Ana SayfaMealler › Abdullah-Ahmet Akgül
AA

Abdullah-Ahmet Akgül

Abdullah-Ahmet Akgül meali ile okumaya başla
Nur 1 / 64
1
(Bu Rabbiniz olarak) Bizim indirdiğimiz ve ondaki (hükümleri) ni farz kıldığımız bir suredir. İçinde, umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz diye apaçık ayetler (size hayat ve huzur sağlayacak hükümler) indirdik.
A.Ahmet Akgül 24:1
2
Zina eden erkekle zina eden kadından her birine (öldürecek ve kırıp dökecek şiddetten ve tehlikeli bölgelerinden sakınarak derisine) yüz celde (ince çubuk veya kırbaç) vurun. (Canilere ve zanilere hak ettikleri İlahi ve hukuki cezaları uygularken) Eğer Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, sakın ha, Allah’ın dini (hükümlerini tatbik) için, onlara acımanız (re’fet duygularınız) kabarmasın. Onlara uygulanan cezaya mü’minlerden bir topluluk da şahit olsun.
A.Ahmet Akgül 24:2
3
Zina eden (ve bundan tevbe edip vazgeçmeyen) erkek, zina eden (ve fuhşu alışkanlık haline getiren) ya da müşrik olan bir kadından başkasını nikâhlayamaz; (devamlı) zina eden kadını da (yine sürekli) zina eden ya da müşrik olan bir erkekten başkası nikâhlayamaz. (Bu ahlâksız ilişkiler, cahiliye âdetidir.) Bu (tür evlilikler) , mü’minlere haram ve yasak edilmiştir.
A.Ahmet Akgül 24:3
4
İffetli ve namuskâr kadınlara (zina suçu iftirası) atıp da, sonra bu (iddiasını) dört şahit getirip (ispat edemeyenlere) seksen (ince) değnek vurun ve artık onların (mahkemelerde) şahitliğini de asla kabul etmeyin. Çünkü onlar fasık olan kimselerdir.
A.Ahmet Akgül 24:4
5
Ancak bundan (masum kadın ve erkeklere iftira atmaktan) sonra (samimiyetle) tevbe eden ve salihçe davranıp durumu düzeltenler hariç. Çünkü gerçekten Allah, Bağışlayandır, esirgeyip merhamet edendir.
A.Ahmet Akgül 24:5
6
Kendi eşlerine (zina isnadı) atan ve kendileri dışında (başka) şahitleri de bulunmayanlara gelince; işte bu durumda olanlardan birinin şahitliği ise, dört defa “Allah şahittir ki” yemini ile kendisinin kesinlikle doğru söylediğini (ve asla iftira etmediğini söylemeleridir) .
A.Ahmet Akgül 24:6
7
(Artık) Beşincisinde: Eğer yalancılardan ise, Allah’ın lanetinin mutlaka kendi üzerine olması (nı dileyip kabul etmesidir) .
A.Ahmet Akgül 24:7
8
(Bu sefer) Onun (kadının) da dört kere “Allah şahittir ki” şeklindeki yeminle, onun (kocasının) hiç şüphesiz yalan söyleyenlerden olduğuna dair şahitlik etmesi, kendisinden (zina için öngörülen) cezayı uzaklaştırıp kaldırıverir.
A.Ahmet Akgül 24:8
9
Kadının beşinci (yemini) ise, eğer o (kocası) doğru söylüyor ise, kesinlikle Allah’ın gazabının kendi üzerinde olması (nı kabul etmesi) dir. (Bundan sonra hâkim tarafından boşanmalarına hükmedilir.)
A.Ahmet Akgül 24:9
10
Eğer Allah’ın sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı ve Allah gerçekten tevbeleri kabul eden Hüküm (ve Hikmet) sahibi bulunmasaydı (yalan iddia ve iftiralardan dolayı helak olup gidecektiniz.)
A.Ahmet Akgül 24:10
11
(Hz. Peygamberin eşine -Hz. Aiyşe’ye- yönelik) Gerçekten, uydurulmuş bir yalanla ve ağır (zina iftirasıyla yanınıza) gelenler, kendi içinizden (zahiren sizinle birlikte hareket eden münafık) bir ekiptir; (ama) siz onu (iftira olayını) kendiniz için (kötü) bir şer saymayın, aksine o (sonuçları itibariyle) sizin için bir hayırdır. (Çünkü bu tavırları, münafıkların tanınmasına ve ayrışmasına vesile olacaktır.) Onlardan her bir kişi kazandığı günahın cezasını çekecektir. Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenen (o çirkin yalanı uyduruveren) ise daha ağır bir azabı hak etmiştir.
