1
(Habîbim!) Biz senin (vahyin zorluğuna dayanabilmen ve ins-ü cinnin daveti gibi ağır bir yüke kolayca göğüs gerebilmen) için göğsünü genişlettik değil mi?
2
Senden o ağır yükünü de indirdik;
3
O ki, sırtına ağır gelip (kemiklerinden) ses çıkartmıştı!
4
Biz senin için nâmını da yükselttik! (Bu yüz den kelime-i şehâdet, ezan, ikamet, hutbe, tahiyyât gibi önemli birçok yerde Benimle birlikte anılmaktasın.)
5
Demek ki; gerçekten o (çektiğin bunca) zorlukla birlikte (, hemen onun peşi sıra gelecek) büyük bir kolaylık vardır!
6
Gerçekten o (katlandığın sayısız) zorlukla bir likte başka büyük bir kolaylık (daha) vardır! (Bir zorluk iki büyük kolaylığı yenemeyeceğine göre, ne kadar sıkıntıya düşsen de Allâh’ın yardımından ümit siz olma!)
7
O halde (tebliğ ve namaz gibi vazifelerinden) boş kaldığın zaman hemen yorul(urca sına şükür ve dua da bulun, hiçbir vaktini iba detten boş tutma, farzları bitirince, nâfilelerle meşgul ol, cihadın ardından iba detle meşgul ol, elçilik görevini tebliğin ardından da hem kendin, hem de müminler için istiğfarla uğraş)!
8
Bir de ancak Rabbine rağbetli ol! (Sadece O’na güven ve sırf O’nun fazlu kereminden istekte bulun. Zira senin tüm sıkıntılarını giderecek olan ancak O’dur!)