1
Ey (Hira’da Cibrîl’i, gökle yer arasını kaplamış olarak gördüğünde dehşete kapılıp eşi Hadîce’ye dönen ve: “Beni ört! Beni ört!” diyerek) örtülere bürünen (peygamberim)!
2
(Uzandığın yerden) kalk ve hemen (kavmine) uyarıda bulun!
3
Böylece ancak Rabbini tekbîr et (; hem inançla, hem de sözle O’nu büyük tanı)!
4
Giyeceklerini de (tüm pisliklerden) iyice temizle!/ Kendini (kötü ahlâktan) tamamen arındır (ve eteğini bütün ayıplardan temiz tut)!/
5
Bir de o azâb(a sebebiyet verecek şirk ve inkâr)ı terk et(meye devam et)!
6
(Yaptığın bir yardımı) çok görür olduğun halde iyilikte bulunma(; başa kakma)/ daha çoğunu bek leyerek (kimseye) bağışta bulunma/!
7
Sadece Rabbin(in rızasını kazanmak) için (her konuda) sabırlı ol!
8
Çünkü o (Sûr denen) boru içerisine üfürüldüğü zaman;
9
İşte işte o gün pek çetin bir gündür;
10
Kâfirlere karşı hiç de kolay değildir!
11
Beni, yaratmış olduğum o (Velîd ibni Muğîre adındaki) kişiyle tek başıma bırak/Be ni, (kendisini hiçbir şeysiz) tek olarak yarattığım kişiyle birlikte bırak/!
12
Üstelik Ben ona uzunca döşenmiş bir mal vermiştim;
13
(Zengin oldukları için sefere ihtiyaç duymayıp) yanında duran oğullar da;
14
Bir de ona tam bir döşemeyle (bütün refah imkânlarını) yaymıştım!
15
Sonra da (hırsından dolayı hâlâ) artırayım diye hevesleniyor.
16
Hayır! (Bu beklentisini asla ger çekleştirmeyeceğim!) Çünkü şüp hesiz o, Bizim âyetlerimize karşı (bile bile inkârı sürdüren) çok inatçı biriydi.
17
Muhakkak Ben onu (yetmiş senede çıkıp, yetmiş senede ineceği ve sonsuza kadar böylece azap edi leceği) pek sarp bir yokuşa sardıracağım!
18
Zira, gerçekten o (Kur’ân hakkında ne söyleye ceğini) çokça düşündü ve iyice kurdu.
19
Kahrolası; nasıl da ölçüp biçti!
20
Sonra gebertilesi; nasıl da ayarladı!
21
Sonra (insanların suratlarına) baktı.
22
Ardından (tenkit edecek bir nokta bulamayınca) kaş çatıp suratını buruşturdu ve (herkes kendisinden önemli bir açıklama beklerken) zamansız olarak su ratsızlığını dışa vurdu.
23
Sonra (haktan uzaklaşmak üzere) ardını döndü ve (Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e uymaktan) iyice büyüklendi!
24
Birden dedi ki: “İşte bu, (büyücülerden öğrenilip) nakledilegelen bir sihirden başkası değildir!
25
İşte bu (, Allâh kelâmı olamaz, olsa olsa) ancak beşer sözüdür.”
26
Yakında muhakkak Ben onu Sekar’a girdi receğim.
27
Sekar’ın ne olduğunu sana bildirmiş olan şey nedir? (Kimse bilmez ki bildirsin, ancak Ben bilirim, işte şimdi bildiriyorum; o öyle bir cehennemdir ki;)
28
Ne (et) bırakır, ne de (kemik) terk eder (; bi lakis içine atılan her şeyi tümüyle helâk eder)/Ne (içi ne atılanı yakıp yok etmeden) terk eder, ne de (onu yok olmuş haliyle) bırakır. (Bilakis yeniden yaratılmış haliyle ona azap etmeye başlar)/!
29
Derilerin üstünü çokça yakıp karartıcıdır/ İn sana çokça parlayıcıdır(, o derece ki cehennem ehli onu ayan-beyân göreceklerdir)/.
30
Üzerinde (görevli) on dokuz (melek) bulunmaktadır. Rivayetlere göre; bu meleklerin gözleri şimşek gibi parlak, azı dişleri kaleler gibi sağlamdır, ağızlarından alevler çıkmakta dır, her birinin iki omuz arası bir senelik mesafedir ve her biri, yetmiş bin kişilik topluluğu cehennemden istediği yere atacak güçtedir. (Hâzin)
Sonraki 26 ayet →