1
(Habîbim!) O (insanları zorluklarıyla) bürüyen (kıyâ met günü gibi) müthiş (bir) hâdi senin önemli haberi geldi sana değil mi?
2
Birtakım suratlar(ın sahipleri) işte o gün zelil (ve hakir) durumdadır;
3
(Cehennem içerisinde) çalışıcıdır (, zincirleri) ve (bukağıları çekerek, balçığa batan develer gibi ateşe dalarak ve ateş dağlarına inip çıkarak) yorulucudur.
4
Son derece kızgın bir ateşe girecektir.
5
Pek sıcak bir gözeden içirilecektir!
6
Onlar için darî’ (denen; leşten murdar ve ateş ten daha hâr olan o zehirli çok acı bir diken) den başka bir yiyecek yoktur!
7
Ne semizleştirir, ne de bir açlıktan fayda verir!
8
Birtakım yüzler de işte o gün pek güzeldir/ çok mutludur/!
9
(Dünyada yapmış oldukları) çalışmalarından pek hoşnuttur!
10
Çok yüksek ve pek üstün bir cennettedir!
11
Orada boş bir şey/boş bir söz/boş konuşan birini/ işitmeyecektir! (Zira cennet ehli, mazhar ol dukları sürekli nimetlere karşı hamd-ü senâda bulun mak gibi hikmetli kelâmlar dışında fuzûli lakırdılar konuşmayacaklardır.)
12
Orada sürekli akan pek büyük birçok göze vardır.
13
Orada çok yükseltilmiş/pek üstün kılınmış/ birçok tahtlar vardır (ki üzerine oturan bir mümin, kendisine verilen mülkün tamamını görebilecektir)!
14
(Hazırlanıp önlerine) konulmuş olan pek kıy metli kulpsuz kadehler de/kaplar da/!
15
(Üzerine oturulsun, sırt yaslanılsın ve kol daya nılsın diye yan yana) dizilmiş yastıklar da!
16
Serilip döşenmiş/(meclislere) dağıtılmış/ çok süslü ve enli/saçaklı/ birçok halılar da!
17
(Cennette bulunan tahtların yüz fersah kadar yüksek, kadehlerin hesap edilemeyecek kadar çok, yas tıkların ve halıların da bu vasıflarını duyup şaşıran ve “Biz dünyada böyle bir şey görmedik!” diyen o müşrik ler) hiç develere bakmadılar mı ki, (yüksekçe, uzun boyunlu, her bitkiyi otlayacak ve on günden fazla susuz luğa tahammül edecek şekilde) nasıl yaratıldı(lar)? (İşte develer, üzerlerine binilsin diye çöktüğü gibi, o tahtlar da mümine karşı öylece eğilecektir!)
18
Göğe de (bakmadılar mı) ki, (direksiz bir şekil de) nasıl yükseltildi?
19
Dağlara da (mı bakmadılar) ki, (uzunluklarına rağmen sağa sola yamulmayacak şekilde) nasıl dikildi?
20
Yere de (bakmadılar mı) ki, (döşek gibi) nasıl yayılıp döşendi? (İşte yaratıcının gücünü gösteren bu yaratıkları görenler, cennetteki kadehlerin çokluğunu, yastıkların ve halıların uzunluğunu nasıl uzak görebi lirler?)
21
(Habîbim!) Öyleyse (onların bu âyetleri düşünüp düşünmediklerini önemsemeksizin sadece) öğüt ver(mekle yetin)! Zira sen ancak bir hatırlatıcısın!
22
Sen asla onlar üzerine musallat kılınmış biri değilsin (ki onları zorlayasın)!
23
Lâkin kim ki (senin bu öğütlerinden) yüz çevirmiştir ve inkâr etmiştir;
24
İşte Allâh ona o en büyük (âhiret) azâb(ıy)la azap edecektir!
25
Şüphesiz (ölümlerinin ardından) dönüşleri ancak Bizedir!
26
Sonra (mahşerde) hesapları da sadece Bize aittir!