Ana SayfaMealler › Abdullah-Ahmet Akgül
AA

Abdullah-Ahmet Akgül

Abdullah-Ahmet Akgül meali ile okumaya başla
Hud 1 / 123
1
Elif-Lam-Ra. (Bu Kur’an ki) Ayetleri muhkem kılınmış, (bozulmaya karşı garantiye alınmış ve hükmedilmek üzere yollanmış,) sonra da Hüküm ve Hikmet sahibi olan ve her şeyden haberdar bulunan (Allah) tarafından birer birer (bölüm bölüm) açıklanmış bir Kitab-ı Kerim’dir. (Müttakiler için hidayet ve hikmet rehberidir.)
A.Ahmet Akgül 11:1
2
Öyle ki; Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. (Sadece O’nun kurallarına uyup, yalnız O’nun rızasını gözetin. Şunu bilin ki) Gerçekten Ben, O’nun tarafından sizi ikaz eden ve müjdeleyen (bir peygamber) im.
A.Ahmet Akgül 11:2
3
Ve (her hatanın ardından hemen) Rabbinizden bağışlanma dileyin. Sonra (sürekli) O’na tevbe edin ki, O da sizi adı (ve zamanı) belirlenmiş bir vakte kadar güzel bir meta (şerefli bir hayat ve rahatlıkla) geçindirsin ve her fazilet sahibine kendi faziletini (feyiz, feraset ve bereketini) versin. (Üstün yetenekli ve verimli kimseler de devletçe önemli ve etkili görevlere getirilsin.) Eğer (Hakk’tan ve hayırdan) yüz çevirirseniz; gerçekten Ben, sizin için (hesabı çetin, önemi ve anlamı) büyük bir günün azabından korkup çekinirim.
A.Ahmet Akgül 11:3
4
(Unutmayın!) Sizin dönüşünüz Allah’adır. O her şeye güç yetirendir.
A.Ahmet Akgül 11:4
5
Haberiniz olsun; gerçekten onlar (münafık ve marazlı insanlar) O’ndan (Resulüllah’tan gıcık aldıklarından, rastladıklarında görünmemek ve) gizlenmek için göğüslerini bükerek (Hakk dinden ve Elçi’den uzaklaşıp giderler.) Ve yine dikkat edin (ve uyanık bulunun) ki; onlar (hıyanet ve nifak) örtülerine büründükleri (gizli ve kirli işler çevirdikleri) zaman, O (Allah) onların sakladıklarını da açığa vurduklarını da bilmektedir. Çünkü O, gönüllerin içinden geçip duranı Bilendir.
A.Ahmet Akgül 11:5
6
Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki; her türlü rızkı (ve ihtiyacı) Allah’a ait olmasın. (Tek hücreli canlılardan balinalara kadar) Onun yuvasını ve yaşadığı yeri de, gezip dolaştığı geçici yerleri de her an bilir. (Ve zaten) Bunların hepsi, her şeyi açıklayan (ve kayıt altına alan) bir kitabın içindedir.
A.Ahmet Akgül 11:6
7
O’nun (Allah’ın) Arş’ı (kudret sanatı ve saltanatı) , su üzerinde (henüz bütün âlem enerji -nur- parçacıklarından oluşan gaz ve toz bulutu halinde ve içinde buhar taşıyan vaziyette) iken; amel bakımından hanginizin daha iyi olduğunu denemek için gökleri ve yeri altı günlerde (dönemde) yaratan O’dur. Andolsun Sen onlara; “Gerçekten siz ölümden sonra diriltileceksiniz” dediğinde inkârcılar; “Bu açıkça (aldatmaca bir) sihirden (ve bizi etki altına alma girişiminden) başka bir şey değildir” derler.
