Ana SayfaMealler › Mahmut Ustaosmanoğlu
MU

Mahmut Ustaosmanoğlu

Bu mealle oku
Mahmut Ustaosmanoğlu meali ile okumaya başla
Fecr 1 / 30
1
Andolsun (tan yerinin ağarma vakti olan) o fecre!
M.Ustaosmanoğlu 89:1
2
(Zilhicce`nin başındaki) o çok kıymetli on geceye de! Bu on gecenin, muharremin başındaki ve ramazanın sonundaki geceler olduğu hakkında rivayetler de vardır.
M.Ustaosmanoğlu 89:2
3
(Her şeyin, özellikle bu gecelerin ve namazın) çift(in)e de, tek(in)e de/o çift (olan her şey)e de, O tek (olan Allâh’u Zü’l-Celâl)e de/!
M.Ustaosmanoğlu 89:3
4
Bir de geçip gittiğinde o geceye!
M.Ustaosmanoğlu 89:4
5
İşte (yanlışlardan) engelleyici bir akıl sahibi için bun(lar)da yemin konusu olacak önemli bir şey vardır, değil mi?
M.Ustaosmanoğlu 89:5
6
(Habîbim! Duyduğun mü te vâtir haberlerle) gör(ür gibi bil)medin mi ki, Rabbin nasıl (azap) yaptı (Hûd (Aleyhisselâm)`ın inkârcı kavmi olan) Âd’a?
M.Ustaosmanoğlu 89:6
7
O (yüksek) sütunlara sahip (kıymetli binaların mâliki olan) İrem(in soyundan gelenler)e!
M.Ustaosmanoğlu 89:7
8
O toplum ki; şehirlerde onların benzeri (güçte ve büyüklükte bir millet) yaratılmamıştı! Rivayetlere göre; Âd’ın, Şeddâd ve Şedîd isimli iki oğlu mevcut olup bunlar zâlimâne hüküm sürdüler. Şedîd’in ölümü üzerine dünya mülkü Şeddâd’a kaldı. O, cennetin bahsini duyunca: “Ben de öyle bir yer yapacağım!” diyerek; Aden sahralarının birinde üçyüz senede öyle büyük bir şehir yaptı ki, köşkleri altın ve gümüşten, sütunları ise zeberced ve yakuttandı, içerisinde türlü türlü ağaçlar ve ırmaklar bulunuyordu. Şehir tamamlandığında memleketinin halkıyla birlikte oraya doğru yola çıktı, bir gün bir gecelik mesafeye varınca Allâh-u Te’âlâ’nın gökten gönderdiği bir nârayla hep birden helâk oldular. (Nesefî, Beyzâvî, Hâzin)
M.Ustaosmanoğlu 89:8
9
O (Şam yakınındaki Kurâ) vadi(sin)de kayaları kes(ip, sırf taştan bin yediyüz şehir bina et)miş olan o (azgın) Semûd’a da (Rabbinin neler yaptığını gör medin mi?)!
M.Ustaosmanoğlu 89:9
10
O (ordusunun çokluğu nedeniyle fazla çadırlara ve) kazıklara sahip (olan, işkence yapacağı kişileri de el ve ayaklarından dört kazığa çakan) Firavun’a da;
M.Ustaosmanoğlu 89:10
11
O kimselere ki, onlar şehirlerde haddi aşmıştılar;
M.Ustaosmanoğlu 89:11
12
Böylece oralarda fesâdı (; kâfirlik ve zulmü) çok yapmıştılar;
M.Ustaosmanoğlu 89:12
13
Bu sebeple Rabbin onlar üzerine (türlü türlü) karışık azaplar (yağdırıp) dökmüştü!
M.Ustaosmanoğlu 89:13
14
Şüphesiz senin Rabbin elbette (me kândan münezzeh olduğu halde, kulların amellerini) gözetim yerindedir!
