1
Yemin ederim işte şu (yasaklı) belde (olan Mekke-i Mükerreme)ye!
2
Oysa (bu beldenin otunu bile koparmak haramken,) sen(in gibi hürmetli bir zât) işte bu beldede (av lanılacak bir şey yerine bile konmayıp) helâl (görüle rek türlü türlü eziyetlere müptelâ edilmekte)sin!/Sen (Mekke’yi fethederek ) işte bu beldede konaklayıcısın!/
3
Babaya da, doğurmuş olduğu kişilere de (; Âdem (Aleyhisselâm)`a ve zürriyetine de yemin ederim)!
4
Andolsun ki; elbette Biz insanı muhakkak büyük bir sıkıntı içinde yarattık! (Bu yüzden ana rahmi nin darlığından başlayıp, dünyanın türlü sıkıntılarına göğüs germekle sürecek, dar ve karanlık mezar süre ciyle de devam edecek olan sonsuz hayatında iki ciha nın birçok musibetiyle karşılaşacaktır.)
5
O (kâfir insan), kimsenin asla ona gücü yetmeyeceğini mi sanıyor! Âyet-i kerîme Ebü’l Eşüdd adındaki bir kâfir hakkında inmiştir ki o, ayağının altına sağlam bir deri döşer, on kişinin kendisini çekiştirmesine rağmen, ayaklarının altındaki deri paramparça olup sadece ayağının bastığı kısım kalıncaya kadar kimse onu yerinden oynatamazdı. İşte o, bu gücüne güvenerek Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e çok düşmanlıklar yapmış ve kıyâmet kopsa bile kimsenin ondan intikam alma gücüne sahip olmadığını sanmıştı. (Âlûsî)
6
O: “Ben (Muhammed’e düşmanlık uğrunda) yığınla mal tükettim!” diyor.
7
O (bunları yaparken), kimsenin onu görmemiş olduğunu mu sanıyor?!
8
Biz ona (varlıkları görmesini sağlayacak) iki göz vermedik mi?
9
(İçindekilere tercüman olacak) bir dil, (ağzını kapatacak, konuşmasına ve yeyip içmesine yardımcı olacak) iki de dudak;
10
Bir de ona (cennet ve cehenneme götüren) iki yol gösterdik;
11
Ama o (bunca nimetlerimize şükür için) sarp yokuşa girişemedi!
12
(Habîbim!) Sarp yokuşun ne olduğunu sana hangi şey bildirdi?
13
(O, esâret bağıyla bağlı) bir boyun(un kölelik bağını) çözmektir;
14
Yahut bir açlık ve dermansızlık gününde (yemek) yedirmektir;
15
Yakınlık sahibi olan bir yetime;
16
Ya da (fakirliğinden yere serilip) toprağa yapışmış bir yoksula!
17
(Nefse ağır gelen salih amelleri işleyemeyerek sarp yokuşa göz kestiremeyen bu kişi,) sonra da o iman etmiş kimselerden, sabırla vasiyetleşmiş olan lardan ve (Allâh’ın kullarına karşı) birbirine merha met tavsiye etmiş bulunanlardan da olamadı!
18
İşte ancak bu (vasıflara sahip ola)nlar (defterlerini sağından alacak olan) sağın adamlarıdır /uğur sahipleridir/yüce mertebe sahipleridir/!
19
Ama o kimseler ki Bizim âyet lerimizi inkâr etmişlerdir; (defterlerini sol elinden alacak olan) so lun adamları da/uğursuzluk sahipleri de/alçak mevki sahipleri de/ ancak onlardır!
20
(İçerisine hiçbir hava girmeyecek ve kendisin den hiçbir ses çıkmayacak şekilde kapıları) sıkıca ka patılmış büyük bir ateş ancak onlar üzerindedir!