Ana SayfaMealler › Mahmut Ustaosmanoğlu
MU

Mahmut Ustaosmanoğlu

Bu mealle oku
Mahmut Ustaosmanoğlu meali ile okumaya başla
Duhan 1 / 59
1
Hâ! Mîm!
M.Ustaosmanoğlu 44:1
2
O (hidâyet yollarını) iyice açıklayıcı Kitab (olan Kur’ân)a/o (ince düşünenler için manaları) pek açık olan Kitab’a/ yemin olsun!
M.Ustaosmanoğlu 44:2
3
Muhakkak Biz onu (bereketi bol olan) mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz Biz dâima (kullarımızı önlerindeki tehlikelerden) u yarıcılar olduk.
M.Ustaosmanoğlu 44:3
4
Her hikmetli iş/(meleklere gösterildikten sonra artık değiştirilmesi söz konusu olmayan) her sağlam (karara bağlanmış) iş/ onda ayrılır.
M.Ustaosmanoğlu 44:4
5
Katımızdan pek önemli bir iş olarak (ki, o geceden, bir daha seneki benzeri geceye kadar meydana gelecek ecellerin kesimi, hacca gideceklerin yazımı, zelzeleler, yıldırımlar ve harplerin kaydı ve bunlarla ilgili nüshalamanın başlaması bu önemli işimizin örneklerindendir)! Şüphesiz ki Biz dâima (kullarımıza elçiler) göndericiler olduk! Müfessirlerin ekserisince; bu geceden maksat Kadir gecesi ise de, Ikrime (Radıyallâhu anh) ve diğer bir cemaate göre; Berâet gecesi diye bilinen şa`bân ayının onbeşinci gecesidir. İbni Abbâs (Radıyallâhu anhümâ) bu gece hakkında: “Allâh-u Te`âlâ (ezelde takdir ettiği) bütün kaza (ve kaderler içerisinden bir sene boyunca olacak)ları şa’bânın on beşinci gecesinde kesin hükme bağlar, ramazanın yirmi yedinci gecesinde ise bunların kaydını görevli meleklere teslim eder.” buyurmuştur. Bu görüşe göre; Kur’ân-ı Kerîm’in, Levh-i Mahfuz’dan birinci kat semaya topluca indirilişi Berâet gecesinde; Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e indirilmeye başlanması ise Kadir gecesinde vaki olmuştur. Bu gecenin faziletine dâir birçok hadîs-i şerîf mevcuttur.
M.Ustaosmanoğlu 44:5
6
Senin Rabbinden (kullarına) büyük bir rahmet olsun için! Şüphesiz ki O; (tüm işitilenleri hakkıyla duyan) Semî’ de, (yaratıkların tüm halleri dâhil olmak üzere, bütün malumatı çok iyi bilen) Alîm de ancak O’dur!
M.Ustaosmanoğlu 44:6
7
Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbin den (kullarına ulaşan bir merhamet eseri olarak)! Eğer siz (doğru ilimlere) yakînen inanan kimseler olduy sanız (, Allâh-u Te`âlâ’- nın göklerin ve yerin Rabbi oldu ğunu bilmiş olmanız gerekir. Zira bu, yakînî ilimlerin ve gerçekçi bilgilerin en açıklarındandır)!
M.Ustaosmanoğlu 44:7
8
O’ndan başka (ibadete lâyık) hiçbir ilâh yoktur! O diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir, evvelki babalarınızın da Rabbidir!
M.Ustaosmanoğlu 44:8
9
Doğrusu onlar (gerçek bilgilerle alâkası olmayan insanlar oldukları için, konuştukları inkâr sözlerini de ciddiyetle ve inanarak söylemiyorlar, bilakis kendileri) büyük bir şüphe içerisinde oynamaktadırlar.
M.Ustaosmanoğlu 44:9
10
(Habîbim! Madem bu kâfirler den çektiklerin artık senin gibi bir rahmet peygamberini bile aleyhlerine beddua edecek raddeye getirdi,) öyleyse (onların helâkini görebilmen için) göğün pek açık bir duman getireceği günü gözle! Burada zikredilen “Duman”, bazılarınca, Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in bedduası sebebiyle Kureyş müşriklerine isabet eden kıtlık nedeniyle gözleri zayıflayarak yerle gök arasında gördükleri dumandır. Diğer bir kesime göre ise; kıyâmet alâmetlerinden sayılan, doğuyla batı arasını kaplayacak ve kırk gün kalacak, kâfirlerin kulaklarını çatlatacak, müminlereyse nezle gibi gelecek bir dumandır. Gerçi ikisinin de kastedilebileceğini; birinin geçmiş, diğerininse beklenmekte olduğunu açıklayanlar da olmuştur.
M.Ustaosmanoğlu 44:10
11
(Bu duman) o (müşrik) insanları/tüm insanları/ kaplayacaktır. (O zaman diyeceklerdir ki:) “İşte bu, çok acı verici pek büyük bir azaptır!
