1
(Allâh’ın vahiylerini getirmek üzere) at yelesi gibi art arda/iyilik için/ gönderilen (melek)lere andolsun!
2
Ardı sıra (Rablerinin emrini yerine getirme yolunda kasırga gibi) güçlü bir esmeyle kuvvetlice (koşan ve rüzgâr gibi) esen (melek)lere!
3
O (İslâm hükümlerini yeryüzünde) tam bir yaymayla neşreden (melek)lere de yemin olsun!
4
Peşi sıra (hak ile bâtılı birbirinden) tam bir ayırt etmeyle ayıranlara!
5
Sonra (peygamberlere) vahyi bırakanlara;
6
(Hak yoldakilere) mazeretler sunmak ve (bâtıl ehline) uyarılar yapmak için!
7
(İşte bütün bunlara kasem olsun;) şüphesiz ki; vaad olunmakta bulunduğunuz o (kıyâmetin kopmasıyla ilgili) şey elbette meydana gelicidir!
8
Artık yıldızlar ışıksız bırakıldığı zaman;
9
Gök(yüzü) de yarıl(ıp kendisinde kapılar açıl)dığı zaman;
10
Bir de dağlar yerlerinden koparılıp (tam bir savruluşla) darmadağın edildiği zaman;
11
Ayrıca (ümmetlerine şâhitlik yapmak üzere) rasûllere vakit tayin olunduğu zaman;
12
(İşte o zaman denilecektir ki:) “(O peygamberlerin şahitliği hususunda) hangi büyük gün için geciktirme yapılmıştır?
13
O (yaratıklar arasında) ayırım yapma (zamanı olan kıyâmet) günü için!”
14
O ayırma gününün ne olduğunu sana bildirmiş olan şey nedir? (Habîbim! Bir benzerini görmediğin için onun mâhiyetini sen dahi bilemezsin!)
15
İşte o gün büyük bir helâk (ve sürekli bir yıkım) o (kıyâmet gününü) yalanlayıcılar içindir!
16
Biz o evvelki (ümmetlerin kâfir)leri(ni) helâk etmedik mi?
17
Sonra gerideki (kâfir)leri de (helâke uğratılmakta) onlara tâbi kılacağız!
18
İşte (şirk günahını işlemiş) tüm suçlulara ancak böyle yapacağız!
19
İşte o gün pek büyük bir helâk (ve dâimî bir tükeniş) o (tehditlerimizi) yalanlayıcılara aittir!
20
Biz, sizi (iğrenilen) pek değersiz bir sudan yaratmadık mı?
21
Sonra onu sağlam bir karargâh (olan ana rahmi) içerisine yerleştirdik.
22
(Doğum için takdir edilen ve ancak Allâh katın da) bilinmiş olan bir miktara kadar (ki, ekseriyetle bu süre dokuz ay ve yukarısıdır)!
23
İşte Biz (buna) güç yetirdik! Demek ki (Biz) ne güzel güç yetirenler(iz)!/İşte Biz (bunu böylece ölçüp biçip) takdir ettik! Demek ki (Biz) ne güzel takdir ediciler(iz)!/
24
İşte o gün büyük bir helâk (ve sürekli bir perişanlık) o (yaratılış nimetini) yalanlayıcılar içindir!
25
Biz yeri, (kendisine) katıp toplayan bir şey yapmadık mı?
26
(Üstünde) dirileri ve (altında) ölüleri (barın dırmadık mı?)!
27
Biz onda birtakım sabit ulu dağlar yerleş tirdik ve (gözelerle ırmaklar yaratarak) sizi pek tatlı bir suyla suvardık!
28
İşte o gün büyük bir helâk o (sayısız nimetleri) yalanlayıcılara aittir!
29
(Kıyâmet günü kâfirlere denilecektir ki:) “Boşalın gidin, o kendisini yalanlamakta bulunmuş olduğunuz şeye!
30
Boşalın gidin, (büyüklüğünden dolayı) üç dal sahibi olan bir gölgeye (ve bir cehennem dumanına) ki;
Sonraki 20 ayet →