1
(Nadr ibni Hâris adındaki) bir isteyici (:“Ey Allâh! Kur’ân hak ise başımıza taş yağdır!” diye), vukuu ke sin olan müthiş bir azâbı (inadına) talep etti ki;
2
Kâfirler için onu savuşturacak hiçbir kimse yoktur!
3
(O azap, meleklerin Arş’a çıkmak için) yükseliş basama(ğı olarak kullandı)kları (gök tabakaları) nın sahibi olan Allâh (tarafın)dan (gelecektir)!
4
Melekler, özellikle de Rûh(u’l-Kudüs diye adlandırılan Cibrîl (Aleyhisselâm)), miktarı ellibin sene olan bir günde O’n(un emir ve hükümlerinin iniş yeri olan Arş)a yükselir! Demek oluyor ki; sizin birinizin, dünya seneleri hesabıyla elli bin senede kat edeceği mesafeyi melek bir anda aşar. İşte mahşer günü de bu kadar uzun sürecektir, kâfirler de o gün istedikleri azabı görecektir. Ama bu süre, müminlere dünyada kıldıkları bir farz namaz kadar kısa gelecektir.
5
(Habîbim!) Öyleyse sen (onların bu alay ve inat dolu isteklerine karşı) pek güzel bir sabırla sabret (de, Benden başkasına dert yanma)!
6
Şüphesiz ki onlar onu (; o Kur’ân-ı Kerîmîn ha ber verdiği azabı, gerçekleşmesi) pek uzak bir şey olarak görmektedirler.
7
Ama Biz onu (, meydana gelmesi) pek yakın bir şey olarak görmekteyiz!
8
(O azâbın gerçekleşmesi,) bir günde ki; gök, zeytinyağı tortusu gibi/katran tortusu gibi/ eritilmiş gümüş gibi/ olacak.
9
Dağlar da (darmadağın edilip) boyalı pamuk gibi (savrulmuş) olacak.
10
(Herkes başının derdine düştüğünden) hiçbir yakın dost da, hiçbir yakın dost(un)a (hal hatır) soramayacak.
11
(Onların birbirine hal hatır soramamaları, bir birlerini göremediklerinden değildir. Nitekim) onlar birbirine gösterileceklerdir. (Ama) o (şirke bulaşmış olan) suçlu kişi (büyük bir sıkıntıya düşünce, yakınlarını sormak bir yana) arzu edecektir ki; keşke o günün azâbından (kurtulmak için) oğullarını fidye olarak ver(ip kabul ettir)ebilse!
12
Eşini ve kardeşini de;
13
Kendisini barındıran o aşîretini de;
14
Topluca yerde olanları da (verse), sonra (o fidyeyle) kendini kurtarsa!
15
Asla (kurtulamayacaktır)! Şüphesiz o (cehennem), katışıksız bir alevdir!
16
(İnsanın, el ve ayaklar gibi) uç (uzuv)ları(nı)/ baş derilerini/ (deriden ve etten) çokça soyan (o azab)ı (kastediyorum)!
17
(“Bana gel!” diye) o kimseyi (kendine) çağıra caktır ki; (hakka) arka dönmüştür ve (Allâh’ın taa tından) yüz çevirmiştir.
18
(Malı) toplamıştır, bir de kap (ve kasa gibi sağlam şeyler) içinde saklamıştır (da, fakirlere haklarını ödememiştir)!
19
Şüphesiz ki insan çok hırslı ve pek sabırsız biri olarak yaratılmıştır;
20
Kendisine (hastalık ve fakirlik gibi) şer dokun duğunda (niyetlendiği bütün işleri bırakacak kadar) çokça tasalanan,
21
Kendisine (zenginlik ve sıhhat gibi) hayır dokunduğunda ise, (cimriliğinden dolayı iyilik ve yardımı) fazlaca engelleyen!
22
Ancak (iman edenler ve) o (farz) namaz( ları) kılanlar müstesnâ!
23
O kimseler ki; onlar (beş vakit) namazlarına (vakti vaktine) devam edicidirler.
24
O kişiler ki; mallarında bilinen bir hak (ve belirli bir nasip) vardır,
25
İsteyen ve (iffeti nedeniyle zengin sanılıp yar dımdan) mahrum olan için.
26
O kimseler ki; (salih ameller işlemeye devam ederek) ceza gününü tasdik et(tiklerini an be an gös ter)mektedirler.
27
Bir de o kimseler ki; onlar (bunca amellerine rağmen) Rablerinin azâbından devamlı surette kor kucudurlar/titreyicidirler/.
28
Çünkü gerçekten Rablerinin azâbı, emin olunacak bir şey değildir. (Hiçbir insan bütün vazifeleri tam manasıyla eda et tiğini ve tüm ya saklardan sakındığını iddia ede meyece ğinden, herkesin korkuyla ümit arasında olması gerekir.)
29
Ayrıca o kimseler ki; onlar tenâsül uzuvlarını (haramlara karşı) devamlı koruyucudurlar.
30
Ancak eşlerine ya da (câri yelerden) sağ ellerinin sahip bulunduklarına karşı (korumaları) müs tesnâ! Çünkü gerçekten onlar (bunlarla yaptıkları meşrû ilişkilerinden dolayı) tenkit edilmiş değillerdir.
Sonraki 14 ayet →