1
Ben, her şeyi en iyi bilen Allah’ım!
2
Bu (tam ve mükemmel) Kitab’ın, bütün âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olduğunda (hiç) şüphe yoktur.
3
Onlar, “Bunu (Hz. Muhammed) kendi uydurdu,” diyorlar, öyle mi? Hayır, (sandıkları gibi) değil. Aslında o, senden önce kendilerine hiç uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarasın ve onlar (da) hidayeti bulsunlar diye, Rabbin tarafından (indirilmiş olan) haktır.
4
Gökleri ve yeri ve her ikisi arasındakileri altı devirde yaratan Allah’tır. Ardından O, arşta karar kıldı. (Bknz. 7:54) O’ndan başka sizin için ne bir dost, ne (de) bir şefaatçi yoktur. Öyleyse hiç öğüt almaz mısınız?
5
O, kararını (belli bir) plana göre gökten yere indirecek, sonra (da) o sizin saymanıza göre bin yıl eden bir devirde, O’na yükselecektir.
6
İşte bu, görünmeyeni (de,) görüneni (de) bilen, her şeyden üstün olan ve çok rahmet eden (Allah’tır.)
7
O, yarattığı her şeyi mükemmel kılmıştır. İnsanın yaratılışını (ise) yaş topraktan başlattı.
8
Sonra (da) onun neslini, kıymetsiz bir suyun özünden yarattı.
9
Sonra onu (en olgun kuvvetlerle) tamamladı ve ona Kendi ruhundan üfledi. Sizin için kulaklar, gözler ve yürekler var etti. Ancak siz hiç şükretmezsiniz.
10
Derler ki: “Biz toprak içinde kaybolduktan sonra, yeni bir yaratık mı (olacağız?)” Aslında bunlar, Rableri ile karşılaşmayı inkâr ederler.
11
De ki: “Sizin için görevli kılınan ölüm meleği, size vefat verecektir. Sonra hepiniz Rabbinize döndürüleceksiniz.”
12
Suçluların Rablerinin önünde boyunlarını büküp duracakları (durumu) bir görsen. (Onlar diyecekler ki:) “Rabbimiz, gördük ve duyduk. Salih amellerde bulunmamız için bizi geri gönder. Şüphesiz (sözlerinden) kesinlikle ikna olduk.”
13
Eğer Biz isteseydik, herkese (durumuna göre) hidayet verirdik. Ancak, “Ben, Cehennem’i bütün cinler (Bknz. 6:100) ve insanlarla mutlaka dolduracağım,” (diye verdiğim) söz Benden çıkmıştır.
14
Bugüne kavuşmayı unuttuğunuz için (azabı) tadın. Şüphesiz Biz (de) sizi unuttuk. (Artık) yaptıklarınızdan dolayı, kalıcı azabı tadın.
15
Ayetlerimize, ancak kendilerine bunlarla nasihat edildiğinde, secde ederek (yere) düşenler ve Rablerinin hamdı ile O’nu tespih edenler inanırlar. Onlar kibirlenmezler.
16
Onların yanları yataklarından ayrılıp (uzaklaşır.) Rablerini korku ve ümit ile çağırırlar. Kendilerine verdiklerimizden (de Allah yolunda) harcarlar.
17
(Bu müminler) için, yaptıklarının karşılığı olarak göz aydınlığı (getirecek nimetlerde,) neler saklı olduğunu kimse bilmez.
18
Mümin olan, itaat dışına çıkan gibi olabilir mi? (Bunlar asla) aynı değildirler.
19
İman edip, (yerli yerinde) iyi işler yapanlara, (oturmaya değer) ebedi Cennetler verilecektir. (Bu,) yaptıklarına karşılık (kendilerine sunulan) bir ağırlama olacaktır.
20
Ancak itaat dışına çıkanların (da) barınağı Cehennem’dir. Oradan her çıkmak istediklerinde, ona geri döndürülecekler ve kendilerine, “Hep yalanladığınız Cehennem azabını tadın,” denilecek.
21
Ancak (tevbe edip yaptıklarından vazgeçsinler ve hidayete) geri dönsünler diye, büyük azap gelmeden önce Biz onlara, (bu dünyada da) daha küçük azabı tattıracağız.
22
Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldığı halde, onlardan yüz çeviren kimseden daha zalim kim olabilir? Biz, şüphesiz suçlulardan öç alıcıyız.
23
Şüphesiz Biz, Musa'ya kitap verdik. (Ey Resûlum!) Sen O’nunla karşılaşman (hakkında,) hiç şüphe duyma. Biz onu İsrâiloğulları’na hidayet (vesilesi) kıldık.
24
Onlar sabır (gösterdiklerinde,) aralarından emrimizle (insanlara) hidayet veren imamlar çıkardık. Onlar, ayetlerimize kesin olarak inanırlardı.
25
Şüphesiz Kıyamet günü, aralarında ihtilafa düştükleri her (mesele) hakkında, ancak Rabbin hüküm verecektir.
26
Kendilerinden önce geçmiş birçok kavimleri yok etmemiz, onlara hidayet vermedi mi? Bunlar, (artık) onların evlerinde gezip dolaşırlar. Şüphesiz bunda birçok deliller vardır. Bunlar (hiç) dinlemezler mi?
27
Çorak bir toprağa suyu yürüttüğümüzü, sonra o (su) ile hayvanlarının ve kendilerinin yedikleri ekinleri çıkardığımızı görmediler mi? Onlar hiç görmezler mi?
28
Derler ki: “Eğer doğru iseniz, bu zafer ne zaman gelecek?”
29
De ki: “Zafer gününde, kâfirlik edenlerin imanları kendilerine (hiç) fayda vermeyecek. Onlara mühlet (de) verilmeyecek.”
30
Artık onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz onlar (da) bekleyenlerdir.