A.Ahmet Akgül 11:7
8
Andolsun muayyen bir taifeye (veya belirli bir süreye) kadar onlardan azabı erteleyecek olursak; hemen hepsi birden; “O’nu engelleyen nedir? (Hadi cezamızı verse ya!) ” derler. Şunu iyi bilin ki; onlara bu azabın geleceği (ve şeytani iktidarlarının devrileceği) gün (kesindir) ve bu, onlardan asla geri çevrilecek değildir. Ve alaya aldıkları şey de kendilerini çepeçevre kuşatıp (onları rezil ve zelil edecektir.)
A.Ahmet Akgül 11:8
9
Andolsun ki eğer Biz insana Kendi katımızdan bir rahmet (nimet ve fazilet) tattırıp; sonra (kıymetini bilsin ve imtihandan geçsin diye) bunu kendisinden çekip alsak, kuşkusuz o (hemen) umudunu kesmiş bir inkârcı nankör (gibi davranmaya, itiraz ve isyana başlayacaktır.)
A.Ahmet Akgül 11:9
10
Ve andolsun ki (insana) eğer kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra tekrar bir nimet tattırsak (yeniden eski servet ve faziletine döndürecek olsak) yine kesinlikle; “Kötülükler benden (uzaklaşıp) gitti, (kendi bilgim ve becerimle bunu başarıp kurtuldum) ” diyerek (gaflet ve cehalete dalacaktır) . Çünkü o, çok şımarık (bir şaşkındır ve boş yere) böbürlenip gururlanandır.
A.Ahmet Akgül 11:10
11
Ancak (hem nimetlere hem de musibetlere karşı) sabredenler ve (Hakka bağlı, halka yararlı) salih ameller işleyenler hariç... İşte bağışlanma ve büyük ecire ulaşma bunlarındır.
A.Ahmet Akgül 11:11
12
(Ey Elçim ve ey Hakk davanın temsilcisi!) Şimdi (inkâr edenlerin ve nasipsizlerin;) “Ona bir hazine indirilmeli veya onunla bir melek gelmeli değil miydi?” demeleri dolayısıyla, göğsün daralıp, belki de Sana vahyolunan (gerçeklerden ve müjdelerden) bir kısmını (onların keyfi için) neredeyse terk edecek hale gelirsin!.. (Unutma ve yolundan geri durma) Sen sadece bir uyarıcısın!.. Allah her şeye Vekîl’dir (ve yeterlidir. Sizin göreviniz Hakkı yaşamak ve yaymaktır.)
A.Ahmet Akgül 11:12
13
Yoksa (Senin için, Kur’an’ı) “Onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? (Onlara) De ki: “Siz bu iddia ve iftiranızda sadık, samimi ve gerçekçi iseniz, Allah’tan başka gücünüz yettiklerinden de kimi (yardıma) çağırırsanız çağırın (böylece) , Onun gibi (Kur’an’a benzer; hepsinden vazgeçtik, hiç değilse) on sure uydurup meydana getirin (de görelim) .”
A.Ahmet Akgül 11:13
14
Eğer buna rağmen size cevap veremezlerse, artık biliniz ki O (Kur’an) , gerçekten Allah’ın ilmiyle indirilmiştir ve O’ndan başka ilah yoktur. Öyleyse (bu açık bilgi ve belgeler karşısında) artık, siz Müslüman mısınız (değil misiniz, karar sizindir) ?
A.Ahmet Akgül 11:14
15
Her kim (sadece) dünya hayatını ve onun çekiciliğini (zevkli ve ziynetli nimetlerini) isterse, onlara yapıp ettiklerini (amellerini ve ücretlerini) orada (dünyada) tastamam öderiz ve onlar bunda hiçbir eksikliğe uğratılmayacaklardır.
A.Ahmet Akgül 11:15
16
(Ancak) İşte bunların, ahirette kendileri için ateşten başkası yoktur. Onların orada (dünyada) bütün işledikleri (bazı hayırlı ve yararlı işler de) boşa çıkmıştır ve yapmakta oldukları şeyler de geçersiz ve değersiz olacaktır.
