Ana SayfaMealler › Muhammed Celal Şems
MC

Muhammed Celal Şems

Muhammed Celal Şems meali ile okumaya başla
Neml 1 / 93
1
Tayyip ve Semî (olan Allah, bu sûreyi indirmiştir.) Bunlar apaçık bir Kitap olan Kur’an’ın ayetleridir.
M.C.Şems 27:1
2
Müminler için hidayet ve müjdedir.
M.C.Şems 27:2
3
Onlar namazı ayakta tutarlar ve zekât verirler. Ahiret (hayatına) kesin olarak inananlar (da,) onlardır.
M.C.Şems 27:3
4
Şüphesiz Biz ahirete inanmayanlara, yaptıklarını pek hoş olarak (gösterdik.) Böylece onlar, şaşkın olarak dolaşıp dururlar.
M.C.Şems 27:4
5
Kendileri için çok kötü bir azap (mukadder) olanlar (da,) işte bunlardır. Ahiret (hayatında) en çok ziyana uğrayacak olanlar (da,) onlardır.
M.C.Şems 27:5
6
Şüphesiz (bu) Kur’an, sana çok hikmet ve bilgi sahibi (olan Allah) tarafından verilmektedir.
M.C.Şems 27:6
7
Hani Musa ailesine dedi ki: “Ben kesinlikle bir ateş gördüm. Size ondan bir haber getireceğim ya (da) ısınmanız için kızgın bir kor getireceğim.”
M.C.Şems 27:7
8
Ardından (Musa) ona vardığında (kendisine,) “Ateşin içinde olana (da,) çevresinde bulunana (da) bereket verilmiştir. Âlemlerin Rabbi olan Allah, her türlü eksiklikten uzaktır,” diye seslenildi.
M.C.Şems 27:8
9
“Ey Musa! Şüphesiz Ben, en üstün ve hikmet sahibi olan Allah’ım!”
M.C.Şems 27:9
10
“Değneğini at!” (Musa) değneğini küçük bir yılan gibi hareket eder görünce, sırtını dönüp çekildi ve arkasına (da) bakmadı. (Biz ona,) “Ey Musa, korkma! Şüphesiz peygamberler Benim Katımda korkmazlar,” (dedik.)
M.C.Şems 27:10
11
“Ancak zulmeden, sonra (da) kötülüğü iyilikle değiştireni, şüphesiz Ben çok bağışlayan ve (ona) çok rahmet edenim.”
M.C.Şems 27:11
12
“Elini koynuna sok. O bir hastalık olmadan bembeyaz çıkacak. (Bunların ikisi de) Firavun ve kavmine gönderilen dokuz mucizedendir. Şüphesiz onlar, itaat dışına çıkan bir kavimdir.” (Burada zikredilen dokuz mucize, Kur’an-ı Kerim’in değişik ayetlerinde beyan edilmiştir. Bu mucizeler: a- Asa-değnek (27:10)b-Yed-i Beyza (Beyaz el; Nurlu el; 27:12)c-Kıtlık (7:130) d- Evlatların ölümü. (Bu mucize “ ”, yani “meyvelerin eksikliği” olarak beyan edilmiştir. Bundan, evlatların, Firavun tarafından öldürülmesi kastedilmiştir. 7:130) e-Tufan (Yani Hz. Musa (a.s.) ile İsrailoğulları’nın kurtulması ve Firavun ile ordusunun suda boğulması; 7:134) f- Çekirgelerin çok sayıda ortaya çıkarak tahılları yok etmesi (7:133) g- Bitlerin çokça ortaya çıkması (7:133)h-Kurbağaların çoğalması (7:133) i- Kan (Yani veba sonucu burun kanaması ile ölümler; 7:133))
M.C.Şems 27:12
13
Ancak gözleri açan mucizelerimiz onlara ulaştığında, “Bu apaçık bir büyüdür,” dediler.
M.C.Şems 27:13
14
Onlara iyice inanmalarına rağmen, zulmederek ve kibirlenerek onları inkâr ettiler. Böylece fesat çıkaranların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
M.C.Şems 27:14
15
Şüphesiz Biz, Davud ve Süleyman’a (çok) ilim ihsan ettik. İkisi dediler ki: “Bizi, mümin kullarının çoğundan üstün kılan Allah’a hamdolsun.”
