Ana SayfaMealler › Abdullah-Ahmet Akgül
AA

Abdullah-Ahmet Akgül

Abdullah-Ahmet Akgül meali ile okumaya başla
Hicr 1 / 99
1
Elif, Lam, Ra. İşte bunlar, Kitabın (bağlayıcı hüküm ve haberleri) ve apaçık olan Kur’an’ın ayetleridir.
A.Ahmet Akgül 15:1
2
Bir zaman gelecek ki; o kâfirler (ve Kur’an ahkâmını artık gereksiz ve geçersiz sayıp inkâr edenler ahiret azabını görünce) : “Ah keşke (gerçek) Müslümanlardan olsaydım” diye nice kereler (ama yararsız bir hasretle arzu edip) isteyeceklerdir.
A.Ahmet Akgül 15:2
3
Onları bırak, (şimdilik) yesinler, yararlanıp eğlensinler ve onlar (boş) bir emel ve umutla oyalanıversinler. (Ama) İleride (suçlarını ve sonuçlarını) bileceklerdir.
A.Ahmet Akgül 15:3
4
Biz, kendisi için bilinen (takdir edilmiş bir kader yazısı ve gönderilmiş) bir Kitap olmaksızın (yani uyarılmaksızın) hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmış değilizdir.
A.Ahmet Akgül 15:4
5
Hiçbir ümmet (millet ve medeniyet) ecelini (takdir edilmiş süresini) ne önüne geçip (erkene alabilir) , ne de geciktirip uzatabilir.
A.Ahmet Akgül 15:5
6
(Müşrikler Hz. Muhammed’e:) “Ey kendisine Zikir (Kur’an-ı Kerim) indirilen, Sen kesinlikle bir delisin!” demişlerdi.
A.Ahmet Akgül 15:6
7
(Hz. Muhammed Aleyhisselamın haklı çağrılarına ve hayırlı yoluna bir bahane bulamayan müşrikler) "Eğer doğruyu söylüyor isen, (Sana destek vermek üzere) bizlere melekleri getirmeli değil miydin?" deyip (mucizeler istemişlerdi) .
A.Ahmet Akgül 15:7
8
(Oysa) Hakk (ve gerekli) olmaksızın Biz melekleri indirmeyiz. (Göndermemiz gerektiğinde ise) O zaman da onlara göz açtırılmayacak (mühlet verilmeyecek, hemen helak edileceklerdi) .
A.Ahmet Akgül 15:8
9
Hiç şüphesiz, Zikri (Kur’an-ı Kerim’i) Biz indirdik, Biz; ve elbette (kıyamete kadar) Onu (bu kutsal metni değiştirilmekten ve dejenere edilmekten koruyup aynen) muhafaza edicileri de Biziz.
A.Ahmet Akgül 15:9
10
Andolsun, Senden önce geçmiş topluluklara da elçiler gönderdik.
A.Ahmet Akgül 15:10
11
Ancak onlara herhangi bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
A.Ahmet Akgül 15:11
12
İşte böylece Biz onu (İlahi gerçekleri alay konusu edinme hastalığını) , suçlu-günahkârların kalplerine sokuveririz.
A.Ahmet Akgül 15:12
13
Evvelkilerin (daha önceki sapkın kavimlerin) sünneti (hak ettikleri musibetleri ve ibretlik akıbetleri) geçmişken (ve haberleri kendilerine verilmişken) onlar hâlâ buna (Kur’an’a) iman etmemektedirler.
A.Ahmet Akgül 15:13
14
Şayet onların üzerlerine gökyüzünden bir kapı açsak, oradan (urûc edip) yukarı yükselseler de; (yine imana gelmeyeceklerdir.)
A.Ahmet Akgül 15:14
15
"Herhalde gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyülenmiş bir topluluğuz" diyeceklerdir.
A.Ahmet Akgül 15:15
16
Andolsun, gökte bazı burçlar (büyük yıldız durakları) kıldık ve onu gözleyenler (dikkatle izleyenler) için süsledik (cezbedici yorumlara müsait hale getirdik) .
