1
Kıyâmet gününe yemin ederim!
2
(Takvâdaki kusurundan dolayı kıyâmet günü kendisini) çokça kınaya(cak ola)n o nefse de kasem ederim (ki, mutlaka diriltileceksiniz)!
3
İnsan sanıyor mu ki (ölüp dağılmasının ve un ufak bir hale gelerek toprağa karışmasının ardından) Biz onun kemiklerini asla toplayamayacağız?!
4
Evet! (Diğer kemiklere nazaran çok küçük ve latif olmalarına rağmen) parmaklarını/ parmak uçla rını/ (bile hiçbir noksan ve değişiklik bulunmaksızın dünyada olduğu haliyle) düzgünce yaratmamıza gücü yetenler olarak (onun bütün kemiklerini toplayacağız)!
5
Doğrusu insan (hâl-i hazırda olduğu gibi,) önünde(ki gelecekte) de isyanına (ve günahına) devam etmek istemektedir.
6
(İnadına) sorar ki: “Kıyâmet günü ne zamandır?”
7
(Gördüğü şeylerin büyüklüğünden dolayı,) göz dehşete kapılarak, şimşeğe bakmış gibi şaşakal dığı zaman;
8
Ayın da ışığı kaybolduğu zaman;
9
Bir de güneşle ay (batıdan doğma noktasında) birleştirildiği zaman;
10
İşte o gün insan: “Kaçış yeri nerededir?” diyecektir.
11
Hayır (ey insan! Bu arayışından vazgeç)! Sığınılacak hiçbir yer yoktur!
12
İşte bugün yerleşim ancak Rabbin(in göstereceği yer)edir!
13
İşte o gün insan, öne sür düğü ve geri bıraktığı (; yap tığı ve yapmadığı) şeylerden iyice haberdâr edilecektir.
14
Doğrusu insan kendi nefsine karşı yeterli bir şâhittir/nefsin(in tüm amellerin)e karşı açık bir delildir/!
15
Velev ki tüm mazeretlerini (ortaya) at(arak nefsini kurtarma uğrunda zorlu bir mücadeleye kalkış) mış olsun (, yine de bundan fayda göremez)!
16
(Ey Cibrîl’in getirdiği vahyi dinlerken, bir şey kaçırmayayım diye o bitirmeden acele kıraate başlayan Habîbim!) Onu acele alayım diye (vahyin tamamlan masını beklemeden) dilini onunla hareket ettirme!
17
Şüphesiz onu (senin hâfızanda) toplamak da, onun okunması(nı dilinde sağlamak) da ancak Bize aittir!
18
Artık Biz onu (Cibrîl vasıtasıyla sana) okuduğumuz zaman, sen hemen onun okuyuşunu iyice izle (ve zihninde yerleşsin diye tekrar et)!
19
Sonra, onun (manalarının) açıklanmasıda şüphesiz sadece Bi ze aittir! (ki sen onları hadislerinle ümme tine anlatasın.)
20
Hayır (ey kullar! Dirilmeyi inkâra kalkmayın)! Doğrusu siz o peşin olan (dünya hayatın)ı seviyor sunuz,
21
Âhireti ise terk ediyorsunuz. (Ama o çok önemli bir olaydır, zira;)
22
İşte o gün birtakım yüzler çok güzeldir/ sevinçlidir/nurlu ve parlaktır/;
23
Rabbin(in cemâlin)e bakıcıdır! (Ama bir şekil verme, kavrar şekilde görme ve başka bir bakışa ben zetilebilecek bir görme söz konusu değildir.)
24
İşte o gün birtakım suratlar da pek ekşi ve karadır;
25
Yakînen bilmektedir ki, sırt kemiklerini kıracak büyük bir iş kendisine yapılacaktır.
26
Hayır! (Dünyayı âhirete tercihten vazgeçin! Ölüm ânında) o (can), köprücük kemiklerine ulaştığı zaman,
27
(Yanında bulunanlar tarafından:) “(Buna) okuyup ilaç yapacak kimdir?” denildiği zaman,
28
Böylece o (ölüm döşeğindeki) kişi, o (başına ge le)n (durum)un gerçekten (dünyadan çıkış, mal ve aile den) tam bir ayrılık olduğunu yakînen bildiği zaman,
29
(Ölüm anında ve kefenlenirken) bacak bacakla dolaştığı zaman,
30
İşte o gün sevkiyat sadece Rab bin(in emre deceği yere; cennet veya cehennem) edir!
Sonraki 10 ayet →