M.Ustaosmanoğlu 89:14
15
Ama o (kâfir) insan; (Rabbinin gözetimi altın da bulunduğunu hiç düşünmeyip, sadece dünyayı önem sediğinden dolayı,) ne zaman ki Rabbi onu imtihan (edenin muamelesine tâbi) eder de kendisine (çok mal) ikram eder ve ona bolca nimet verir, işte o (şükredecek yerde böbürlenerek ve Allâh’ın ikramını dünya malının çokluğunda görerek): “Rabbim bana ikram etti (, beni diğer insanlara karşı üstün yaptı, çünkü ben buna lâyıktım)!” der.
M.Ustaosmanoğlu 89:15
16
Fakat ne zaman ki onu imtihan (edenin muamelesine tâbi) eder de rızkını ona daraltır, işte o (, fakirliğin ancak âhiret fakirliği olduğunu düşünmeyip, yoksulluğu bir alçaklık olarak değerlendirdiği için): “Rabbim beni alçak etti!” der.
M.Ustaosmanoğlu 89:16
17
Hayır! (Allâh’ın ikramı ve alçak kılması, dünyalığı çok ya da az vermesiyle değil, bilakis kendi taatına muvaffak kılıp-kılmamasıyla anlaşılır.) Doğrusu siz yetime ikramda bulunmuyor (ve ona mirastan payını vermiyor)sunuz!
M.Ustaosmanoğlu 89:17
18
Yoksulu yedirmeye de birbirinizi teşvik etmiyorsunuz!
M.Ustaosmanoğlu 89:18
19
(Helâl-haram demeden mal toplayıp) yığmalı bir yiyişle mirası yiyorsunuz;
M.Ustaosmanoğlu 89:19
20
Çok aşırı bir sevişle de malı seviyorsunuz!
M.Ustaosmanoğlu 89:20
21
Hayır! (Bu yaptığınız asla uygun değil!) Nezaman ki yer, bir sarsıntının ardından başka bir sar sıntıyla iyice zelzeleye uğratılır (da, üstünde yükse len bir şey kalmaz);
M.Ustaosmanoğlu 89:21
22
Rabbin(in emri) ve (her semanın) melekler(i, mertebelerine göre) saf saf (dizilmiş bir halde mahşere) gelir!
M.Ustaosmanoğlu 89:22
23
İşte o gün cehennem (her birinden yetmişbin meleğin tuttuğu yetmişbin yularla çekilerek) getirilir! İşte o gün insan (dünyada yaptığı günahları) iyice düşünecektir! Ama o öğütlenme(nin faydası) ken disi için nerededir?
M.Ustaosmanoğlu 89:23
24
(Nitekim) o: “Ah, ne olaydı ben bu (sonsuz) hayatım için (dünyada salih ameller) öne sürmüş olsaydım!” diyecektir.
M.Ustaosmanoğlu 89:24
25
İşte o gün O (Allâh-u Sübhânehû)nun azabıyla hiçbir kimse (hiçbir kişiye) azapta bulunamaz!
M.Ustaosmanoğlu 89:25
26
O’nun sağlam bağlayışı gibi de kimse (kimseye) bağ vuramaz!
M.Ustaosmanoğlu 89:26
27
(Allâh-u Te’âlâ, hesabın tamam lanması anında mümin kuluna buyuracak ki:) “Ey (benim zikrimle iyice yatışıp başka bir şeye ihtiyaç duymayan) mutmeinne olmuş nefis!
M.Ustaosmanoğlu 89:27
28
(Kavuştuğun nimetlerden) râzı olan ve (Rabbin katında amelleri kabule elverişli bulunup) râzı olunan biri olarak Rabbin(in müjdesin)e dön!
M.Ustaosmanoğlu 89:28
29
Artık hemen gir (salih) kullarımın içerisine!
M.Ustaosmanoğlu 89:29
30
Böylece (buyur) gir cennetime!”
M.Ustaosmanoğlu 89:30
Fecr suresi tamamlandı