1
Yemin olsun; o (kâfirlerin cesetlerine) derinlemesine daldırıp (onları) boğarak (ruhlarını bedenlerinden) şiddetle çeken (melek)lere!
2
Kasem olsun; o (cennetteki makamlarını gören müminlerin ruhlarını) neşeyle kolayca çıkaranlara!
3
Andolsun; o (kulların canlarını alırken) tam bir yüzüşle yüzen (ve denizin derinliklerinden bir şey çıkaran dalgıç gibi ruhu bedenin en uzak bölgeleri olan parmak uçlarından ve tırnakların altlarından doğru çeken melek)lere!
4
Ardı sıra (müminin ruhunu cennet bahçesine, kâfirin ruhunu ise cehennem çukuruna götürmek üzere) yarışarak (birbirini) geçen (melek)lere!
5
Bir de (kullara ait) önemli iş(ler)i yöneten (o dört büyük melek)lere! (İşte bütün bunlara yemin olsun ki; elbette diriltileceksiniz!) Âyet-i celîlelerde geçen yeminler, evliyâullâhın ruhları gibi birtakım fazîletli ruhlara ait olabilir ki, buna göre bedenlerinden tamamen ayrılan bu kutsal ruhlar melekût âlemine sevinçli bir şekilde ulaşır, orada yüzer gibi gezinir, nezih makamlara süratlice varır, şerefinden ve manevî gücünden dolayı da yaratıkların işlerini yöneten rûhânîlere katılırlar. Bundan dolayı: “İşlerinizde şaşkına döndüğünüz zaman kabir ehlinden yardım isteyin!” buyurulmuştur. (Beyzâvî, Fahrurrâzî, Şihâb)
6
O şiddetle sallanan (eşyan)ın (sarsıntısına sebep olacak birinci üfürüşle, yer üzerinde bulunan her şeyin) iyice hareketleneceği günde (hep birden öl dürüleceksiniz)!
7
Peşi sıra gelen bir şey de onu izleyecektir (ki, Sûr’a ikinci bir üfürülüşle de topluca diriltileceksiniz)!
8
İşte o gün birtakım kalpler şiddetle çarpıcıdır!
9
Onların (sahiplerinin) gözleri (, gördükleri dehşet karşısında) zelil durumdadır.
10
(Bunlar, dünyadayken dirilmeyle alay etmek için) derler(di) ki: “Gerçekten biz mi (ölümümüzün ardından diriltilerek) elbette ilk duruma geri dön dürülecek kimseleriz?
11
Biz çürümüş (ve un ufak olmuş) birtakım kemikler olduğumuz zaman mı (diriltilecek mişiz)?”
12
(Bir de alay yollu) dediler ki: “İşte o za man bu pek zararlı bir dönüştür (, biz buna inanmadığımız için, başımıza gelmesi halinde çok kaybederiz)!”
13
(Ey inkârcılar! Diriltilmenizi zor bir şey zannetmeyin,) işte o ancak (İsrâfîl (Aleyhisselâm)`ın Sûr’a ikinci defa üfürmesiyle meydana gelecek) tek bir nâradır!
14
Birdenbire onlar o bembeyaz dümdüz (mah şer) yer(inin) üzerinde (hesaba çekilmeyi bekleyen diri kimseler)dirler!
15
(Habîbim!) Mûsâ’nın önemli haberi geldi sana değil mi (ki; kavminin inkârlarına karşı seni teselli etsin)?
16
Hani Rabbi ona o mukaddes vadi olan Tuvâ’da nidâ etmişti ki:
17
“Firavun’a git (de onu Bana kulluğa davet et)! Gerçekten de o (kulluk sınırını aşarak) azmış (ve rablik iddiasına kalkışmış)tır.
18
De ki: ‘Var mı senin için (benim vaazımı dinlemeye bir meyil)? Tâ ki (şirkten ve günahtan) iyice temizlenesin!
19
Seni Rabbine hidâyet edeyim (ve sıfatlarını anlatarak sana O’nu tarif edeyim) de, bu sebeple (O’n dan) saygıyla korkasın!’ ”
20
Derken o ona (değneğin ejderhaya dönüşmesi gibi) o en büyük âyet (ve mucizey)i gösterdi.
21
Ama o (bu mucizenin Allâh tarafından olduğu nu) yalanladı ve isyan etti!
22
Sonra (korkuyla) koşar olduğu halde (Mû sâ’ya) arka döndü/sonra (yeryüzünde bozgunculuk için) çalışarak (imandan) yüz çevirdi/!
23
Böylece (bütün büyücüleri ve ordusunu) topladı ve seslendi de:
24
“Sizin en üstün rabbiniz ancak benim!” dedi.
25
Böylece Allâh onu âhirette de, dünyada da (gören-duyan herkese) ibret verici bir cezalandır mayla yakala(mak üzere dünyadaboğdu, âhirette yak)dı!
26
İşte gerçekten de bunda, (Al lâh’tan) saygıyla korkmakta olan kimseler için elbette bü yük bir ibret vardır!
27
(Ey dirilmeyi inkâr edenler!) Yaratılma bakı mından siz misiniz daha zor, yoksa gök mü? Onu O bina etmiştir.
28
Onun irtifa miktarını yüksek tutmuş, böyle ce onu (yarıksız ve çatlaksız bir şekilde) düzenlemiştir.
29
Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü de (ortaya) çıkarmıştır.
30
İşte yeri de bu (göğün yaratılışı)ndan (iki bin sene) sonra (Mekke’den başlayarak) onu O döşemiştir!
Sonraki 16 ayet →