A.Ahmet Akgül 11:16
17
Rabbinden apaçık bir delil üzerinde bulunan, onu yine O’ndan (Allah tarafından görevli) bir şahit (her amelini kaydedici melek) izleyip duran ve ondan önce bir önder ve rahmet olarak Musa’nın kitabı (kendisini doğrulamakta) olan kimse, (Hz. Muhammed AS ve ümmeti artık onlar) gibi midir? (İnkârcılarla bir midir?) İşte onlar (Müslümanlar) Buna (Kur’an’a bütünüyle ve samimiyetle) iman etmektedirler. Artık hangi topluluk (hangi hizip ve ekip) Onu (Kur’an’ı ve Resulüllah’ı tamamen veya kısmen) inkâr ederse, ona va’ad edilen yer (cehennem) ateştir. Öyleyse bundan hiç kuşkun olmasın, çünkü O Rabbinden olan bir Hakk’tır. Ancak insanların çoğunluğu inanmazlar. (İnanmayacaklardır.)
A.Ahmet Akgül 11:17
18
(Yahudiler ve Hristiyan Siyonistler gibi Müslümanlar içinde de rastlanan bazı kesimler: “Bizler Allah tarafından seçilmiş ve günahları peşinen affedilmiş kimseleriz. Birtakım amaçlar için her şey bize mübah ve caizdir” düşüncesinde olanlar sapıtmış kimselerdir. Ve bazı işbirlikçiler gibi; şahsi makam ve menfaat için bunları destekleyip, bu hıyanetlerine de çeşitli mazeret kılıfları geçirerek) Allah’a karşı yalan uydurup iftira atandan daha zalim kim olabilir? İşte bunlar (hesap günü huzura getirilip) Rablerine arz edilerek (meleklerden ve mü’minlerden) şahitler şöyle diyeceklerdir: “Rableri üzerine yalan söyleyenler (dinlerini ve Allah’ın ayetlerini eğip bükenler) işte bunlardır!” Haberiniz olsun; Allah’ın laneti (böylesi hain ve gafil) zalimlerin üzerinedir. (Ve bu zalimler Allah’ın kahrına uğramışlardır.)
A.Ahmet Akgül 11:18
19
Bunlar (insanları) Allah’ın yolundan (şeriat ve cihad şuurundan) uzaklaştıran ve onu (İslam’ı nefsi arzularına göre) eğriltmeye (ve eksik öğretmeye) çalışan kimselerdir. (Bunlar çevrelerinde mübarek ve muhterem bilinseler de gerçekte) Ahirete (ve hesaba çekilmeye de tam manasıyla) iman etmeyenlerdir. (Zira hakikaten iman etmiş olsalardı, Kur’an ve sünnet kaynaklı İslam şeriatını lüzumsuz saymaz, cihadı unutturup çarpıtmaz ve dinsizlerle işbirliğine yanaşmazlardı.)
A.Ahmet Akgül 11:19
20
(“Katı İslam, ılımlı İslam” gibi asılsız kavramlar uyduranlar var ya) Bunlar, yeryüzünde (Allah’ı) asla aciz bırakamayacak (ve zulüm saltanatlarını sürekli ayakta tutamayacaklardır) ve bunların Allah’tan başka velileri de bulunmayacaktır. Azap onlar için kat kat arttırılacaktır. (Çünkü) Bunlar (Hakkı) işitmeye tahammül edemiyorlardı ve gerçekleri de görmek istemiyorlardı (küfür ve kötülükte inatçı insanlardı) .
A.Ahmet Akgül 11:20
21
(Din adına ortaya çıkarak insanları Allah’ın Hakk yolundan saptırıp alıkoyanlar ve İslam’ı yozlaştırıp çarpıtmaya çalışanlar var ya) İşte bunlar, kendilerini hüsrana (ziyana ve hayal kırıklığına) uğratanlardır ve yalan olarak uydurdukları (düzme nizamlar ve şeytani güç odakları da) onlardan uzaklaşıp-kaybolmuşlardır.
