi saadet ve cennet gibi uhrevi mükâfatları da kişinin kendi çıkarı gereğidir.) Allah âlemlerden Müstağnidir (hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç değildir) .
A.Ahmet Akgül 29:6
7
Andolsun ki, inanıp hayırlı amel işleyen (imanına uygun davranışlar sergileyen) kimselerin kötülüklerini, Biz elbette örteriz ve onları yaptıklarının en güzeli ile mükâfatlandırıp karşılığını öderiz.
A.Ahmet Akgül 29:7
8
Biz insana, anne ve babasına iyilik yapmasını tavsiye (emr) ettik. (Ama) Eğer (onlar) , hakkında bilgin (ve doğruluğuna dair vicdani kanaatin) olmayan bir şeyi (körü körüne) Bana ortak koşman için seninle çekişip mücadele ederlerse, (bu durumda) artık kesinlikle onlara itaat etme. (Böyle ana-baba istemedi diye Allah’ın emrini terk etmek, şirktir! Çünkü onların hatırı Allah’ın rızasına tercih edilmiştir… Her halde) Dönüşünüz Banadır. Neler yaptıklarınızı Ben size haber vereceğim.
A.Ahmet Akgül 29:8
9
İman edip salih ameller işleyenleri (Allah’a ve insanlara karşı görevlerini yerine getirenleri) ise; elbette onları salihlerin (iyilerin ve cennetliklerin) arasına katıp (ödüllendireceğim) .
A.Ahmet Akgül 29:9
10
İnsanlardan öylesi vardır ki (sözde) , “Allah’a iman ettik” demektedir; fakat Allah için (bir zahmet ve) eziyet gördüğü zaman (hemen şikâyetlenir) , insanların (kendisine yönelttikleri işkence ve) fitnesini Allah’ın azabıymış gibi değerlendirir; ama yemin olsun ki, eğer Rabbinden (sadık ve mücahit mü’minlere) ’bir yardım ve zafer’ gelirse, o zaman da hemen: “Biz gerçekten sizlerle birlikteydik (gizlice sizi desteklerdik) ” diyecek (ve münafıklık edecek) lerdir. Oysa Allah, âlemlerin (her şeyin ve herkesin) sinelerinde (gönüllerinde) olanı daha iyi Bilen değil midir?
A.Ahmet Akgül 29:10
11
(Kesinlikle) Allah iman edenleri de bilmektedir; münafıkları da (kimler olduklarını ve neler yaptıklarını) elbette bilmektedir (ve herkesin ayarını gösterecektir) .
A.Ahmet Akgül 29:11
12
İnkâr edenler, iman edenlere derler ki: “Siz bizim yolumuzu izleyin (eğer varsa günahlarınızı ve) hatalarınızı biz yüklenelim.” Oysa kendileri, onların hatalarından hiçbir şeyi yüklenecek değillerdir. Gerçekten onlar, elbette yalancı kimselerdir.
A.Ahmet Akgül 29:12
13
Şüphesiz onlar, hem kendi yüklerini, hem kendi (günah) yükleriyle birlikte (sebep oldukları) başka (kötülük) yüklerini de yüklenecekler ve kıyamet günü, (din adına) düzüp uydurduklarından dolayı mutlaka sorguya çekileceklerdir.
A.Ahmet Akgül 29:13
14
Andolsun, Biz Nuh’u kendi kavmine gönderdik, o da içlerinde elli yılı eksik olmak üzere bin sene geçirmişti. Sonunda onlar (inkâr ve) zulümlerine devam ederlerken tufan kendilerini yakalayıvermişti.
A.Ahmet Akgül 29:14
15
Böylece Biz onu ve gemi (deki inançlı) arkadaşlarını kurtardık ve bunu âlemlere bir ayet (kendisinden ders çıkarılacak bir ibret) kılmış olduk (ki bu bir uyarı ve hatırlatmadır) .
A.Ahmet Akgül 29:15
16
Hani İbrahim de kavmine demişti ki: " (Sadece) Allah’a kulluk edin ve O’ndan (Allah’a itirazdan ve azabından) sakının, eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır."
A.Ahmet Akgül 29:16
17
(Halbuki) “Siz ancak Allah’tan başka birtakım putlara tapıyor (ve bunu meşru ve mazur göstermek için ‘bunlar şefaatçilerimiz ve aracılarımızdır’ gibi) bir sürü yalanlar uyduruyorsunuz. Gerçek şu ki, sizin Allah’tan başka taptıklarınız, size rızık vermeye (ve her türlü ihtiyacınızı temin etmeye) güç yetiremezler; öyleyse rızkı Allah’ın katında (meşru, doğru ve doğal metotlarla) arayın, sadece O’na kulluk edin ve O’na şükredin. Siz O’na döndürüleceksiniz.” (Bunu asla unutmayın.)
