1
Andolsun göğe ve Târık’a!
2
Târık’ın ne olduğunu sana bildirmiş olan şey nedir?
3
(O, ışığıyla karanlığı) delici olan yıldızdır!
4
Hiçbir nefis yoktur ki, mutlaka onun üzerinde (amellerini kollayıp) koruyan biri vardır! (Nitekim her insanın yanında, onun yaptıklarını yazan ve onu kaderi dışındaki tehlikelerden koruyan farklı melek ler vardır.)
5
Öyleyse insan hangi şeyden yaratılmış olduğuna (bir) baksın;
6
O, atılgan suyun (barındırdığı milyonlarca canlı hücrenin rahme girmeyi başarabilen) bir parçasından yaratılmıştır ki;
7
O (su), (babanın) bel kemiği ile (annenin) göğüs kemikleri arasından çık(ıp, anne rahminde birbiri ne karış)maktadır.
8
Muhakkak ki O (Allâh-u Te`âlâ her şeye Kâdir’se de), özellikle onu (yoktan var etmesinin ardından, öldürüp toprak ettikten sonra tekrar hayata) döndür meye elbette (gücü yeten bir) Kadir’dir.
9
O tüm gizlilerin araş tırıl(ıp iyiyle kötünün bir birin den ayrıl)a cağı günde (Rabbi onu diriltecektir)!
10
Artık onun için ne (başına geleni savuşturacak) bir güç, ne de bir yardımcı yoktur!
11
Yemin olsun; o (her sene aynı mevsimleriyle ve bol yağmurlarıyla menfaatleri insanlara) dönüşlü olan göğe;
12
Bir de andolsun; o (bitkilerle, ağaçlarla ve gözelerle) yarılan yere ki;
13
Muhakkak o (Kur’ân-ı Kerîm), elbette (hakla bâtıl arasını) tamamen ayıran bir sözdür;
14
O asla bir şaka (, oyun ve eğlence malzemesi) değildir! (Bilakis tümüyle ciddiyettir. O halde tüm haberleri ciddiye alınmalı ve okuyan da dinleyen de kıraat esnasında şakalaşmalardan ve lâubalîlikten sakınmalıdır.)
15
Şüphesiz ki o (kâfir ola)nlar (Dâ rünnedve’de toplanıp Kur’ân’ın nurunu söndürme konusunda) tam bir tuzak kurarak hile yapmaktadırlar;
16
Ben de bir hile karşılığı olarak (, haklarındaki muradımı bilmedikleri yönden kendilerini azar azar helâke yaklaştırarak onlara) ceza vermekteyim!
17
(Habîbim!) O halde sen kâfir ler(den intikam alma derdin)e (düşmeyip, onlara) mühlet ver ve on lar(ı cezalandırmay)ı birazcık daha geciktir!