A.Ahmet Akgül 11:21
22
Hiç şüphesiz bunlar, ahirette de en çok ziyana uğrayıp (pişman ve perişan olacaklardır) .
A.Ahmet Akgül 11:22
23
(Ancak) Kesinlikle iman edip salih amellerde bulunanlar ve "Rablerine kalpleri tatmin bulmuş olarak bağlananlar" (ise) , işte bunlar da cennetin halkıdırlar. Onlar onda süresiz kalacaklardır.
A.Ahmet Akgül 11:23
24
Bu iki grubun (iman ve itaat ehliyle, inkâr ve itiraz kesiminin) örneği; kör ve sağır ile gören ve işiten gibidir. Örnek (ve ölçü olarak hiç) bunlar eşit olabilir mi? Hâlâ öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz? (Hakikat bu denli açıktır.)
A.Ahmet Akgül 11:24
25
Andolsun ki, Biz Nuh’u risaletle (görevlendirip) kavmine gönderdik. (Onlara:) “Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım”;
A.Ahmet Akgül 11:25
26
“Allah’tan başkasına kulluk etmeyin (yarar ve zararı sadece Allah’tan bilin. İbadet ve hizmetlerinizde sadece O’nun rızasını gözetin) . Gerçekten ben, sizin için acı bir günün azabından korkmaktayım” (demişti) .
A.Ahmet Akgül 11:26
27
Kavminden ileri gelen kâfirler (den hükümet, servet ve etiket sahibi kimseler ise ona) : “Biz seni, sadece bizim gibi bir beşerden başka (bir şey olarak) görmüyoruz... Ve sana, sığ bakışlı (ve kıt akıllı aşağı tabakadan) rezil ve zelil (fakir) kimseler dışındakilerin tâbi olduğunu da görmüyoruz… Ve sizin bizden bir üstün tarafınızı (farklı ve faziletli bir yanınızı) da görmüyoruz. Tam aksine sizi yalancı (hürmet ve menfaat toplamak için plancı ve palavracı) olduğunuzu zan ve tahmin ediyoruz” deyip (itiraz ve inkâr etmişlerdi.)
A.Ahmet Akgül 11:27
28
(Nuh) Dedi ki: “Ey kavmim, samimi reyinizi (vicdani kanaatinizi) söyleyin: Eğer ben, Rabbimden verilen apaçık bir delil üzerinde bulunuyorsam... Ve (üstelik Rabbim) bana Kendi katından (özel) bir rahmet (hikmet ve hidayet) vermiş de (bu gerçek) sizin (basireti körelmiş) gözlerinizden gizli tutulmuşsa!.. (O takdirde kime karşı çıktığınızı ve nelerden mahrum kalacağınızı bir düşünüverin.) Ve tabi siz bu (nimet ve fazileti) istemiyorsanız, biz onu size zorla mı kabul ettireceğiz?”
A.Ahmet Akgül 11:28
29
“ (İyi düşünün) Ey kavmim! Ben bu (tebliğ ve tavsiyelerime) karşılık sizden bir mal (makam ve menfaat) istemiyorum. Benim ücretim (sevabım) yalnızca Allah’a aittir. (Siz hor görüyor ve hoşlanmıyorsunuz diye) Ben iman edenleri (yanımdan) kovacak da değilim. Onlar mutlaka Rablerine kavuşacak (niyet ve gayretlerinin karşılığına erişecekler) dir. Ne var ki, ben sizi gerçekten cahillik eden bir toplum (olarak) görmekteyim.” (Bu ayete göre, kamu görevi yapanların, ayrıca halktan ücret ve hediye talep etmeleri rüşvettir.)
A.Ahmet Akgül 11:29
30
“Ey kavmim! (Siz istemiyorsunuz diye) Ben bunları (yanımdaki horladığınız sadıkları) kovarsam, Allah’tan (gelecek azaba karşı) bana kim yardım edebilir? Hâlâ hiç düşünmez misiniz?”
A.Ahmet Akgül 11:30