1
O (, dünyada mümin-kâfir ayırmaksızın her yara tığa son derece acıyan ve gerçek mana da sadece Ken disi nimet vermekte o lan) Rahmân!
2
(Dînî ve dünyevî bütün saadetlerin kaynağı olan) Kur’ân’ı (insana) O öğretmiş (, böylece ona en büyük nimetini bahşetmiş)tir!
3
İnsanı (kendisinde hiçbir hayır barındırmayan yokluktan kurtarıp, bütün hayırların kaynağı olan var lık sahasına çıkararak) O yaratmıştır!
4
Ona (içinden geçenleri) düzgün bir şekilde ifa de etmeyi O öğretmiştir!
5
Güneş de, ay da (hiç şaşmayan) mükemmel bir hesapla (burçlarında ve yörüngelerinde akıp gitmekte, böylece de mevsimlerin değişikliği ve yılların hesap lanması gibi birçok iş düzene kavuşmakta)dır!
6
Bitkiler ve ağaçlar (, yaratıldıkları gayeye hizmet etmek sûretiyle Yaratıcılarına) secde etmektedirler!
7
Göğü de; onu yüksek olarak O yaratmıştır, (her işte doğruluğu ve hak sahibine hakkını vermeyi emre derek) adâleti de O meşrû etmiştir/(kulların alışve rişlerinde kullanacakları) tartı aletini de (yeryüzüne) O koymuştur/!
8
Tâ ki siz adâlet hususunda haddi aşmayası nız/ (eksik-fazla alıp vererek) tartıda haksızlık yap mayasınız/!
9
Bir de (alışveriş yapacağınızda,) tartma işlemini adâletle dosdoğru yerine getirin ve (terazinin iki kefesini denk tutun da) tartıyı eksiltmeyin!
10
Yeri de; canlılar(ın rahatça yaşayabilmeleri) için onu (göğe nispetle) düşük yaratmıştır.
11
Orada türlü türlü meyveler ve tomur cukla ra sahip/dallı ve yapraklı/ hurma a ğaçları vardır.
12
Bir de (buğday arpa gibi) yapraklı/samanlı/ danelerle, hoş kokulu bitkiler!
13
(Ey insanlar ve cinler!) Öyleyse her ikiniz de, Rabbinizin hangi nimetlerini(n O’ndan oluşunu) yalanlayabiliyorsunuz? Bu sûre-i celîlede: “Öyleyse her ikiniz de, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabiliyorsunuz?” âyet-i kerîmesinin otuz bir kere tekrarlanmasının birçok hikmeti varsa da, birkaçını sayacak olursak; dînî ve dünyevî her bir nimetin ardından, o nimeti bahşeden Allâh-u Te`âlâ hatırlatılmış ve bu nimetlerin şükrünün ihlal edilmesi kınanmıştır. Nimetlerin farklılığı da bu tekrara ayrı bir güzellik katmıştır. Nitekim bir adam diğerine yapmış olduğu iyilikleri sayarken: “Ben sana mal verdiğim zaman iyilik etmemiş miydim, ben sana şöyle şöyle yaptığımda ihsanda bulunmamış mıydım?” gibi lafları tekrarlar ki; ikrar ettirmek istediği konular farklı olduğu için bu tekrar pek güzel ve yerinde olur. Yedi yerde azap âyetlerinden sonra bu cümle-i celîlenin zikredilmesi ise, hiç haberi olmadan felaketlere sürüklenmesin diye kişinin önündeki tehlikelerden uyarılmasında bulunan büyük iyiliğe işâret etmektedir.
14
O (Allâh-u Te`âlâ), insanı, pişirilmiş saksı gibi ses çıkaran kuru bir çamurdan (; hayat eseri barın dırmayan katı bir topraktan) yaratmıştır!
15
(Cinlerin babası olan) Cânn’ı da ateşten alı nan hiç dumansız halis bir alevden yaratmıştır.
16
(Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz de, Rab binizin hangi nimetlerini(n O’ndan oluşunu) yalanlayabiliyorsunuz?
17
(Sayılan nimetlerin sahibi olan Allâh-u Te`âlâ, yaz ve kış itibarıyla güneşe âit) iki doğunun da Rab bidir, iki batının da Rabbidir!
18
(Ey insanlar ve cinler!) O halde her ikiniz de, Rabbinizin hangi nimetlerini(n O’ndan oluşunu) ya lanlayabiliyorsunuz?
19
O, (tatlı ve tuzlu) iki denizi salıvermiştir ki, o ikisi (göz görüşünde aralarında hiçbir fasıla bulun mayacak şekilde) birbirine kavuşmaktadırlar.
20
Ama aralarında (kudretten) bir engel vardır ki, birbirine taşkınlık (edip karışarak, fark lı özellik lerini iptal) edemezler.
21
(Ey insanlar ve cinler!) Şimdi her ikiniz de, Rabbinizin hangi nimetlerini(n O’ndan oluşunu) ya lanlayabiliyorsunuz?
22
(Bir süs olmaktan öte, nice faydaları bulunan) inciler ve mercanlar o ikisinden çıkmaktadır.
23
(Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz de, Rabbinizin hangi nimetlerini(n O’ndan oluşunu) yalanlayabiliyorsunuz?
24
Denizde uzun dağlar gibi yelkenleri yük sekçe açılmış gemiler de sadece O (Allâh- u Azîmüşşâ)na aittir!
25
(Ey insanlar ve cinler!) O halde her ikiniz de, Rabbinizin hangi nimetlerini(n O’ndan oluşunu) ya lanlayabiliyorsunuz?
26
Onun üzerinde bulunan (ve toprakta yaşayan) herkes fanîdir!
27
(Hiçbir şeye muhtaç olmayıp, her şeye tam anlamıyla lütufta bulunan) O celâl ve ikrâm sahibi olan Rabbinin Zât’ı ise sürekli kalacaktır!
28
(Ey insanlar ve cinler!) Öyleyse her ikiniz de, Rabbinizin hangi nimetlerini(n O’ndan oluşunu) yalanlayabiliyorsunuz?
29
(İnsanlardan, cinlerden ve meleklerden) göklerde ve yerde bulunan her şey (, var olmaları için, yaşamlarını sürdürebilmeleri için vesâir tüm hallerin de kendilerine lâzım olan şeylere kavuşmak için, kimi diliyle, kimi hâ liyle) O’ndan istekte bulunmaktadır! O her an önemli bir iştedir (ki, bu cümleden ola rak; duaları kabul etmekte, sıkıntıları gidermekte, kimi lerini yaratmakta, kimilerini yok etmekte ve üstün hik metlerine dayalı olan irâdesi gereği, her an birtakım haller ortaya çıkarmakta, diğerlerini ise ortadan kal dırmaktadır)!
30
(Ey insanlar ve cinler!) Şimdi her ikiniz de, Rabbinizin hangi nimetlerini(n O’ndan oluşunu) yalanlayabiliyorsunuz?
Sonraki 30 ayet →