Ana SayfaMealler › Mahmut Ustaosmanoğlu
MU

Mahmut Ustaosmanoğlu

Bu mealle oku
Mahmut Ustaosmanoğlu meali ile okumaya başla
Kalem 1 / 52
1
Nûn! O (Levh-i Mahfûz’un ve meleklerin) kalem (lerin)e/(pek çok faydaları bulunan ve insanların yazı âleti olarak kullandıkları) kaleme/ve yazmakta ol dukları şeylere andolsun ki;
M.Ustaosmanoğlu 68:1
2
(Habîbim!) Rabbinin (sana ikram etmiş olduğu güçlü akıl, peygamberlik, kusursuzluk, fesâhat, güzel ahlâk ve üstün hikmet gibi birçok) nimeti sayesinde sen asla deli biri değilsin! (Dolayısıyla sana deli diyenler yalancıdırlar.)
M.Ustaosmanoğlu 68:2
3
Hiç şüphesiz ki (müşriklerden çektiğin bunca eziyet karşılığında) senin için elbette kesintiye uğramayacak pek büyük bir ecir vardır!
M.Ustaosmanoğlu 68:3
4
Yine muhakkak ki sen elbette (mâhiyeti kimse tarafından idrak edilemeyecek kadar) pek büyük bir ahlâk üzeresin! (Bu yüzden Ülü’l-azm peygamberlerin bile tahammül edemeyeceği çilelere rahatça göğüs gere bilmek tesin.)
M.Ustaosmanoğlu 68:4
5
Artık yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler ki;
M.Ustaosmanoğlu 68:5
6
Cinnet geçiren hanginizmiş?
M.Ustaosmanoğlu 68:6
7
Gerçekten senin Rabbin, Kendi yolundan sapıtmış (ve hakikî manada aklını kaybetmiş) olan kim seleri en iyi bilen ancak O’dur. Yine O, hidâyet bu lan (akıllı) kişileri de en iyi bilendir!
M.Ustaosmanoğlu 68:7
8
(Habîbim!) Öyleyse artık o yalanlayıcı kimseler(in, bir müddet Allâh’a, bir süre de put lara ibadet etme teklifin)e itaat etme(meyi sürdür)!
M.Ustaosmanoğlu 68:8
9
İstediler ki; sen yumuşak davransan da bu sebeple onlar da yumuşak davransalar!
M.Ustaosmanoğlu 68:9
10
(Habîbim!) İtaat etme (doğru yanlış her şeye) çokça yemin eden her bir alçağa; Cumhûr ulemâya göre; 10-17. âyet-i kerîmelerde vasfedilen kişi, Velîd ibni Muğîre’dir. O, on oğlunu da: “İçinizden Müslüman olana yardımımı keserim!” diye tehdit eden zorba, zâlim, kaba ve haşin bir adamdı. Kendisi de burada geçen on sıfatından dokuzunu kabullenmişti. Ama veled-i zina olduğunu bu âyetler gelinceye kadar bilmemekteydi. Bunun üzerine annesine gidip: “Muhammed’in beni vasıfladığı veled-i zina olma özelliğimi hiç bilmiyordum, ya bana doğruyu söylersin, ya da boynunu vururum!” deyince, o: “Senin, baban diye bildiğin adam zengin ve kısır biriydi. Ben, ölmesi durumunda malının yabancıya gitmemesi için bir çobanla zina yaptım, işte sen o çobandansın!” dedi. (Nesefî, Beyzâvî)
M.Ustaosmanoğlu 68:10
11
(Herkesi) çokça ayıplayan, (bozgunculukla) alabildiğine söz taşıyana;
M.Ustaosmanoğlu 68:11
12
İyiliği çokça engelleyen, haddi aşmış pek günahkâra;
M.Ustaosmanoğlu 68:12
13
Kaba ve saldırgana; işte bunun ardından da zina mahsulü olana!
M.Ustaosmanoğlu 68:13
14
O kişi mal ve oğullar sahibi oldu diye (ona uyma)!
M.Ustaosmanoğlu 68:14
15
Âyetlerimiz onun üzerine art arda okunduğu zaman: “Evvelkilerin yazıp çizmiş olduğu birtakım yalanlardır!” demiştir.
