Ana SayfaMealler › Mahmut Ustaosmanoğlu
MU

Mahmut Ustaosmanoğlu

Bu mealle oku
Mahmut Ustaosmanoğlu meali ile okumaya başla
Kaf 1 / 45
1
Kaf! O çok şerefli ve pek bereketli Kur’-ân’a yemin olsun (ki, Habîbim Biz seni büyük bir uyarıcı olarak gönderdik)!
M.Ustaosmanoğlu 50:1
2
Doğrusu onlar kendilerine içlerinden bir uya rıcı geldi diye şaşakaldılar da, bu nedenle kâfirler dedi ki: “İşte bu (şekilde Allâh’ın kullar içerisinden birini peygamber olarak seçip göndermesi ve onun bize, öldükten sonra diriltileceğimizi haber vermesi) pek şaşılacak bir şeydir!
M.Ustaosmanoğlu 50:2
3
Biz öldüğümüz ve (un ufak hale gelmiş) bir top rak olduğumuz zaman mı (yeni den diriltilecek mişiz)? İşte bu (, akıldan ve im kândan) pek uzak bir (geri) döndürülüştür.”
M.Ustaosmanoğlu 50:3
4
(Onlar böyle diye dursun,) muhakkak Biz o (gö müldükleri) toprağın onlar(ın etlerinden, kemiklerin den, hatta kılların)dan neyi eksiltmiş olduğunu (ve hangi parçalarını çürüttüğünü) gerçekten bilmişizdir. Zaten (kendisinde yazılmış olan küçük-büyük her şe yin tüm tafsilatını) pek iyi koruyan/ (şeytanlardan ve değiştirilmekten) çok iyi korunmuş/ (Levh-i Mahfûz nâmındaki) o yüce Kitap ancak Bizim katımızdadır.
M.Ustaosmanoğlu 50:4
5
Doğrusu onlar kendilerine geldiği anda (hiç araştırma lüzumu bile hissetmeksizin) o hakk (olan peygamberi ve Kur’ân)ı yalanladılar. Artık onlar çalkantılı bir iştedirler. (Bu yüzden peygamberlik müessesesi hakkında kesin karar verememişler, kimi sihir, kimi kehânet demiş, Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e de kimi sâhir, kimi kâhin demiş, getirdiği Kur’ân-ı Kerîm hakkında da şiir ve sihir gibi çeşitli yorumlar yapmışlardır.)
M.Ustaosmanoğlu 50:5
6
O (dirilmeyi yok saya)nlar (kör kalmışlar da,) üzerlerindeki göğe hiç bakmamışlar mıdır ki; Biz onu nasıl (sağlam bir şekilde) bina etmişiz (, direksiz yükseltmişiz) ve onu (yıldızlarla) iyice süslemişiz? Üstelik onun çatlakları da yoktur! (Bilakis her türlü noksanlıktan ve bozukluktan tamamen uzaktır.)
M.Ustaosmanoğlu 50:6
7
Yer(yüzün)e gelince; onu da (göz görebildiğice uzun olarak) Biz döşedik, ona sabit dağlar koyduk ve (kendisine bakana) ferahlık verici güzelliğe sa hip her çift (bitkiy)i onda Biz bitirdik.
M.Ustaosmanoğlu 50:7
8
(Biz bunları, Rabbine) yönelici her bir kul için bir basîret (; bir kalp görüşü) ve bir öğüt olsun diye (yaptık)!
M.Ustaosmanoğlu 50:8
9
Biz gökten çok bereketli (ve faydalı) bir su indirdik de, böylece onun sebebiyle birçok bostanlar ve (buğday, arpa gibi) biçilecek dâneler bitirdik.
M.Ustaosmanoğlu 50:9
10
Uzun uzun/(meyve) yüklü/ hurma ağaçlarını da (Biz yetiştirdik) ki, onun üst üste dizilmiş tomurcukları vardır!
M.Ustaosmanoğlu 50:10
11
Kullara bol bir rızık olsun diye! Ayrıca Biz (hiçbir şey yetiştiremeyecek şekilde kurumuş) ölü bir beldeye onunla hayat verdik. İşte (kabirler den) çıkış da böylece (meydana gelecek)dir!
M.Ustaosmanoğlu 50:11
12
Onlardan önce Nûh’un kavmi, o (peygamberlerini öldürüp) örülmemiş kuyunun (içine atan ora nın zâlim) halkı ve Semûd da (Sâlih (Aleyhisselâm)`ı) yalanlamıştı.
M.Ustaosmanoğlu 50:12
13
(Hûd (Aleyhisselâm)`ın kavmi olan) Âd da, Firavun ve (kavmi, bir de) Lût’un (evlilik bağları nedeniyle) kardeşleri (olan kavmi) de...
M.Ustaosmanoğlu 50:13
14
O (sık ağaçlıklı bir korunun sakinleri bulunan) Eyke halkı (Şu`ayb (Aleyhisselâm)`ı) ve (sâlih bir zât olan) Tübba’in (inkârcı) kavmi de; hepsi o (kendilerine gönderilen) rasûlleri yalanladı da, bu nedenle Be nim (azap) tehdidim (onlar üzerine) hak oldu!