M.C.Şems 27:15
16
Süleyman, Davud’a vâris oldu ve dedi ki: “Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi ve (lüzumlu) her şey (ile ilgili bilgi) bahşedildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur.”
M.C.Şems 27:16
17
Süleyman’ın önünde cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan orduları bir araya getirildi. Sonunda onlar saflar halinde dizildiler.
M.C.Şems 27:17
18
Onlar Neml vadisine kadar ulaştıklarında, Neml (kavminden) bir kadın dedi ki: “Ey Neml (kavmi,) evlerinize girin! Süleyman ve ordusu sizi bilmeyerek, (ayaklarının altında) çiğneyip geçmesin.” ( Şam’dan Hicaz’a giderken Filistin’de denize yakın Neml vadisi bulunmaktaydı. Burası Şam’a yüz altmış kilometre uzaklıktaydı. Hz. Süleyman (a.s.) zamanında birçok Arap ve Medyen kabileleri orada yaşarlardı. “Neml” adındaki bir kavim de orada yaşayanlardandı. (Bkz. Nelson’s Encyclopedia; Filistin ve Şam’ın eski ve yeni haritaları.))
M.C.Şems 27:18
19
Bunun üzerine Süleyman tebessüm etti ve onun bu sözüne gülerek dedi ki: “Rabbim, bana ve ana babama verdiğin nimetten dolayı Sana şükretmemi ve hoşuna gidecek salih amellerde bulunmamı nasip et. Beni Kendi Rahmetin ile salih kullarının arasına kat.”
M.C.Şems 27:19
20
(Süleyman) yüce düşünceli kimselere baktığında, (orada birisini göremeyince) dedi ki: “Ne oldu? Hudhud’u görmüyorum. Yoksa o, kayıplara mı (karıştı?)” ( Müfessirler “Hudhud” kelimesinden, genellikle bir kuştan bahsedildiğini düşünürler. Aslında bu bir isim olup, Beni İsmail arasında da çok yaygındı. Hz. Süleyman’ın (a.s.) ordusunda görevli bir mühendisin de adı Hudhud idi. (Bkz: Jewish Encyclopedia) Kitab-ı Mukaddes’e göre bu mühendisin adı “Hudad” idi. (Bkz. II Krallar; 11:14) Arapçada ise bu kelime “Hudhud” olarak telaffuz edilmiştir.)
M.C.Şems 27:20
21
“Onu mutlaka şiddetli bir cezaya çarptıracağım veya kendisini kesinlikle öldüreceğim. Ancak o bana (savunma olarak) apaçık bir delil getirirse, (bundan kurtulur.)”
M.C.Şems 27:21
22
Çok geçmeden (Hudhud) geldi (ve) ardından (Süleyman’a) dedi ki: “Senin bilmediğin (bir şey hakkında) bilgi edindim. Sana Sebe (kavminin bölgesinden) kesin bir haber getirdim.”
M.C.Şems 27:22
23
“Ben, onlara hükümdarlık eden bir kadını gördüm. Kendisine her (nimetten) pay verilmiştir ve muhteşem bir tahtı (da) vardır.”
M.C.Şems 27:23
24
“Onu ve kavmini, Allah’ı bırakıp güneşe secde eder gördüm. Şeytan yaptıklarını kendilerine güzel olarak göstermiş, böylece onları (da doğru) yoldan alıkoymuştur. Bu yüzden onlar doğru yolu bulamıyorlar.”
M.C.Şems 27:24
25
“Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya çıkaran ve gizlediklerinizi (de) açığa vurduklarınızı (da) bilen Allah’a secde etmesinler diye, (şeytan onları kışkırtmıştır.)”
M.C.Şems 27:25
26
Allah, Kendisinden başkası ibadete lâyık olmayandır. Yüce Arşın Rabbi (de) O’dur.
M.C.Şems 27:26
27
(Süleyman) dedi ki: “Doğru mu söyledin, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz.”
M.C.Şems 27:27
28
“Bu mektubumu alıp git ve onların önüne koy. Sonra geri çekil. Böylece onların nasıl bir karşılık vereceklerine bak.”
M.C.Şems 27:28
29
(Kraliçe) dedi ki: “Ey ileri gelenler! Şüphesiz bana şerefli bir mektup iletildi.”
M.C.Şems 27:29
30
“Şüphesiz o Süleyman’dandır ve kesinlikle sonsuz kerem ve rahmet eden Allah’ın adıyla (başlamaktadır.)”
M.C.Şems 27:30