Ana SayfaMealler › Mahmut Ustaosmanoğlu
MU

Mahmut Ustaosmanoğlu

Bu mealle oku
Mahmut Ustaosmanoğlu meali ile okumaya başla
Tegabun 1 / 18
1
Göklerde olanlar ve yerde bulunanlar Allâh için sürekli (tenzîh ve) tesbîhte bulunmaktadır! Mülk ancak O’na aittir, (Kendi mülkünde dilediği şekilde sadece Kendisi tasarrufta bulunabilir, hiçbir yetkide kimseyi ortak kabul etmez,) hamd sadece O’na mahsustur! (Tüm nimetlerin asılları O’ndan gel diği için her hâlükârda övülen ancak O’dur!) O, her şeye (hakkıyla gücü yeten bir) Kadîr’dir.
M.Ustaosmanoğlu 64:1
2
Sizi yaratmış bulunan Zât ancak O’dur! Böyleyken içinizden kâfir olan da vardır, yine sizden mümin olan da mevcuttur! Allâh yapmakta oldu ğunuz şeyleri (hakkıyla gören ve amellerinize müna sip şekilde size karşılık verecek olan bir) Basîr’dir.
M.Ustaosmanoğlu 64:2
3
O, gökleri ve yeri (mükelleflere imtihan yurdu olması gibi üstün bir hikmet ve) hak (olan bir gaye) ile yaratmıştır. Sizi şekillendirmiş ve (diğer canlılar içerisinde) sizin sûretlerinizi pek güzel yapmıştır. (Bu yüzden kendi şeklinizi hiçbir canlının sûretiyle değişmek istemezsiniz.) Varış da ancak O’nadır! (O halde O sizin sûretlerinizi güzel yaptığı gi bi, siz de sîretlerinizi ve amellerinizi güzelleştirin ki, azaba çar pılarak o güzel şekilleriniz bozulmasın!)
M.Ustaosmanoğlu 64:3
4
O, göklerde olan ve yerde bulunan her şeyi (hakkıyla) bilmektedir, gizlemekte olduklarınızı da açıklamakta bulunduklarınızı da bilmektedir. Allâh, göğüslerin sahip olduğu şeyi (; kalplerin barın dırdığı tüm sırları, niyet ve inançları hakkıyla bilen bir) Alîm’dir.
M.Ustaosmanoğlu 64:4
5
(Ey müşrikler! Nûh, Hûd ve Sâlih (Aleyhimüsselâm)`ın kavimleri gibi) daha önce inkâr etmiş bulunan o kimselerin önemli haberi size gelmedi mi? Onlar (kötü) işlerinin ağır vebâlini (daha dünya dayken) tatmıştılar. Üstelik (âhirette) onlar için çok acı verici pek büyük bir azap da vardır.
M.Ustaosmanoğlu 64:5
6
İşte bu, şu gerçek yüzünden olmuştur ki; rasûlleri onlara pek açık mûcîzeler getirmekte idi, ama onlar (peygamberin beşer olmasına akıl erdire meyerek): “Birtakım insanlar mı bizi hidâyete er direcekler?” demiştiler. Böylece onlar (kitapları da, peygamberleri de, âyetleri de) inkâr etmiştiler ve (onların getirdiği delilleri düşünmekten) iyice yüz çevirmiştiler. Allâh da onlardan ihtiyaçsızlığını ortaya koydu. Zaten Allâh (, değil mükelleflerin iman ve taatına, âlemlerin hiçbirine ihtiyacı olmayan yegâne) Ğa niyy’dir; (kâl diliyle de ondan daha fasîh olan hâl diliyle de her yaratık tarafından Kendisine hamdedilen bir) Hamîd’dir.
M.Ustaosmanoğlu 64:6
7
O kâfir olmuş kimseler asla diriltilmeyeceklerini iddia etti(ler). De ki: “Hayır! Rab bi me yemin olsun ki; elbette mutlaka diriltileceksiniz, sonra da elbette yapmış ol duğunuz şeylerle kesinlikle ha be rdâr edile(rek hesaba çekile) ceksiniz!” İşte bu, Allâh’a göre pek kolay bir şeydir.
M.Ustaosmanoğlu 64:7
8
Öyleyse Allâh’a da, Rasû lüne de indirmiş olduğumuz o nur (olan Kur’ân)`a da iman edin! Allâh yapmakta olduğunuz şeyleri(n görünen-görünmeyen tüm yönlerinden hakkıyla haberdâr olan bir) Habîr’dir.
M.Ustaosmanoğlu 64:8
9
O (evvelkilerin ve sonrakilerin) toplanma günü (olan kıyâmet muhasebesi) için sizi bir araya geti receği günü (hatırla ki,) işte o, birbirini al datma günüdür (ve o gün aldatılanlar, cehennemlik ler olacaklardır. Zira imanla ölmeleri durumunda cennette yerleşeceklerimakamlarını Müslümanlara kap tıracaklar ve cehennemde yanarken, kendilerine o menziller gösterilince pişmanlığa boğulacaklardır)! Her kim Allâh’a iman eder ve (namaz, oruç, hac, zekât gibi) salih bir amel işlerse, O (Rabbi) ondan kötü işlerini tamamen örter ve içerisinde sonsuza kadar ebedî kalıcılar olmak üzere onu öyle değerli cennetlere girdirir ki, (köşklerinin ve ağaçlarının) altlarından sürekli ırmaklar akmaktadır. İşte ancak bu (şekilde günahlardan kurtulup, cennete girmek, dünyadaki geçici kurtuluşlara nazaran) pek büyük bir kurtuluştur.
