Ana SayfaMealler › Muhammed Celal Şems
MC

Muhammed Celal Şems

Muhammed Celal Şems meali ile okumaya başla
Fetih 1 / 29
1
(1-2) Şüphesiz Biz, sana apaçık bir zafer ihsan ettik. Bunun sonucu Allah, senin geçmişte (bilmeden) yaptığın ve gelecekte (de muhtemelen yapacağın) en küçük hataları (bile) bağışlayacak, sana olan nimetini tamamlayacak ve (de) senin doğru yolda (yürümeni) sağlayacaktır.
M.C.Şems 48:1
2
(1-2) Şüphesiz Biz, sana apaçık bir zafer ihsan ettik. Bunun sonucu Allah, senin geçmişte (bilmeden) yaptığın ve gelecekte (de muhtemelen yapacağın) en küçük hataları (bile) bağışlayacak, sana olan nimetini tamamlayacak ve (de) senin doğru yolda (yürümeni) sağlayacaktır.
M.C.Şems 48:2
3
Keza Allah, sana üstünlük kazandıracak ve yardımda bulunacaktır.
M.C.Şems 48:3
4
(Var olan) imanları ile birlikte, imanda daha da ilerlesinler diye, müminlerin kalplerine huzur indiren O’dur. Göklerin ve yerin orduları, ancak Allah’ındır. Allah çok bilgi ve hikmet sahibidir.
M.C.Şems 48:4
5
Bu, O’nun mümin erkek ve mümin kadınları, içlerinden ırmaklar akan ve ebediyen kalacakları Cennetler’e alması ve onların kötülüklerini kendilerinden uzaklaştırması içindir. Allah Katında çok büyük başarı (da,) ancak budur.
M.C.Şems 48:5
6
Keza bu, O’nun Allah hakkında kötü zanda bulunan münafık erkek ve münafık kadınlar (ile) müşrik erkek ve müşrik kadınları azaba uğratması içindir. Musibetler çemberi onların başlarına geçecektir. Allah onlara öfkelenmiştir. O onları lânetlemiştir ve kendileri için Cehennem’i hazırlamıştır. Orası ne kötü bir kalınacak yerdir!
M.C.Şems 48:6
7
Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah (her şeyden) üstündür, hikmet sahibidir.
M.C.Şems 48:7
8
Şüphesiz Biz seni şahit, (inananlara) müjde veren ve (inanmayanlara da) uyaran olarak gönderdik.
M.C.Şems 48:8
9
(Bunun) sonucunda sizler (de) Allah’a ve O’nun Resûlün’e iman edin, ona yardımda bulunun, kendisine saygı gösterin ve (de) sabah akşam O’nu tespih edin.
M.C.Şems 48:9
10
Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah’a biat ederler. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Sonra kim verdiği sözü bozarsa, o bunu ancak kendi menfaati aleyhine bozmuş olur. Kim Allah’a verdiği sözü yerine getirirse, (Allah da) ona büyük bir mükâfat verecektir.
M.C.Şems 48:10
11
(Kırsal bölgelerde yaşayan) bedevilerden geride bırakılanlar sana mutlaka, “Ailelerimiz ve mallarımız bizi meşgul ettiği için (bu yolculuğa çıkamadık.) Bizim için mağfiret dile,” diyecekler. Onlar dilleriyle, kalplerinde olmayanı söylüyorlar. Sen de ki: “Eğer (Allah) size zarar vermek isterse ya (da) size yarar sağlamak isterse, Allah’a karşı sizin için kimin elinden bir şey gelir? Aslında Allah, sizin tüm yaptıklarınızdan haberdardır.
M.C.Şems 48:11
12
Bilakis sizler, Peygamberin ve inananların ailelerine hiçbir zaman geri dönmeyeceklerini sandınız. Bu yüreklerinize pek güzel gösterildi. Siz kötü düşüncelere kapıldınız ve helâk edilmiş bir kavim oldunuz.
M.C.Şems 48:12
13
Kim Allah’a ve Peygamberi’ne inanmazsa (bilsin ki,) Biz kâfirlere mutlaka alevli bir azap hazırladık.
M.C.Şems 48:13
14
Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah’ındır. O, dilediğini affeder, dilediğini azaba uğratır. Allah çok bağışlayan ve çok rahmet edendir.
M.C.Şems 48:14
15
Siz ganimetleri toplamaya gideceğiniz zaman, geride bırakılanlar size, “Müsaade edin, biz (de) arkanızdan gelelim,” diyecekler. Onlar, Allah’ın kararını değiştirmek isteyecekler. Sen de ki: “Asla peşimizden gelemezsiniz. Allah önceden böyle söylemiştir.” Bunun üzerine onlar, “Siz aslında bizi kıskanıyorsunuz,” diyecekler. Aslında onlar, anlayıştan tamamen yoksundurlar.
M.C.Şems 48:15
16
Sen, (kırsal bölgelerde yaşayan) bedevilerden geride bırakılanlara de ki: “Yakında çok savaşçı bir kavime karşı çağrılacaksınız. Ancak onlar Müslüman olduktan sonra (kendileriyle savaşmayacaksınız.) Eğer itaat ederseniz, Allah (da) size çok iyi bir mükâfat verecektir. (Ancak) daha önce yüz çevirdiğiniz gibi (gene) yüz çevirirseniz, O sizi çok acı bir azaba uğratacaktır.
M.C.Şems 48:16
17
Kör için (savaşa katılmadığından dolayı) bir sakınca yoktur. Topal için (de) sakınca yoktur. Hasta için (de) sakınca yoktur. Kim Allah’a ve O’nun Resûlü’ne itaat ederse, (Allah) onu içinden ırmaklar akan Cennetler’e alacaktır. Kim yüz çevirirse, onu (da) acı bir azaba uğratacaktır.
