1
Ey bilge ve doğru sözlü Allah! Sen kâfisin, hidayet verensin.
2
(2-3) O, Rabbini alçak sesle çağırdığında, (bu) Rabbinin, kulu Zekeriya’ya (gösterdiği) rahmetin zikridir.
3
(2-3) O, Rabbini alçak sesle çağırdığında, (bu) Rabbinin, kulu Zekeriya’ya (gösterdiği) rahmetin zikridir.
4
(Zekeriya) dedi ki: “Yarabbi! Şüphesiz (bütün) kemiklerim zayıflamıştır. Başım da ihtiyarlıktan parlamıştır. Ey Rabbim! Sana dua etmem neticesinde hiçbir zaman bedbaht olmadım.”
5
“Şüphesiz ben, (ölümümden) sonra akrabalarımın (davranışlarından) korkarım. Karım (da) kısırdır. Bana Katından bir vâris, (yani oğul) ihsan et.”
6
“O, bana (da) vâris olsun, Yakub soyuna (da) vâris olsun. Yarabbi onu, kendisinden razı olduğun birisi kıl.”
7
(Bunun üzerine Yüce Allah ona dedi ki:) “Ey Zekeriya! Şüphesiz Biz sana, adı Yahya olacak bir oğlu müjdeliyoruz. Biz daha önce kimseyi ona adaş kılmadık.”
8
O dedi ki: “Yarabbi! Karım kısırken, ben (de) yaşlılığın ileri safhasına erişmişken, nasıl bir oğlum olacak?”
9
(Vahiy getiren melek,) dedi ki: “Evet, (gerçek aynen) böyle (dediğin gibidir. Ancak) Rabbin, “Bu Benim için kolaydır. Şüphesiz önceden hiçbir şey değilken, seni (de) yarattım,” dedi.
10
(Zekeriya,) “Yarabbi! Bana bir alâmet buyur,” dedi. (Yüce Allah,) “Senin alâmetin, aralıksız üç gece hiç kimseyle konuşmamandır,” dedi.
11
Bundan sonra (Zekeriya) mihraptan çıkıp, kavminin yanına geldi ve onlara, sabah akşam (Allah’ı) tespih etmeye devam edin, diye işaret etti.
12
“Ey Yahya! (İlâhi) Kitab’ı sımsıkı tut,” (diye buyurduk.) Biz, ona daha çocukken hikmet ihsan ettik.
13
(Ona,) Katımızdan kalp yumuşaklığı ve temizlik (de) bağışladık. O, takvayı benimseyen bir kimseydi.
14
Ana ve babasına karşı iyi davranan biriydi. Zalim ve asi bir kimse (de) değildi.
15
Doğduğu gün üzerinde selâmet vardı. Öleceği gün ve diriltilerek kaldırılacağı gün (de, üzerinde selâmet olacak.)
16
(Bu) Kitap’taki Meryem ile (ilgili olayları, insanlara) anlat. Hani o, akrabalarından ayrılıp doğuda bir yere gitmişti.
17
Sonra, kendisiyle onlar arasına bir perde çekmişti. O zaman Biz ona, vahiy getiren meleğimiz (Cebrail’i) gönderdik. O (da,) karşısına mükemmel bir insan şeklinde belirdi.
18
(Meryem ona, “Eğer) takvayı benimsemiş birisiysen, şüphesiz senden Rahman (olan Allah’a) sığınırım,” dedi.
19
(Bunun üzerine melek ona,) “Ben ancak, (vahye göre gençlik çağına ulaşacak) tertemiz bir oğlun (müjdesini) sana vermek üzere, Rabbinin gönderdiği bir elçiyim,” dedi.
20
(Meryem) dedi ki: “Hiçbir erkek bana (şimdiye kadar) dokunmamışken ve namussuz biri (de) değilken, çocuğum nasıl olacak?”
21
(Melek) dedi ki: “Evet, gerçek (aynen) böyle (dediğin gibidir. Ancak) Rabbin, “Bu Benim için kolaydır,” diyor. Onu insanlara bir mucize, Katımızdan (da) bir rahmet (olarak yaratacağız.) Bu takdirimizde (zaten) karara bağlanmıştır.
22
Meryem ona hamile kaldı ve (karnındaki bebek ile) birlikte uzak bir yere çekildi.
23
Doğum sancısı, onu bir hurma ağacının gövdesine götürdü. O dedi ki: “Keşke bundan önce ölseydim ve unutulmuş olsaydım.”
24
(Melek,) aşağı tarafından şöyle seslendi: “Hiç kaygılanma! Rabbin (bulunduğun yerden) daha aşağıda bir pınar akıtmıştır. ”
25
“(Yanındaki) hurma ağacının gövdesini kendine doğru (çekip) salla, sana taptaze olgun hurmalar dökecektir.”
26
“Onu ye, (pınardan da su) iç ve gözünü serinlet. Sonra eğer birini görürsen, ben Rahman (olan Allah’a) oruç adadım, onun için bugün hiç bir insanla konuşmayacağım, de.”
27
Onu (taşıta) bindirerek kavmine getirdi. Onlar dediler ki: “Ey Meryem! Çok kötü bir iş yaptın.”
28
“Ey Harun’un kız kardeşi. Baban kötü bir adam değildi. Annen de kötü yola düşmüş bir kadın değildi.”
29
Bunun üzerine (Meryem çocuğa) işaret etti. Onlar, “Daha (düne kadar) beşikte olan çocukla nasıl konuşalım?” dediler. (Bknz. 3:46)
30
O, dedi ki: “Ben Allah’ın kuluyum. O bana Kitap ihsan etti ve beni peygamber yaptı.”
Sonraki 30 ayet →