M.Ustaosmanoğlu 68:15
16
Yakında Biz onu (fil ve domuz) hortum(u gibi olan burnu) üzere (koyacağımız bir alâmetle) damga layacağız (, böylece yüz karalığıyla herkes tarafından tanınacak)!
M.Ustaosmanoğlu 68:16
17
Şüphesiz Biz, o bostanın sahiplerini imtihan (edenin muâmelesine tâbi) ettiğimiz gibi o (Mekke eh linden seni inkâr etmiş ola) nları (da, senin bedduan yüzünden kıtlıkla) belâlandırdık! Hani onlar andolsun ki; elbette sabaha ulaşan lar olarak mutlaka onu(n ürününü) devşirecekle rine yemin etmişlerdi.
M.Ustaosmanoğlu 68:17
18
(O kadar kararlıydılar ki: “İnşaAllah” diyerek) istisna bile yapmıyorlardı. Rivayete göre; San’â’ya iki fersahlık mesafede ikamet eden salih bir zât bahçesini devşireceği zaman özellikle fakirleri çağrır, tırpana gelmeyen yahut rüzgârın attığı veya hurmanın altına döşenen çarşaftan uzağa düşenlerin hepsini onlara verirdi ki, böylece düşkünlerin birçok ihtiyacı görülürdü. O zât ölünce oğulları: “Biz çok çoluk-çocuk sahibiyiz, babamızın yaptığı gibi yapmaya kalkarsak geçim darlığına düşeriz, o halde alışkın olan fakirler uyanıp gelmeden sabah erkenden biz hurmayı devşirelim!” diye yemin ettiler. İşte bunu müteakiben âyet-i kerîmelerde anlatılanlar meydana geldi. (Âlûsî)
M.Ustaosmanoğlu 68:18
19
Bunun üzerine onlar uyurlarken Rabbin tarafından kuşatıcı/dönüp dolaşıcı/ bir bela onun üzerine (inerek kuşatıcı bir şekilde) dolaşıverdi.
M.Ustaosmanoğlu 68:19
20
Derken o, sabah sabah biçilmiş/karanlık gece/ gibi oldu!
M.Ustaosmanoğlu 68:20
21
Nihâyet onlar sabaha ermiş kimselerken aralarında çağrıştılar ki;
M.Ustaosmanoğlu 68:21
22
“Erkenden bostanınıza yönelin, eğer devşir (meye kesin karar ver)en kimseler olduysanız(, acele davranmanız gerekir)!”
M.Ustaosmanoğlu 68:22
23
Böylece onlar hemen gittiler, bir de kendileri gizlice istişârede bulunuyorlardı ki;
M.Ustaosmanoğlu 68:23
24
“Bugün hiçbir yoksul aranızda asla oraya girmesin!”
M.Ustaosmanoğlu 68:24
25
(Kendilerince) güçlü kimseler olarak sadece engelleme (kastı) üzere erkenden yola koyuldular.
M.Ustaosmanoğlu 68:25
26
Ama onu (yanmış-yıkılmış bir halde) gördükleri zaman dediler ki: “(Bu bizim bostanımız olamaz!) Gerçekten biz elbette (bağımızın yolunu) şaşıran kimseleriz!
M.Ustaosmanoğlu 68:26
27
Hayır! (Burası bizim bahçemiz!) Doğrusu biz mahrum kişileriz!”
M.Ustaosmanoğlu 68:27
28
En akıllıları/(yaş bakımından) ortancaları/: “Ben size ‘(Allâh’ı) tesbîh etseniz (de, bu kötü niye tinizden vazgeçseniz) ya!’ dememiş miydim!” dedi.
M.Ustaosmanoğlu 68:28
29
Onlar: “Tesbîh (ve tenzîh) Rabbimize (, O bize zulmetmedi)! Gerçekten biz (kendi nefislerimize) zulmeden kimseler olduk!” dediler.
M.Ustaosmanoğlu 68:29
30
Bunun üzerine birbirlerini tenkit eder olduk ları halde bir kısımları diğer bir kısma yöneldi de,
M.Ustaosmanoğlu 68:30