A.Ahmet Akgül 29:17
18
“Yok eğer (Hakkı ve uyarılarımızı) yalanlarsanız, sizden önceki ümmetler de (elçilerin çağrısını) yalanlamış (ve belalarını bulmuş) lardı. Elçiye düşen ise, sadece açık bir tebliğdir.” (İman edip etmediğiniz ondan sorulmayacaktır.)
A.Ahmet Akgül 29:18
19
Onlar (hâlâ fark edip) görmediler mi ki, Allah yaratmaya nasıl başlıyor, sonra onu (tekrarlayıp) iade ediyor? (Her an her şeyi en ince ayrıntısına kadar sürekli ve bizzat yaratıyor.) Şüphesiz bu Allah’a göre kolaydır.
A.Ahmet Akgül 29:19
20
De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın (mükemmel tabiatın ve harika varlıkların nasıl oluştuklarına yoğunlaşın) da, böylelikle yaratmaya nasıl başladığına (dikkatle) bir bakıp (anlayın) ; sonra Allah ahiret yaratmasını (veya son yaratmayı) da (işte böyle) inşa edip yaratacaktır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetiren (Kâdir olandır) .”
A.Ahmet Akgül 29:20
21
(Allah inkârcı ve isyancı kullarından) Dilediğini azaplandırır, (iman ve istikamet ehlinden) dilediğine de merhamet buyuracaktır. (Hepiniz sonunda) O’na çevrilip-götürüleceksiniz. (Öyle ise sığınılacak başka makam aramak akılsızca bir çabadır.)
A.Ahmet Akgül 29:21
22
Siz ne yerde ve ne de gökte (Allah’ı asla) aciz bırakamazsınız. (Füzelerinize ve uzay gemilerinize güvenmeniz boşunadır.) Sizin Allah’ın dışında veliniz yoktur, yardım edeniniz de olmayacaktır.
A.Ahmet Akgül 29:22
23
Allah’ın ayetlerini ve O’na kavuşmayı (hesaba ve huzura çıkmayı) inkâr edenler, işte onlar Benim rahmetimden ümitlerini kesenlerdir ve onlar için acıklı bir azap vardır.
A.Ahmet Akgül 29:23
24
Bunun üzerine kavminin (ve Nemrut kâfirinin İbrahim’e) cevapları sadece: “Onu hemen ya öldürüp (ortadan kaldırın) veya (ateşte) yakın!” demek oldu. Ama bunun üzerine Allah onu (yakılan dehşetli) ateşten (koruyup) kurtardı. Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için ayetler vardır.
A.Ahmet Akgül 29:24
25
(İbrahim) Dedi ki: “Siz gerçekten, Allah’ı bırakıp; dünya hayatında aranızda (geçici ve değersiz) bir sevgi-bağı (na ve çıkar ittifakına vesile) olarak putları (ve tabulaştırdığınız şahısları ilahlar) edindiniz. Sonra kıyamet günü, sizler kiminiz kiminizi inkâr edip-tanımayacak ve birbirinize lanet okuyacaksınız! Sizin barınma yeriniz ateştir ve hiçbir yardımcınız bulunmayacaktır.”
A.Ahmet Akgül 29:25
26
Bunun üzerine (önce ve sadece) Lut, ona (Hz. İbrahim’e) iman edip dedi ki: “Gerçekten ben, Rabbime hicret edeceğim (gaflet, cehalet ve rezaletten uzaklaşıp Hakka ve hayra yöneleceğim) . Çünkü şüphesiz O, Güçlü ve Üstün olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.”
A.Ahmet Akgül 29:26
27
(Ardından) Biz ona (İbrahim Aleyhisselam’a) İshak’ı ve Yakub’u (bağışlayıp) armağan ettik ve onun soyundan (seçtiklerimize) peygamberlik ve kitabı (ikram ve ihsan olarak) gönderdik; ona dünyada da ecrini (ve şerefini) verdik. Şüphesiz o, ahirette de salih olanlardandır, (iyilik ve cennet ehlidir.)
A.Ahmet Akgül 29:27
28
Lut da hani kavmine (şöyle) demişti: "Siz gerçekten, sizden önce âlemlerden (geçmiş kavimlerden) hiç kimsenin yapmadığı ’çirkin bir utanmazlığı’ (eşcinsellik ahlâksızlığını) yapıyorsunuz (öyle mi?) "
A.Ahmet Akgül 29:28
29
(Bu uyarılara rağmen) “Siz (hâlâ) erkeklere yaklaşacak, yol kesip (eşkıyalıkla uğraşacak) ve (her toplanıp) bir araya gelişlerinizde (bu rezillik ve) çirkinlikleri (hiç utanmadan) yapıp duracak mısınız?” Bunun üzerine kavminin cevabı yalnızca: “Eğer doğru söylüyor isen, bize Allah’ın azabını getir (de görelim) ” demekten ibaretti.
A.Ahmet Akgül 29:29
30
(Hz. Lut ise:) “Rabbim, (şehvet sapkınlığıyla) fesat çıkaran (bu) kavme karşı bana yardım et” diye (dua etmişti) .
A.Ahmet Akgül 29:30