M.Ustaosmanoğlu 44:11
12
Ey Rabbimiz! Bu azâbı bizden aç! Şüphesiz (o zaman) biz inanıcılarız!”
M.Ustaosmanoğlu 44:12
13
(Böyle diyecekler ama) onlar için öğüt almak nerede?! Oysa (mûcizeleri) pek açık (olan senin gibi) yüce bir rasûl muhakkak onlara gelmişti.
M.Ustaosmanoğlu 44:13
14
Sonra ondan yüz çevirmişlerdi de (kimi): “Öğretilmiş (biri”, kimi de: “)bir delidir!” demişlerdi.
M.Ustaosmanoğlu 44:14
15
(O zaman Rableri onlara şöyle cevap verdi:) “Mu hakkak ki Biz azâbı (sizden) birazcık açıcılarız, (ama o vakit) kesinlikle siz (küfre) dönücülersiniz!”
M.Ustaosmanoğlu 44:15
16
(Habîbim! Artık sen) o en büyük yakalayışla (kâfirleri) güçlü bir şekilde yakalayacağımız (Be dir günüyle kıyâmet) günü(nü bekle)! Muhakkak ki Biz (önünde sonunda mutlaka onlardan) intikam alı cılarız!
M.Ustaosmanoğlu 44:16
17
Andolsun ki; elbette Biz onlardan önce de (Mûsâ (Aleyhisselâm)`ı göndererek) Fira vun’- un kavmini kesinlikle imtihan (edenin muamelesine tâbi) etmiş tik ve onlara çok şe refli bir rasûl gelmişti.
M.Ustaosmanoğlu 44:17
18
(O onlara) şöyle (demişti) ki: “Allâh’ın kulları (olan İsrâîloğulları)nı bana doğru salıverin (de, birlik te kutsal topraklara gidelim, artık onlara azap etmeyin)! Şüphesiz ben sizin için çok güvenilir bir elçiyim!
M.Ustaosmanoğlu 44:18
19
Bir de (vahyini ve peygamberini hafife alarak) Allâh’a karşı kibirlenmeyin! Zira şüphesiz ki ben size (inkâr edilemeyecek derecede) pek açık olan güç lü bir delil getirmekteyim!
M.Ustaosmanoğlu 44:19
20
Muhakkak ki ben, beni taşla öldürmenizden/sövüp döverek bana eziyet etmenizden/ benim de Rabbim, sizin de Rabbinize sığındım!
M.Ustaosmanoğlu 44:20
21
Eğer bana iman etmeyecekse niz, bari (ne lehime ne de aleyhime olmayın da,) benden ayrılın (ve bana bir fenalık dokundurmayın, zira sizi kur tu luşa çağıran kişinin karşılığı bu olmamalıdır)!”
M.Ustaosmanoğlu 44:21
22
Böylece (kavmi inkârda ısrar edince) o: “Şüphesiz ki işte bunlar suçlular olan bir toplum dur (öyleyse sen onlara hak ettikleri cezayı acele yolla)!” diye Rabbine duada bulundu.
M.Ustaosmanoğlu 44:22
23
(Biz de ona şöyle vahyettik:) “Artık sen gecenin bir parçasında (İsrâîloğulların dan ve Kıptîlerden sana iman etmiş olan) kullarımı götür, şüphesiz ki siz (Firavun ve orduları tarafın dan) sıkıca takip edilecek kimselersiniz.
M.Ustaosmanoğlu 44:23
24
(Mûcize eseri sana yol olarak açılacak) o denizi (sahile çıkışının ardından hemen kapatmaya çalışma da, öylece) sakin bırak! Zira şüphesiz ki onlar (denizi açık bularak içine daldıklarında) suyla boğulmuş olan bir ordudur!”
M.Ustaosmanoğlu 44:24
25
Onlar (Mısır’dan çıktıklarında arka larına) nice bostanlar ve gözeler bıraktılar!
M.Ustaosmanoğlu 44:25
26
Daha nice ekinler ve pek değerli makamlar(ve meskenler)!
M.Ustaosmanoğlu 44:26
27
Ve içerilerinde zevklenmekte/eğlenmekte/bulunmuş oldukları nice nimetlenmeler(i bırakıp gittiler)!
M.Ustaosmanoğlu 44:27
28
İşte (durum) aynen böylece (gerçekleşmiş) dir. Üstelik Biz bunlara (ırk olarak da, din olarak da kendilerinden tamamen farklı olan İsrâîloğulları gibi) başka başka toplumları mirasçı kıldık.
M.Ustaosmanoğlu 44:28
29
Artık (dostlarımızın ardından yer gök ağladığı gibi,) onlara gök de yer de ağlamamıştır (, bilakis tüm mahlûkat sevinmiştir). (Helâk vakitleri geldiğinde) onlar (ileri bir zamana kadar) mühlet verilen kimseler de olmamışlardır.
M.Ustaosmanoğlu 44:29
30
Andolsun ki; elbette Biz İsrâî loğullarını muhakkak kurtarmıştık o alçaltıcı azaptan...
M.Ustaosmanoğlu 44:30