M.Ustaosmanoğlu 50:14
15
Yoksa Biz (, mahlukatı yoktan var etmek istediğimizde) evvelki yaratıştan âciz mi kaldık (ki, tekrar diriltmekten âciz kalalım)? Doğrusu onlar yeni bir yaratılıştan büyük bir (şüphe ve) karıştırma için dedirler. Kaf! O çok şerefli ve pek bereketli Kur’- ân’a yemin olsun (ki, Habîbim Biz seni büyük bir uyarıcı olarak gönderdik)!
M.Ustaosmanoğlu 50:15
16
Andolsun ki; elbette insanı gerçekten Biz yarattık ve nefsinin ona gizlice neler fısıldadığını (ve ne tür vesveseler verdiğini) bilmekteyiz! (Çünkü) Biz (ilmimizle) ona şahdamarından daha yakınız!
M.Ustaosmanoğlu 50:16
17
O (insanın) sağ(ın)dan ve sol(un)dan doğru karşılıklı oturmakta olan (meleklerden) kav rayıp yazıcı o ikisi (, insanın yaptıklarını izleyerek) zapt edip yazıyorken!
M.Ustaosmanoğlu 50:17
18
O (insan), (hayır veya şer) hiçbir söz(ü ağzından dışarı) atmaz ki, onun yanında (konuşulanı yazmaya) hazır bir gözcü bulunmasın!
M.Ustaosmanoğlu 50:18
19
Ölüm sarhoşluğu (, Allâh-u Te`âlâ’nın kitapları ve peygamberleri vasıtasıyla bildirdiği) o gerçeği (son nefesinde olan insanın yanı başına) getirmiştir. (O zaman kötü insana:) “İşte kendisinden sürekli kaçmakta olduğun o şey budur!” (denilir.)
M.Ustaosmanoğlu 50:19
20
(İsrâfîl (Aleyhisselâm) tarafından tüm kulların diriltilmesi için ikinci defa) Sûr’un içine üfürüldü. İşte bu, o (büyük) tehdid(in gerçekleşme) günüdür!
M.Ustaosmanoğlu 50:20
21
Böylece (iyi ve kötü) her nefis (mahşere) gelmiştir ki, beraberinde (kendisini sürükleyen) bir sevk edici ve (amellerinin iyi veya kötü olduğuna şâ hitlik yapacak) bir şâhit bulunmaktadır.
M.Ustaosmanoğlu 50:21
22
(Dünyadayken dirilmeye inanmayan bir kâfire, hakikatleri gözüyle gördüğü gün:) “Andolsun ki; elbette sen işte bundan tam bir gaflet içerisinde bulunmuştun! Ama şimdi Biz senden (gaflet) perdeni kaldırdık, artık bugün senin gözün pek keskindir!” (denilecek.)
M.Ustaosmanoğlu 50:22
23
(İşte o zaman, dünyada amellerini yazmakla görevli olan ve kendisini mahşere sevk ederken) yakını(n da bulunan melek) dedi ki: “İşte bu; yanımda (yazılı) bulunan şey (, hesaba arz edilmek üzere) hazırdır!”
M.Ustaosmanoğlu 50:23
24
(Allâh-u Te`âlâ her bir insanı mahşere getiren iki meleğe şöyle buyurur:) “İkiniz birden (, o Velîd ibni Muğîre gibi, nimet vereni tanımayan ve hakka karşı direnen) her çok inatçı azılı kâfiri atın cehennemin içine!
M.Ustaosmanoğlu 50:24
25
(Atın oraya o) hayra son derece engel olan (; sahip olduğu malın hakkını asla vermeyen ve herhangi bir yardımın muhtaçlara ulaşmasına mani çıkaran)ı, hakkı aşa(rak zulme bulaşa)nı ve (Allâh-u Te`âlâ’nın Zât’ı ve dini hakkında) huzursuz edici büyük bir şüphe taşıyanı!
M.Ustaosmanoğlu 50:25
26
O kimseyi ki, Allâh ile birlikte başka bir ilâh tanımıştır; haydi ikiniz birden atın onu o pek şiddetli azap içerisine!”
M.Ustaosmanoğlu 50:26
27
O (azâba düşen kâfir özür dilerken suçu şeytana atınca, dünyadayken) yakını(nda bulunup sürekli onu azdıran şeytanı): “Ey Rabbimiz! Ben onu azdırma dım, lâkin o (haktan) pek uzak bir sapıklık içerisin de bulundu (, ben de hiçbir zorlama yapmaksızın, kış kırtma yoluyla ona yardımcı oldum)!” dedi.
M.Ustaosmanoğlu 50:27
28
(Bunun üzerine Allâh-u Te`âlâ) buyurdu ki: “Benim huzurumda çekişmeyin! Oysa muhakkak Ben size (inkâr ve isyanınıza karşılık) önceden (pey gamberlerim ve kitaplarım vasıtasıyla) tehdit gön dermiştim!
M.Ustaosmanoğlu 50:28
29
Benim katımda söz değiştirilmez, Ben asla kullara azıcık dahi zulmedici de değilim! (Artık asılsız mazeretlerle bu azaptan kurtuluş ummayın.)”
M.Ustaosmanoğlu 50:29
30
Bizim (, kâfir ve âsîleri) cehenneme (doldurduktan sonra ona): “Doldun mu?” diyeceğimiz, onun da: “(Daha) fazla var mı?” diyeceği günü (hatırla)!
M.Ustaosmanoğlu 50:30