Ana SayfaMealler › Abdullah-Ahmet Akgül
AA

Abdullah-Ahmet Akgül

Abdullah-Ahmet Akgül meali ile okumaya başla
Neml 1 / 93
1
Ta, Sin. (Dikkatle okuyun ve dinleyin. Çünkü şimdi size aktarılanlar) Bunlar Kur’an’ın ve Mübin (hüküm ve haberleri apaçık ve açıklayıcı olan) Kitabın (Allah’ın Ezeli ve Ebedi takdir kaydının) ayetleridir.
A.Ahmet Akgül 27:1
2
(Kur’an) Mü’minler için (yol gösterici) bir hidayet (rehberi) ve bir müjdedir.
A.Ahmet Akgül 27:2
3
Ki onlar, namazı dosdoğru kılıp (ikame edenler) , zekâtı verenlerdir. Ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman edenlerdir.
A.Ahmet Akgül 27:3
4
Ahirete inanmayanlara gelince; Biz onlara kendi yaptıkları (kötü amellerini) süslemişiz (yanlışlık ve haksızlıklarını fark etme ferasetlerini köreltmişiz) dir, böylece onlar, ‘ (gaflet içinde ve kötülüklerinin açığa çıkmayacağı düşüncesiyle) şaşkınca dolaşıp (debelenmektedirler) .’
A.Ahmet Akgül 27:4
5
İşte bunlar (bile bile inkârcılar ve münafıklar var ya) ; en kötü azap onlar (içindir) ve ahirette de onlar en büyük kayba uğrayacak olan kimselerdir.
A.Ahmet Akgül 27:5
6
Hiç şüphesiz bu Kur’an Sana, Hüküm ve Hikmet sahibi olan, (ve her şeyi ayrıntılarıyla) bilen (Allah’ın) katından ilka edilmekte (kalbine indirilip yerleştirilmekte) dir.
A.Ahmet Akgül 27:6
7
Hani o vakit Musa, ailesine: “Şüphesiz ben (şu karşıda) bir ateş gördüm” demişti. “Size ondan (yanında insanlar varsa) , ya (hayırlı) bir haber (edineceğim) veya umulur ki ısınmanız için bir kor ateş getireceğim” demişti.
A.Ahmet Akgül 27:7
8
Oraya gittiğinde ise, kendisine (şöyle) seslenildi: “Ateş (olarak gördüğün işaretin yerin) de olanlar da, çevresinde bulunanlar da kutlu kılınmıştır. (Kulum ve Resulüm Musa da, ona inanıp tâbi olarak Hakk’ta sabit duranlar da kayrılmıştır.) Âlemlerin Rabbi olan Allah Yücedir, her türlü kusur ve noksanlıktan münezzehtir!..”
A.Ahmet Akgül 27:8
9
"Ey Musa, gerçekten Ben, O Güçlü ve Üstün, Hüküm ve Hikmet sahibi olan Allah Benim!.. (Bana güvenip itaat etmen, kulluk gereği ve görevindir.) "
A.Ahmet Akgül 27:9
10
(Şimdi elçiliğinin ispatı olarak) "Asanı bırak (ve bak!” Hz. Musa yere attı ve) onun (çevik) bir yılan gibi hareket ettiğini görünce, geriye doğru kaçtı ve arkasına (bile) bakmadı. (Bunun üzerine kendisine şöyle vahyedildi:) "Ey Musa korkma; şüphesiz (bunları yaptıran ve sana sahip çıkacak olan) Ben (im) ! Çünkü Benim katımda (ve korumam altında bulunan) elçiler korkmaz." (Sadece Benden korkanın, başka şeylerden korkmaması gerekir.)
A.Ahmet Akgül 27:10
11
(Kavmine bildir ki;) "Ancak kim zulmeder (senin istemeden bir kişinin ölümüne sebep olduğun gibi çeşitli haksızlık ve yanlışlıklara düşer) de, sonra bunun ardından (tevbe edip Hakka ve hayra yönelerek) kötülüğünü iyiliğe çevirirse; artık şüphesiz Ben, Bağışlayanım, Esirgeyenim."
A.Ahmet Akgül 27:11
12
"Ve (ey Musa, ayrıca) elini koynuna sok ki (ardından) kusursuz olarak bembeyaz çıkıversin! (Bu) Firavun ve kavmine yönelik dokuz ayet (mucize) içinde (n biri) dir. Gerçekten onlar, fasık olan bir kavimdir."
A.Ahmet Akgül 27:12
13
Vaktâki (bütün mucizelerimiz ve) ayetlerimiz onlara, gözleri önünde sergilenmiş olarak gelince (yine) dediler ki: "Bu, apaçık olan bir büyüden ibarettir."
A.Ahmet Akgül 27:13
14
Vicdanları (nefislerindeki fıtri duyguları da, elçinin davetini haklı bularak önce) tam kanaat getirip (kabul ettiği) halde, (sonra) zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları (Hz. Musa’nın çağrısını) inkâr ettiler. Artık Sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak (ve insanlara bildir) .
