Ana SayfaMealler › Mahmut Ustaosmanoğlu
MU

Mahmut Ustaosmanoğlu

Bu mealle oku
Mahmut Ustaosmanoğlu meali ile okumaya başla
Zariyat 1 / 60
1
Yemin olsun o (toprağı yerinden) kaldırıp dağıtan (rüzgâr)lara!
M.Ustaosmanoğlu 51:1
2
Peşi sıra o (yağmur gibi) ağır yükü taşıyan (bulut)lara!
M.Ustaosmanoğlu 51:2
3
Ardı sıra rahat bir şekilde akıp giden (gemi)lere!
M.Ustaosmanoğlu 51:3
4
Derken o (yaratıklar arasında) işleri (emr olundukları şekilde) bölüştüren (melek)lere! (İş te bütün bunlara yemin olsun ki;)
M.Ustaosmanoğlu 51:4
5
Şüphesiz o vaad olunmakta bulunduğunuz şey elbette doğrudur!
M.Ustaosmanoğlu 51:5
6
Gerçekten de o (amellerin karşılığı olan) ceza elbette gerçekleşecektir!
M.Ustaosmanoğlu 51:6
7
O (rüzgâr esmesiyle su üzerinde beliren dalgalı çizgiler misali) güzel yollar (ve yörüngeler)/ sağlam yapı(lı burç)lar/ sahibi olan göğe yemin olsun ki;
M.Ustaosmanoğlu 51:7
8
Gerçekten siz elbette (gökteki yollar gibi birbirinden uzak ve) çelişkili bir söz içindesiniz. (Nitekim kiminiz Kur’ân’a sihir, kiminiz de şiir de mekte; peygamber hakkında da, kiminiz sihirbaz, kimi niz şâir, kiminiz deli demektesiniz, hâlbuki şiir ve sihir sanatları delinin becerebileceği işler değildir!)
M.Ustaosmanoğlu 51:8
9
O (peygambere ve Kur’ân’a ima)ndan ancak, (bütün hayırlardan tam anlamıyla) çevrilmiş olan kimse döndürülmektedir.
M.Ustaosmanoğlu 51:9
10
Helâk olsun o yalan (yanlış) tahminlerde bulun(arak İslâm ve Kur’ân hakkında gerçek dışı beyan larda bulun)anlar;
M.Ustaosmanoğlu 51:10
11
Kendileri, kuşatıldıkları büyük cehâlet içerisinde kalmış o gâfiller!
M.Ustaosmanoğlu 51:11
12
(İnadına) soruyorlar ki: “O ceza günü de ne zamanmış?”
M.Ustaosmanoğlu 51:12
13
Onlar o ateşe arz olunarak yakılacakları gün (, gerçeği görecekler)!
M.Ustaosmanoğlu 51:13
14
(Onlara denilecek ki:) “Tadın azâbınızı! Kendisini acele istemekte bulunmuş olduğunuz şey işte buydu!”
M.Ustaosmanoğlu 51:14
15
O takvâ sahipleri gerçekten pek kıymetli cennetler ve çok değerli gözeler içerisinde (ikamet etmekte)dirler.
M.Ustaosmanoğlu 51:15
16
Rablerinin kendilerine vermiş olduklarını (hoşnutlukla) alanlar olarak! İşte şüphesiz ki onlar bundan önce (dünyada salih ve) güzel amel(leri lâyıkı vechile) işleyen kimseler olmuştular.
M.Ustaosmanoğlu 51:16
17
Onlar geceden (pek çok zamanı ibadetle geçir diklerinden) çok az bir zaman uyumaktaydılar.
M.Ustaosmanoğlu 51:17
18
Seherlerde de bağışlanma isteyenler ancak onlardılar!
M.Ustaosmanoğlu 51:18
19
Onların mallarında da, isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemediği için zengin sanılarak sadakadan) mahrum (bırakılmış) olan için bolca nasip vardı (ki, insanlara merhametlerinden dolayı Allâh rızası için bu nu kendilerine zekât hâricinde gerekli kılmıştılar)!
M.Ustaosmanoğlu 51:19
20
Yakînen inananlar için o yer(yüzün)de nice âyet (ve delil)ler bulunmaktadır (ki, türlü türlü ma denler, bitkiler ve canlılar bunlardan bir kısmıdır).
M.Ustaosmanoğlu 51:20
21
Nefislerinizde de (nice âyetler vardır ki, bir su hâlinden düzgün bir insan şekli alıncaya kadar geçir diğiniz evrelerden tutun da, güzel görünümünüz, ilginç bileşimleriniz ve eşsiz sanatlar yapma gücünüz bunun sadece birer örneğidir)! Hâlâ görmeyecek misiniz?
M.Ustaosmanoğlu 51:21
22
Rızkınız(ın takdir ve tayini, ayrıca güneş, ay ve yıldızlar gibi maddî esbâbı) da, (hayır ve şer nâmına) vaad olunduklarınız da göktedir.
M.Ustaosmanoğlu 51:22
23
Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki; muhakkak o (vaad olunduğunuz sevap ve azap), şüphesiz sizin konuşmanız(ın hak oluşu) gibi elbette gerçek tir. (Konuştuğunuza dâir şüphe taşımadığınız gibi, bu na da şüphe etmeyin!)
M.Ustaosmanoğlu 51:23
24
(Habîbim!) İbrâhîm’in o (, Allâh katında) ikrama mazhar olan misafirlerinin önemli haberi geldi sana değil mi?
M.Ustaosmanoğlu 51:24
25
Hani onlar onun yanına girdiler de: “(Sana) selâm (olsun)!” dediler. O da: “(Size de) selâm (olsun)! Tanınmayan bir toplum (sunuz, buralarda sizin gibi birilerini hiç görmedim, bana kendinizi tanıtır mısı nız?)!” dedi.
M.Ustaosmanoğlu 51:25
26
Derken gizlice ailesine yöneldi de, hemen besili bir buzağı getirdi.
M.Ustaosmanoğlu 51:26
27
Böylece onu kendilerine yaklaştırdı da: “Yemezmisiniz?” dedi.
M.Ustaosmanoğlu 51:27
28
Derken onlar yüzünden (gelecek tehlikeden) bir korku hissetti/bir korku(yu içinde) gizledi/. Onlar (onun bu endişesini fark edince): “Korkma!” dediler ve onu (İshâk adında) pek bil gili (olacak) bir oğulla müjdelediler.
M.Ustaosmanoğlu 51:28
29
Bunun üzerine hanımı (Sâre) bir bağırış içerisinde yöneldi ve (şaşkınlığından eliyle) yüzüne vurdu da: “(Benim gibi) kısır bir kocakarı (nasıl doğuracak acaba?)!” dedi.
M.Ustaosmanoğlu 51:29
30
Onlar: “İşte rabbin(in) böylece buyurdu(ğunu biz sana bildirmekteyiz)! Şüphesiz ki (her işi yerinde olan) Hakîm de, (her şeyi hakkıyla bilen) Alîm de ancak O’dur! (O halde buyruğu haktır, işi de sağlamdır, artık bu hususta hiçbir şüpheye mahal yok tur.)” dediler.
M.Ustaosmanoğlu 51:30