A.Ahmet Akgül 15:16
17
Ve onu kovulan her şeytandan koruyuverdik. (Kulak hırsızlığı yapmak ve kader programının günlük taksimindeki bazı sırları kapmak üzere şeytanların burçlara çıkmasını engelledik.)
A.Ahmet Akgül 15:17
18
Ancak (buna rağmen) kulak hırsızlığı yapan olursa, onu da (kovalamak üzere) açık ve parlak bir ateş sütunu izlemektedir. (Yıldız kayması böyle meydana gelmektedir.)
A.Ahmet Akgül 15:18
19
Yeryüzüne (Dünya gezegenine gelince) onu (tarıma, hayvancılığa ve inşaata müsait olarak) döşeyip-yaydık, onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda her şeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirip (çıkardık) .
A.Ahmet Akgül 15:19
20
Ve orada (dünyada) sizler için ve kendisine rızık vericiler olmadığınız (beslemekle başa çıkamayacağınız) kimseler (bütün varlıklar ve canlılar) için geçimlikler kıldık.
A.Ahmet Akgül 15:20
21
(Canlı-cansız, atom zerrelerinden galaksilere) Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri (temel malzemesi ve projesi) Bizim katımızda olmasın; ancak onu (her varlığa) belirlenmiş bir miktar (çok hassas ölçüler ve bileşimler) olarak indiririz.
A.Ahmet Akgül 15:21
22
Ve (meyve oluşması için ağaçlardaki dişi ve erkek çiçek tozlarını) aşılayıcılar olarak rüzgârları gönderdik, böylece gökten su indirdik de sizleri sulayıverdik. Oysa siz (tatlı su kaynaklarının yer altındaki tutucuları ve) onun hazine koruyucuları da değilsiniz. (Suları ve yağmurları hem yağdırmaya hem de dağlarda ve yer altı katmanlarında depolamaya güç yetiremezsiniz.)
A.Ahmet Akgül 15:22
23
Şüphesiz Biz, (evet) gerçekten (her şeyi) Biz (yaratıp) hayat vermekteyiz ve (zamanı gelince) Biz öldürmekteyiz ve (sonunda her şeyin tek sahibi) Vâris’i olan da Biziz.
A.Ahmet Akgül 15:23
24
Andolsun sizden öne (veya önceden) geçenleri (bütün kavimleri ve yaratılan türleri) bilmişizdir; ve (yine) andolsun, geride kalanları (gelecek nesilleri) de biliriz.
A.Ahmet Akgül 15:24
25
Ve şüphesiz Senin Rabbin; O, (bütün) onları (hesaba çekmek üzere diriltip) haşredecektir. Gerçekten O, Hüküm ve Hikmet sahibidir, Alîm’dir (her şeyi hakkıyla Bilendir) .
A.Ahmet Akgül 15:25
26
Andolsun Biz insanı balçıktan, şekil verilip (pişirilmiş) öz çamurdan yarattık. (Topraktan süzülen gıdalardan oluşan meniyi insan vücudunun tohumu kıldık.)
A.Ahmet Akgül 15:26
27
Daha önce Cann’ı (cinn halkını ve şeytan takımını) da, ’nüfuz edici (madenlerden ve bedenden geçici) kavurucu’ ateşten (elektrik cinsi bir enerjiden) yaratmıştık.
A.Ahmet Akgül 15:27
28
Hani Rabbin meleklere (şöyle) demişti: “Ben, kuru öz çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan bir adam yaratacağım.” (İnsanın maddesi çamurdan, manası İlahi ruhtandır.)
A.Ahmet Akgül 15:28
29
“Ben, onun yaratılışını tamamladığım ve ona Ruhumdan (hayat ve şuur sırrımdan) üflediğim zaman, siz hemen onun (halifelik makamına hürmet) için secdeye varın!”
A.Ahmet Akgül 15:29
30
Böylece meleklerin tümü, topluca (Adem’e) secde etmiş, (ibadet değil hürmet kastıyla Hz. Adem’in önünde yere kapanmışlardı.)
A.Ahmet Akgül 15:30