A.Ahmet Akgül 27:14
15
Andolsun, Davud’a ve Süleyman’a da (şimdiki ileri teknoloji harikaları yerine, özel manevi marifetleri içeren) bir ilim vermiştik de, onlar da: “Bizi inanmış kullarından birçoğuna göre üstün kılan Allah’a hamd olsun” demişlerdi.
A.Ahmet Akgül 27:15
16
(Hz.) Süleyman (babası) Davud’a mirasçı oldu ve dedi ki: “Ey insanlar, bize kuşların konuşma-dili (mantıkut-tayr = sinyallerle haberleşme) öğretildi ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür (ve Allah’ın faziletidir) .”
A.Ahmet Akgül 27:16
17
Süleyman’a (hizmet için) cinnlerden, insanlardan ve kuşlardan ordular (emir dinleyen ve hizmet eden gruplar) toplanmış ve bunlar (onun emrinde ve istediği hizmete) bölükler halinde dağıtılmıştı. (Ki bunlar Allah’ın özel inayeti ve nimetleridir.)
A.Ahmet Akgül 27:17
18
Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca: “Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin ki, Süleyman ve orduları farkında olmaksızın sizi kırıp-geçmesinler (ezip çiğnemesinler) ” diyerek (uyarıvermişti) .
A.Ahmet Akgül 27:18
19
(Süleyman, karıncanın) Bu sözü üzerine tebessüm edip gülerek: “Rabbim, (hayvanların dilinden ve halinden anlamayı lütfettin ve daha nice faziletler verdin, öyle ise) hem bana, hem anne ve babama verdiğin bunca nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih amel (ler) işlemeyi (hayırlı ve yararlı işler görmemi) ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat” deyip (dua etmişti) .
A.Ahmet Akgül 27:19
20
(Hz. Süleyman) Kuşları denetledikten sonra dedi ki: (Hani nerede,) "Hüdhüd’ü neden göremiyorum, yoksa (kaçıp) kayıplara mı karıştı (ki çağırdığım halde gelmemiştir) ?"
A.Ahmet Akgül 27:20
21
(Bu itaatsizliği, ihmal ve gafletinden dolayı ise) "Gerçekten şiddetli bir eziyetle onun canını yakıvereceğim, ya da (eğer hıyanet ve isyan etmişse) onu boğazlayıp (keseceğim) veya o (Hüdhüd kuşu) , bana (mazeretini ispatlayacak) apaçık olan bir delil getirmelidir."
A.Ahmet Akgül 27:21
22
Derken uzun zaman geçmeden (Hüdhüd kuşu) geldi ve (Hz. Süleyman’a) dedi ki: “Senin (ihata edip) kuşatamadığın (bilip farkına varamadığın) şeyi, ben (öğrenip) kuşattım (kavradım) ve sana (Yemen’deki) Sebe’ (yurdundan ve halkından) kesin ve ilginç bir haber getirdim.”
A.Ahmet Akgül 27:22
23
"Gerçekten ben, onlara hükmetmekte olan bir kadın (ı toplumun başında) buldum ki, ona (dünyalık nimet ve faziletler olarak) her şeyden (bolca) verilmiştir ve büyük bir tahtı vardır. (Güç ve saltanat sahibi bir hanımdır.) "
A.Ahmet Akgül 27:23
24
“Onu ve kavmini, Allah’ı bırakıp da Güneş’e secde ederlerken buldum; şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulamıyorlar. (Hakk yolu bilmiyorlar.) ”
A.Ahmet Akgül 27:24
25
“Dikkat edin, ki onlar, göklerde ve yerde saklı olanı ortaya çıkarıveren ve sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı bilen Allah’a secde etmesinler diye (böyle aldatılıp saptırılıyorlar) .”
A.Ahmet Akgül 27:25
26
(Oysa) "O Allah (ki) , O’ndan başka ilah yoktur, büyük Arş’ın (ve kâinatın tüm katmanlarının) Rabbidir." (Ama Sebe’ halkı O’nu tanımıyorlar.)
A.Ahmet Akgül 27:26
27
(Hz. Süleyman Hüdhüd’e) Dedi ki: “Haydi görelim, doğru mu söylüyorsun, yoksa yalan (ve palavra) mı atıyorsun? (Dediklerini yapabilecek misin, yoksa sadece yalan söyleyen ve boşuna böbürlenenlerden misin, seni bir deneyelim.) ”
A.Ahmet Akgül 27:27
28
“ (Bunu anlamamız için) Şu mektubumu götürüp onlara (Belkıs’ın Sarayı’na) bırak, sonra onlardan biraz öteye çekil ve seyret, hele bak ne yapıyorlar (nasıl bir tepki gösteriyorlar) ve nasıl bir sonuca-karara varacaklar? (anlayalım” dedi.)
A.Ahmet Akgül 27:28
29
(Nihayet mektubu gören Belkıs, danışmanlarına) Dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup bırakıldı.”
A.Ahmet Akgül 27:29
30
“Bu mektup (peygamber) Süleyman’dandır ve Rahman, Rahim olan Allah’ın adıyla (başlamakta) dır.”
A.Ahmet Akgül 27:30