1
Andolsun (güneşin yükselme zamanı olan) kuşluk vaktine;
2
Bir de (insanlar ve sesler kendisinde) yatıştığı zaman geceye ki;
3
Rabbin seni (seçti seçeli hiç) terk etmemiş ve (seni sevdi seveli) (sana) hiç kızmamıştır! Rivayete göre; Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) müşriklerin bazı sorularına ertesi gün cevap vereceğini söylemiş, ama vahyin gelişi uzunca bir süre gecikince onlar: “Rabbi Muhammed’i terk etti ve ona kızdı!” gibi laflar etmişlerdi ki, bu âyet-i kerîmeleri indirerek Allâh-u Te’âlâ Habîbini teselli etti. (Beyzâvî, Nesefî)
4
Andolsun ki; elbette o sonraki (hayat), senin için evvelkinden daha iyidir! (Böylece senin gücün ve şerefin şu andaki yaşamına nispeten günbegün ar tarak ilerleyecek ve neticede sen iki cihanda da güzel bir sona kavuşacaksın!)
5
Yemin olsun ki; elbette Rabbin sana gerçekten (dünyada da âhirette de hayırlı muratlarının ta mamını) verecek de, artık sen hoşnut olacaksın!
6
O (Rabbin) seni bir yetim olarak bildi de bu sebeple (amcan Ebû Tâlib’in yanında) barındırdı değil mi?
7
O seni (İslâm’ın hükümlerinin tafsîlâtı hakkında) yolunu kaybetmiş biri olarak bildi de neticede (se ni peygamberlik konularına ve dinin hükümlerine) hidâyet etti.
8
Yine seni bir fakir olarak bildi de sonunda (Hadîce’nin malıyla) zengin etti!
9
O halde yetime gelince; artık sen (güçsüzlüğün den dolayı malı hakkında onu) zor duruma düşürme!
10
(El açıp) isteyen kişiye gelince; artık sen (onu) azarlayarak kovma! (Yanında bir şey varsa ver, yoksa da güler yüzle ve yumuşak sözle geri çevir!)
11
Ama Rabbinin (sana Kur’ân’ı ve diğer hükümleri öğretme) nimetini (, bir şükür ifadesi olarak) çok ça anlat!