A.Ahmet Akgül 24:11
12
Ne olurdu, onu (masum bir kadın ve erkeğe iftira suçunu) işittikleri zaman, erkek mü’minler ile kadın mü’minlerin kendi nefisleri (vicdanları) adına hayırlı bir zanda bulunup: “Bu, açıkça uydurulmuş iftira ve yalandır” deselerdi ya!.. (Böyle davranmaları gerekmez miydi?)
A.Ahmet Akgül 24:12
13
(Bu asılsız ve kasıtlı ithamları ortaya atanlar) Şayet (haklı iseler, iddialarını ispatlamak için) buna karşı dört şahit getirselerdi ya... (Ancak bu) Şahitleri getiremediklerine göre, artık onlar Allah katında (alçak) yalancıların ta kendileridir.
A.Ahmet Akgül 24:13
14
Eğer Allah’ın dünyada ve ahirette sizin üzerinizdeki (sonsuz) fazlu inayeti (afvu mağfireti) ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız dedikodudan (ve bu iftiralara sessiz ve tepkisiz kalmaktan) dolayı size büyük bir azap dokunuverirdi.
A.Ahmet Akgül 24:14
15
Çünkü o durumda siz (maalesef) onu (iftirayı) dillerinizle (birbirilerinize) aktardınız ve hakkında (kesin belgeniz ve) bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söyleyip yaydınız ve bunu (masum bir kadının namus ve onurunu karalamayı ve Hz. Resulüllah’ın ailesine hakarette bulunmayı) kolay (ve basit bir şey) sandınız; oysa o Allah katında çok büyük (bir vebaldir) .
A.Ahmet Akgül 24:15
16
Şayet onu işittiğiniz zaman: “Bu konuda söz söylemek (ve münafık iftiracıları haklı görmek) bize yakışmaz. (Allah’ım) Sen Yücesin; (hâşâ!) bu, büyük bir iftiradır” demeniz gerekmez miydi?
A.Ahmet Akgül 24:16
17
Eğer (gerçekten) iman edenlerden iseniz, bunun gibisine (Peygamberin namusuna, Hakk dava elçilerinin ve masum kişilerin onuruna yönelik asılsız iddialar karşısında tepkisizliğe) bir daha dönmemeniz için Allah size öğüt vermektedir.
A.Ahmet Akgül 24:17
18
Ve Allah size ayetleri açıklıyor (ve şöyle uyarıyor) ; Allah (her şeyi ayrıntılarıyla) Bilendir, Hüküm ve Hikmet sahibidir.
A.Ahmet Akgül 24:18
19
Çirkin utanmazlıkların (fuhşun, pornonun, ahlâk bozucu görüntü, yazı ve yorumun) mü’minler arasında yaygınlaşmasından hoşlananlara, (her çeşit zinanın, eşcinsel sapkınlığın, çıplaklığın ve hayâsız yayınların artmasına fırsat veren iktidarları sevip-beğenip destek çıkanlara) dünya¬da ve ahirette acıklı bir azap vardır. Allah her şeyi bilir, siz ise bilmezsiniz.
A.Ahmet Akgül 24:19
20
Eğer size Allah’ın lütfu inayeti ve merhameti olmasaydı ve gerçekten Allah Rauf (şefkatli) ve Rahim olmasaydı (bu gibi iftiralara inanıp yaydığınızdan dolayı büyük bir azaba uğratılıp helak edilirdiniz!)
A.Ahmet Akgül 24:20
21
Ey iman edenler, (hiçbir konuda) şeytanın (sizi çirkefe ve felakete sürükleyecek adamlarına ve) adımlarına tâbi olup (münafıkları takip etmeyin) . Kim şeytanın adımlarına uyarsa, (bilsin ki) gerçekten o (şeytan edep ve erdeme aykırı) fuhşiyatı (cinsi sapkınlıkları ve çirkin utanmazlıkları) ve münkeratı (kötülük kaynaklı haksızlık ve ahlâksızlıkları dürtükleyip) emretmektedir. Eğer Allah’ın üzerinizde fazlu inayeti ve rahmeti olmasaydı, sizden hiçbirinizin (ve özellikle iftiralara gereken tepkiyi göstermeyenlerin) ebedi olarak temize çıkması mümkün değildi. Ancak Allah, dilediğini (iyi niyetini ve meşru mazeretini bilip merhamet ettiklerini) temize çıkarır. Allah, İşitendir, Bilendir.
