1
O (vukuu kesin ve) hak olan (kıyâmet) ân(ı)!
2
O hak olan (kıyâmet) ân(ı) nedir?
3
Sana ne bildirdi ki; o hak olan (kıyâmet) ân(ı) nedir?
4
Semûd ve Âd kavimleri o (şiddetleriyle tüm âlemlere ve insanlara) darbe vuran (kıyâmet) ola y(ın)ı yalanladı!
5
Semûd’a gelince; onlar haddi aşan bir vâkı ayla helâk edildiler (ki o da, Cebrâîl (Aleyhisselâm)` ın nârasıyla meydana gelen emsalsiz bir zelzeledir)!
6
Âd (kavmi) ise; şiddetli esen pek soğuk/ çok gürültülü/ bir fırtına ile helâke uğratıldılar.
7
O (Rableri) onu art arda gelen yedi gece se kiz gün onların üzerine musallat etmişti ki; sen orada (bulunsan,) o toplumu çarpılıp yere yıkılan kimseler olarak görürsün! Sanki gerçekten onlar içi boş hurma kütükleri gibidir.
8
Artık onlar için hiçbir kalıntı/onlardan kalan bir kişi/görebiliyor musun?
9
Firavun da, ondan önce olanlar da, o (Lût (Aleyhisselâm)`ın) ters döndürülen (şehir)ler(i) de (hep) o hatayı işleyegeldi!
10
Böylece onlar Rablerinin rasûlüne isyan ettiler, O da hemen onları fazlaca şiddetli olan büyük bir yakalayışla yakalayıverdi!
11
(Nûh tufanında) su (, alışılagelen) haddini aş(ıp, en yüksek dağın üzerine bile on beş arşın çık) tığı zaman, şüphesiz ki Biz (atalarınızın sulplerinde bulunan) sizi o akıp giden gemide taşıdık!
12
Tâ ki onu sizin için (, yaratıcının üstün gücüne ve engin rahmetine delalet eden) büyük bir ibret kı lalım ve kavrayıcı kulaklar onu(n sizi taşıyıp tûfan dan kurtarma kıssasını) muhafaza etsin!
13
Artık Sûr’un içerisine tek bir üfürülüşle (ilk defa) üfürüldüğü zaman;
14
Yer (küre) ve dağlar (İlâhî bir kudretle) taşınılıp (mekânlarından) kaldırıldığı, ardı sıra da her ikisi tek bir darbeyle (birbirine) çarpılıp dümdüz edildiği zaman,
15
İşte meydana gelecek o (kıyâmet) olay(ı) o gün vukû bulmuştur!
16
Gök de iyice yarılmıştır, (bugünkü sağlam görüntüsüne rağmen) artık işte o gün o çok zayıftır (ve düştü düşecek bir haldedir)!
17
Melekler (yarılan sahalardan çekilme mecburiyetinde kalıp, yarılmayan cihetlere doğru yönelmiş bir halde) onun kenarları üzeredirler! Rabbinin Arş’ını, onların da üstünde işte o gün sekiz (melek) taşıyacaktır (ki, her birinin kulak yumuşağıyla boynu arası, yediyüz senelik mesafe kadardır, tırnaklarıyla uylukları arası ise iki gök arası kadar uzundur).
18
İşte o gün (muhasebe için Allâh-u Te’âlâ’nın huzuruna) arz olunacaksınız ki, sizden hiçbir sır gizli kalmayacaktır!
19
Artık o kimse ki; kitabı ona sağ eliyle verilmiştir, işte o (sevincinden dolayı arkadaşlarına dönüp) der ki: “Alın kitabımı okuyun (da içindeki salih amelleri görün)!
20
Şüphesiz ben hesabıma mutlaka kavuşacak biri olduğumu bilmiştim!”
21
Artık o, çok hoşnut olunan bir yaşantı içe risindedir.
22
Pek yüksek bir cennettedir ki;
23
Devşirilecek ürünleri (, yatanın bile uzanacağı derecede) pek yakındır!
24
(O gün onlara:) “Geçen (dünya) günler(in)de sunmuş bulunduğunuz (güzel) şeylere karşılık, sıkıntısız bir şekilde yiyin için (, hazmı âsân olsun, âfiyet olsun)!” (denilecektir.)
25
Ama kim ki; kitabı ona sol eliyle verilmiş tir; işte o da (defterindeki kötü amelleri gördüğünde) der ki: “Ah keşke ben; kitabım bana verilmeyeydi!
26
Hesabım nedir bilmeyeydim!
27
Ah keşke ne olaydı o (dünyada tattığım ölüm, hayatımı bitirme hususunda), kesin karar veren bir şey olaydı (da, tekrar diriltilmeyeydim)!
28
Malım benden bir şey savuşturamadı!
29
Saltanatım (insanlara musallat olacak hâkimi yet gücüm)/(dünyada kendisine dayan dığım) delîlim/benden kay boldu (, şimdi zelil bir halde kaldım)!”
30
(O zaman Allâh-u Te`âlâ cehennem bekçilerine buyurur ki:) “Onu yakalayın ve hemen onu bukağı larla bağlayın!
Sonraki 22 ayet →