1
O (Allâh-u Te`âlâ’nın huzurunda ibadet ve cihat uğrunda) tam bir saf yaparak (ayaklarını) safa dizen (melekler, âlimler ve mücâhit)lere yemin olsun;
2
Ardı sıra tam bir engellemeyle (insanları günahlardan) men eden (ilham sahibi meleklere ve na sihatçi âlim)lere de/tam bir sevkle (atlarını cihat yoluna) süren (mücâhit)lere de/ (kasem olsun);
3
Peşi sıra (İlâhî kelâmı vesâir) zik(i)r(ler) i artarda okuyan (melekler, âlimler ve hâfız)lara da/zikri (cihatta dahi terk etmeyip) dâima okuyanlara da/ (andolsun ki);
4
Şüphesiz sizin İlâhınız elbette birdir!
5
Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin de Rabbidir; (sene boyu güneşin her gün doğduğu o) do ğuların da Rabbidir.
6
Muhakkak Biz o (size) en yakın olan göğü muhteşem bir ziynetle; o (parlak) yıldızlarla iyice süs ledik.
7
Bir de, her isyankâr şeytandan tam bir koruma olsun diye (o yıldızları yarattık)!
8
(Artık) o (şeyta)nlar (meleklerin teş kil ettiği) o en üstün cemaate kulak verip (onların konuştuğu gaybî haberleri) işitemezler ve (göğe doğru yükselmek istediklerinde, onun) her taraf(ın)dan atıl(an ateş parçalarıyla taşlan)ırlar!
9
(Göklere çıkmak istedikleri her sefer) büyük bir kovulmayla (karşılaşırlar)! (Âhirette) devamlı ve şiddetli bir azap da özellikle onlar içindir.
10
Ancak (meleklerin kelâmından duyduklarını hırsızlama olarak) ânî bir kapışla süratlice çalmış olan biri müstesnâ ki, onu da hemen (yıldızdan ko pup, aşağı doğru kaydığı görülen) parlak bir ateş par çası izlemiş (ve yakarak helâk etmiş)tir.
11
Şimdi sor o (müşrik ola)nlara; yaratılış bakımından kendileri mi daha güçlüdür/ daha zor dur/, yoksa yaratmış olduğumuz (gökler, yerler, ikisi arasındakiler, doğular, batılar, yıldızlar ve melekler gibi) kimseler mi? Şüphesiz ki Biz onları yapışkan bir çamur (gibi zayıf bir unsur)dan yarattık!
12
Doğrusu sen (onların dirilmeyi inkâr etmelerinden) şaşakaldın! Onlarsa hâlâ (senin dirilme konusundaki izahlarınla) alay etmektedirler.
13
(Bunlar öyle akılsızdırlar ki) nasihat olunduklarında öğütlenmezler!
14
(Ayın yarılması gibi) pek büyük bir âyet gördüklerinde bile son derece alay ederler de/birbirini alay etmeye çağırırlar da/…
15
Derler ki: “İşte bu, pek açık bir büyüden başkası değildir!
16
Biz öldüğümüzde, bir toprak ve birtakım (çürümüş) kemikler olduğumuzda mı, gerçekten biz mi, elbette diriltilmiş kimseleriz?
17
Evvelki babalarımız (ve atalarımız) da mı (diriltilecekmiş)?”
18
De ki: “Evet! Hem de siz ze lil kimseler olarak (diriltileceksiniz)!”
19
Çünkü o (diriltilme) ancak (Sûr’a bir kere üfürülmeyle kopan) tek bir bağırıştır ki, birdenbire onlar (kabirlerinden kalkmış da) bakıyorlar/(başlarına geleceği) bekliyorlar/!
20
(O zaman) dediler ki: “Ey bizim helâkimiz! (Neredesin? Gel! Tam şimdi senin zamanın!) İşte bu, ceza günüdür!”
21
(Birbirlerine derler ki:) “İşte bu, o (dostun düşmandan ve hakkın bâtıldan) ayırım günüdür ki, siz onu yalanlamakta bulunmuştunuz.”
22
(Mevlâ Te`âlâ meleklere buyurur ki:) “O zâlim olmuş (müşrik) kimseleri de, eşlerini de, tapmak ta bulunmuş oldukları şeyleri de toplayın!
23
Allâh’ı bırakıp da (taptıkları var ya); işte onları o şiddetle tutuşmuş (cehennem) ateşin(in) yoluna iletin!
24
Ve onları (mahşerde) durdurun ! Gerçektende onlar (tüm inanç ve amellerinden) mesuldürler! (Ce vap larını vermeden hiçbir yere adım atamazlar.)”
25
(O gün kâfirlere denilecek ki:) “Ne oldu size de birbirinize yardım edemiyorsunuz?”
26
Doğrusu bugün onlar (bütün emirlere) tamamen boyun eğicidirler.
27
Böylece onların bir kısmı diğer bir kısma yöneldi de, soruşuyorlardı.
28
(Derken müşrik reislere uyanlar) dediler ki: “Gerçekten de siz bize (herkes nezdinde) sağ (ile temsil edilen hayır ve din tarafın)dan gel(ip bizi ondan engelle)mekteydiniz/kuvvetli yolla (zor kullanarak) gelmekteydiniz/!”
29
(Liderlerse) dediler ki: “Doğrusu (biz sizi saptırmış falan değiliz, bilakis) siz inan(mayı arzulay)an kimseler olmamıştınız!
30
Bizim için sizin üzerinizde hiçbir güç bulunmamaktaydı (ki, sizi inkâra zorlamış olalım). Doğrusu siz azgın(lıkta ısrarcı olan)lar toplumu olmuştunuz!
Sonraki 30 ayet →