A.Ahmet Akgül 24:21
22
(Her şeye rağmen) Sizden, fazilet ve servet sahibi olanlar (yine de asil ve adil davransınlar; bu gibi fesatlıklara alet olsalar da) yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret etmiş olanlara (şimdiye kadar) vermekte (oldukları yardımlarını kesip) eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoş görsünler. Ki; Allah’ın da sizi bağışlamasını (istemez ve) sevmez misiniz? (Kesinlikle) Allah, Bağışlayandır, Esirgeyendir. (Bu nedenle, hayırlı ve yararlı bir işi bırakmak için yapılan yeminlerden vazgeçilmelidir.)
A.Ahmet Akgül 24:22
23
(Masum olan mü’min erkek ve kadınların namus ve haysiyetiyle oynayanlar, Müslüman kişi ve kuruluşlar aleyhinde iftira ve isnatlarda bulunanlar, Allah katında da insanlar nazarında da lanete müstahaktırlar.) Namus sahibi ve bir şeyden habersiz mü’min kadınlara (zina suçu) atanlar, dünyada ve ahirette lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azap (takdir edilmiştir.)
A.Ahmet Akgül 24:23
24
Ki o (hesap) günü; (herkesin ve özellikle hainlerin) dilleri, elleri ve ayakları kendi aleyhlerinde (her) yaptıklarına dair şahitlik edeceklerdir.
A.Ahmet Akgül 24:24
25
O gün Allah onlara dinde (İslam adaletine göre) hak ettiklerini eksiksiz verecek ve Allah’ın açıkça Hakk olduğunu bileceklerdir.
A.Ahmet Akgül 24:25
26
Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler de kötü kadınlara yaraşır (ve layıktır) . İyi kadınlar ise iyi erkeklere, iyi erkekler de iyi kadınlara yakışır. Bunlar (iyi ve temiz insanlar) , onların (iftiracı münafıkların) demekte olduklarından uzaktırlar. Bunlar için bir bağışlanma ve kerim (üstün) bir rızık vardır.
A.Ahmet Akgül 24:26
27
Ey iman edenler, kendi evlerinizden başka evlere, (onlarla) yakınlık kurup (davet edilmeden, izin istemeden) ve ev halkına selam vermeden (içeri) girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır; umulur ki öğüt alıp düşünür (edep ve hürmet ölçülerimize dikkat edersiniz).
A.Ahmet Akgül 24:27
28
Eğer orada (gittiğiniz evde) bir kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar artık oraya girmeyin; ve eğer " (müsait değiliz) geri dönün" denilirse, siz de hemen geri dönün, (içeri alınmak için ısrar etmeyin) bu sizin için daha (erdemli, emniyetli ve) temizdir. Allah yaptıklarınızı Bilendir.
A.Ahmet Akgül 24:28
29
İçinde oturulmayan (terk edilmiş olan) ve sizin için bir meta (yarar ve size ait bir eşya) bulunan evlere girmenizde ise bir sakınca yoktur. Allah, (niyetlerinizden) açığa vurduklarınızı da, sakladıklarınızı da bilir.
A.Ahmet Akgül 24:29
30
Mü’min (erkek) lere söyle: “Gözlerini (haram olan kadınları ve ahlâksız yayınları seyretmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu (sonuçları ve sorumlulukları bakımından) onlar için daha temiz (ve hayırlı) olandır.” Gerçekten Allah onların (fasıkların ve münafıkların) yaptıkları (ama çaktırmamaya çalıştıkları; sanatlı -iyilik kılıflı- ve ustalıklı bir tavırla sakladıkları kötü maksatlı) bütün işleri (en ince ayrıntısına kadar bilen) Habîr’dir. (Her şey O’nun bilgisi dahilindedir.)
A.Ahmet Akgül 24:30