M.Ustaosmanoğlu 64:9
10
O kimseler ki; kâfir olmuşlardır ve Bizim âyetlerimizi yalan saymışlardır; işte ancak onlar, içerisinde ebedî kalıcılar olmak üzere o (ce hennem) ateşin(in) arkadaşlarıdır! Ne kötü varı lacak yer olmuştur o(rası)!
M.Ustaosmanoğlu 64:10
11
Allâh’ın izni (; dilemesi ve imkân vermesi) ile olmadıkça (insanın malına, çocuğuna ve canına) hiç bir musibet çatmaz! Her kim Allâh’a iman ederse, O onun kalbini (sabra ve başına geleni Allâh’tan bilip, rıza göstermeye) hidâyet eder (ki, böylece o, kendisine gelip çatanın, zaten ona isabet edecek olduğunu, ona isabet etme yenin de zaten kendisine gelip çatmayacağını yakînen bilir). Allâh her şeyi (hakkıyla bilen bir) Alîm’dir. (Dolayısıyla imanlı kişinin yakînî inancını bildiği için musibet anında onun kalbini kaydırmaz.)
M.Ustaosmanoğlu 64:11
12
(Emir ve yasaklarına riâyet hususunda) Allâh’a da itaat edin, o Rasûle de itaat edin! Eğer (onların hükümlerinden) yüz çevirirseniz, (ne Allâh’a, ne de peygambere hiçbir zarar veremez siniz. Çünkü) Rasûlümüz üzerine düşen, ancak apa çık bir duyurudur! (O da bu vazifesini hakkıyla yapmıştır. Dolayısıyla onun tebliğine uymayanlar sadece kendilerine zarar vermiş olurlar.)
M.Ustaosmanoğlu 64:12
13
Allâh ki; O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur! Öyleyse inananlar ancak Allâh’a (güvenip) tevekkül etsin! (Zira her şeyin Allâh-u Te`âlâ’dan geldiğine inanmak, her işte sadece O’na güvenmeyi gerektirir.)
M.Ustaosmanoğlu 64:13
14
Ey iman etmiş olan kimseler! Şüphesiz eşlerinizden ve çocuklarınızdan sizin için birtakım düşmanlar vardır. Artık onlardan (sebep İslâm’ın bir hükmünü bile olsun aksatmaktan) sakının! Ama eğer (onların bağışlanabilecek birtakım suç larını) affederseniz, (kınama ve ayıplama yoluna baş vurmaktan) yüz çevirirseniz ve (kusurlarını) örter seniz, şüphesiz ki Allâh (onlara yaptığınız muame lenin bir misliyle size karşılık vererek günahlarınızı bağışlayacak olan bir) Ğafûr’dur; (pek merhametli olan bir) Rahîm’dir.
M.Ustaosmanoğlu 64:14
15
Mallarınız ve çocuklarınız ancak (günaha ve azâba düşmenize sebebiyet verecek) birer fitnedir/ (Allâh tarafından, kendileriyle sınanacağınız) birer imtihan vesilesidir/ (, artık sakın onların sevgisi yü zünden hâinliğe yönelerek imtihanı kaybetmeyin). Allâh ise, (rızasını ve taatını mal ve evlât sevgisine tercih edenler için) pek büyük bir mükâfat sadece O’nun katındadır.
M.Ustaosmanoğlu 64:15
16
Artık siz gücünüz yettiği nispette Allâh’tan hakkıyla sakının, (O’nun öğütlerini kabul kulağıyla) dinleyin, (emir ve yasaklarına) itaat edin ve (size verdiği rızıklardan bir kısmını,) nefisleriniz için (mal ve evlattan) daha hayırlı olan bir şekilde (O’nun emrettiği yerlere) infakta bulunun! Her kim nefsinin cimrilik hırsından korunur (da, Allâh yolunda infaka muvaffakkılınır)sa, işte ancak onlar, felâh (ve kurtuluş)a erenlerin ta kendileridir! Sa’îd ibni Cübeyr (Radıyallâhu anh)`dan rivayet edildiğine göre; “Allâh’tan hakkıyla sakının!” (Âl-i İmrân: 102) âyet-i kerîmesi nâzil olunca, sahâbe-i kirâm ayakları şişinceye ve alınları yara oluncaya kadar ibadete başladılar. Sonra Allâh-u Te’âlâ Müslümanlara bir kolaylık olmak üzere bu âyet-i celîleyi indirerek, birinci âyet-i celîlenin hükmünü neshetti ve müminlerin, güçlerinin yetmeyeceği şeylerle mükellef kılınmayacağını beyan etti. Gerçi burada bir nesh bulunmadığını, ancak bu âyet-i kerîmenin, bir önceki âyet-i celîledeki icmâlin tafsili (; kısa ve kapalı ifadenin açıklaması) olduğunu söyleyenler de vardır. (Âlûsî)
M.Ustaosmanoğlu 64:16
17
Eğer siz (Allâh-u Te`âlâ’nın tayin ettiği yerlere ihlâs ve gönül hoşluğuyla yardımda bulunarak veya borç isteyene faizsiz para vererek) güzel bir ödünç le Allâh’a borç verirseniz, O sizin için o (bağışta bulunduğu)nu(zu, bire on, bire yedi yüz ve daha) bir çok katlara katlar ve sizin için (günahlarınızı) mağ firette bulunur. Zaten Allâh (az bir amel karşılığı pek büyük mü kâfatlar bahşeden bir) Şekûr’dur; (ceza vermekte acele etmeyen bir) Halîm’dir.
M.Ustaosmanoğlu 64:17
18
(O, duyu organlarıyla idrâk edilemeyen) tüm gizlileri ve görünenleri (hakkıyla) bilendir, (istedi ğini yapmaya son derece güçlü olan bir) Azîz’dir ve (her işi yerli yerinde olan bir) Hakîm’dir!
M.Ustaosmanoğlu 64:18
Tegabun suresi tamamlandı