M.C.Şems 48:17
18
(18-19) Müminler ağaç altında sana biat ettiklerinde, Allah onlardan kesinlikle razı oldu. (Bu ayet-i kerimede Hudeybiye biatinden bahsedilmiştir) O, onların kalplerindeki (imanı) çok iyi biliyordu. Bunun sonucu O, kalplerine huzur indirdi ve yakında elde edilen bir zafer (Burada Hayber fethinden bahsedilmiştir) ile ele geçirdikleri birçok ganimetleri kendilerine ihsan etti. Allah (her şeyden) üstündür, hikmet sahibidir.
M.C.Şems 48:18
19
(18-19) Müminler ağaç altında sana biat ettiklerinde, Allah onlardan kesinlikle razı oldu. (Bu ayet-i kerimede Hudeybiye biatinden bahsedilmiştir) O, onların kalplerindeki (imanı) çok iyi biliyordu. Bunun sonucu O, kalplerine huzur indirdi ve yakında elde edilen bir zafer (Burada Hayber fethinden bahsedilmiştir) ile ele geçirdikleri birçok ganimetleri kendilerine ihsan etti. Allah (her şeyden) üstündür, hikmet sahibidir.
M.C.Şems 48:19
20
Allah, ele geçireceğiniz birçok ganimetleri (de) size vadetmiştir. O, mevcut (ganimetleri de) size acilen vermiştir. İnsanların ellerini (size uzanmasın diye) tuttu ki, bu (olaylar) inananlar için bir alâmet olsun ve (de) O, bununla size doğru yolu göstersin.
M.C.Şems 48:20
21
Henüz elde etmediğiniz birçok zaferler daha vardır. Allah, onlar hakkında kesin karar vermiştir. Allah, dilediği her şeyi (gerçekleştirmeye) daima gücü yetendir.
M.C.Şems 48:21
22
Eğer kâfirler sizinle savaşa girerlerse, mutlaka geri dönüp kaçacaklar. Sonra kendilerine hiçbir himaye eden ve yardımcı (da) bulamayacaklar.
M.C.Şems 48:22
23
Bu Allah’ın daha önce geçmiş bir sünnetidir. Sen, Allah’ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın.
M.C.Şems 48:23
24
Size onlara karşı zafer ihsan ettikten sonra, Mekke vadisinde onların ellerini sizden ve sizin ellerinizi (de) onlardan çeken, ancak O’dur. Allah, tüm yaptıklarınızı görendir.
M.C.Şems 48:24
25
Kâfirlik eden, sizi Mescid-i Haram’dan alıkoyan, kurbanlığın yerine varmasını engelleyen, ancak onlardır. Eğer tanımayarak ayaklarınızın altında çiğneyebileceğiniz, sonra (da) onlar yüzünden bilmeden zarara uğrayacağınız mümin erkek ve mümin kadınlar olmasaydı, (size savaş izni verirdik.) Bu (da) Allah’ın dilediğini rahmetine almasından dolayıdır. Eğer (orada bulunan müminler) onlardan tam olarak ayrılmış olsalardı, Biz onlardan kâfirlik edenleri, mutlaka acı bir azaba uğratırdık.
M.C.Şems 48:25
26
Hani kâfirler, kalplerine bir taassup (yani,) cahiliye (devrinin) bağnazlığını yerleştirmişlerdi. Bunun üzerine Allah, Peygamberi ile inananlara Katından bir huzur indirdi. Takva sözü üzerinde onları sağlam kıldı. Buna en çok lâyık ve ehil olan (da) kendileriydi. Allah, her şeyi çok iyi bilendir.
M.C.Şems 48:26
27
Şüphesiz Allah, Peygamberi’ne (görmüş olduğu) rüyayı hak ile tamamlayarak (gösterdi. O rüya şöyleydi:) Allah dilerse siz, emniyet içinde, başlarınızı tıraş ettirerek ya (da) saçlarınızı kısa kestirerek, hiç korkmadan mutlaka Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Ancak O, sizin bilmediğinizi bildi ve ondan önce, yakında size başka bir zafer mukadder kıldı. (Bu ayette Hayber’in fethinden bahsedilmiştir.)
M.C.Şems 48:27
28
Dinin (her dalına) tam olarak galip kılmak üzere, Peygamberi’ni hidayet ve hak dini ile gönderen, ancak O’dur. Allah, şahit olarak yeterlidir.
M.C.Şems 48:28
29
Muhammed, Allah’ın peygamberidir. Onunla birlikte olanlar, kâfirlere karşı çok sert, kendi aralarında (ise) merhametlidirler. Sen onları rükû ederlerken ve secde ederlerken göreceksin. Onlar (daima) Allah’ın lütfunu ve hoşnutluğunu ararlar. Onların alâmetleri, yüzlerindeki secde izidir. Onların bu durumu Tevrat'ta (anlatılmıştır.) İncil’de (de) durumları, filiz veren, sonra (da) onu güçlü kılan bir ekin gibi (beyan edilmiştir.) Ardından o daha (da) sağlamlaşır (ve) böylece kökü üzerinde dimdik durur. Çiftçilerin (de) hoşuna gitmeye başlar. Bunun sonucu kâfirler onları görüp öfkelenirler. Allah, inanıp (imanlarına göre yerli yerinde) iyi amelde bulunanlara, mağfiret ve büyük mükâfat vermeyi vaat etmiştir.
M.C.Şems 48:29
Fetih suresi tamamlandı