Ana SayfaMealler › Mahmut Ustaosmanoğlu
MU

Mahmut Ustaosmanoğlu

Bu mealle oku
Mahmut Ustaosmanoğlu meali ile okumaya başla
Fatır 1 / 45
1
Bütün hamdler, o göklerin ve yerin örneksiz yaratıcısı, melekleri ikişer, üçer ve dörder kanat lar sahibi elçiler kılıcı olan Allâh’a mahsustur! O, yaratışta dilediğini artırır. (Nitekim Cibrîl (Aleyhisselâm)`a altı yüz kanat vermiştir ki; melekler, mertebe ve görevlerine göre, kendilerine verilen bu kanatlar vasıtasıyla, Allâh-u Te`â lâ’nın emirleri doğrultusunda çabucak hareket ederler ve gökten yere inip çıkarlar. Yine böylece dilediği kullarına güzel yüz, güzel ses, uzun boy, düzgün âza, güç kuvvet, anlayış üstünlüğü, güzel saç, güzel yazı, güzel göz, isâbetli görüş, mümin lerin kalplerinde sevilmek ve cömertlik gibi artı meziyetler verir.) Şüphesiz ki Allâh her şeye (hakkıyla gücü yeten bir) Kadîr’dir.
M.Ustaosmanoğlu 35:1
2
Allâh insanlara (sıhhat, zenginlik, ilim ve nü büvvet gibi) herhangi bir rahmet açarsa, artık onu tutacak (ve sahibine ulaşmasını engelle ye cek) hiçbir kimse yoktur! Ama neyi de tutarsa, artık O’nun (engellemesinin) ardından onu salıverecek hiçbir kimse de yoktur! (Hiçbir engel tanımaksızın dilediği şeyi yerine getirme gücüne sahip olan) Azîz de, (gön derdiği ve engellediği her şeyi ilim ve hikmet üzere yapan) Hakîm de ancak O’dur!
M.Ustaosmanoğlu 35:2
3
Ey insanlar! Allâh’ın sizin üzerinizde bulunan (bunca) nimet(ler)ini hatırlayın! Allâh’tan başka bir yaratıcı var mıdır ki, (yağmur yağdırarak ve ürünler bitirerek) sizi gökten ve yer den rızıklandırabilsin? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur! (Yaratıcınız ve rızıklandırıcınızın sadece Allâh olduğunu bildiğiniz halde) hâlâ nasıl (tevhîd ve dirilme inancından uzak laştırılıp, şirk ve inkâra) çevrilebiliyorsunuz?
M.Ustaosmanoğlu 35:3
4
Onlar seni yalanlıyorlarsa, senden önce de nice kıymetli rasûller gerçekten yalanlanmıştır. Bütün işler ancak Allâh’a dön dürülecektir!
M.Ustaosmanoğlu 35:4
5
Ey insanlar! Şüphesiz Allâh’ın (, kullarını diril tip hesaba çekeceğine dâir) vaadi (değiştirilmesi dü şü nü le meyecek) bir haktır! Artık o en alçak (dünya) hayat(ı) sa kın ha sizi aldat(arak geçici keyiflerine meftun bırakıp, Allâh’a karşı mesuliyetlerinizi yerine getirmekten ve O’nun katındaki mükâfatları kazanmaktan alıkoy)masın! O son derece aldatıcı olan (şeytan) da sakın ha sizi (günahlara sürükleyip “Ne yaparsanız yapın,) Allâh (sizi affeder, zaten O son derece affedicidir!” gibi laf lar) ile aldatmasın!
M.Ustaosmanoğlu 35:5
6
Gerçekten şeytan sizin için (eski ve) büyük bir düşmandır. Öyleyse siz de onu bir düşman edinin (de, inanç ve amellerinizin hiçbirinde ona uymayıp, hakîki dostunuz olan Allâh-u Te`âlâ’ya itaat edin)! O, taraftarla rını ancak o son derece tutuşturulmuş ateşin arka daşlarından olmaları için (nefsin arzusuna uymaya) davet etmektedir.
M.Ustaosmanoğlu 35:6
7
O (şeytanın davetine icâbet ederek) kâfir olmuş kimseler; pek şiddetli büyük bir azap sadece on lara aittir! Ama o kimselerki (Rahmân’ın da ve tine icâbet ederek) iman (şartlarına şüphesiz bir şekilde itikat) etmişlerdir ve (namaz, oruç, hac, zekât gibi) sâlih ameller işlemişlerdir; pek büyük bir bağışlanma ve çok büyük bir mükâfat da sadece onlar içindir.
M.Ustaosmanoğlu 35:7
8
Hiç o (kötülükten sakınıp iman ve amel-i salihi tercih eden) kişi (o kimseyle eşit) mi(dir) ki, (şirk gi bi) kötü amel(ler)i (şeytan tarafından can çekici bir hâle getirilerek) ona süslü gösterilmiştir de, bu ne denle o onu güzel bir şey olarak görmüştür. (Şey tanın süslemesiyle bir kişinin çirkini güzel görmesi uzak görülemez.) Çünkü şüphesiz Allâh (yanlış yolu seçtiğini bildiği için, saptırmayı) dile diği kimseyi dalâlete düşü rür, (hidâyeti seçtiğini bildiği için doğru yola iletme yi) dilediği kimseyi de hidâyete erdirir. Öyleyse se nin (değerli) nefsin onlar(ın inanmamaların)a karşı birtakım üzüntülere (kapılıp) gitmesin! Muhak kak ki Allâh onların sanat hâline getirerek yapmakta oldukları şeyleri (hakkıyla bilip karşılığını vere cek olan bir) Alîm’dir.
M.Ustaosmanoğlu 35:8
9
Allâh’tır ancak O Zât ki; rüzgârları gönder miştir de, onlar hemen bir bulutu harekete geçi rirler. Sonra Biz onu (kuraklıktan dolayı) ölü bir (halde bulunan) beldeye sevk etmişizdir de, ölümünün ardından o toprağı onun (yağdırdığı yağmur)la he men diriltmişizdir. İşte (ölümlerinin ardından kulları) diriltmek de ancak böylece (kolay bir şekilde gerçekle şecek)dir.
M.Ustaosmanoğlu 35:9
10
Her kim izzet (ve şeref) arzulamakta olduy sa, (âciz putların kapısını bıraksın da, her şeye gücü yeten Allâh’a itaat etsin. Zira) izzetin tamamı bütü nüyle ancak Allâh’a âittir! (Tevhîd, tes bîh, tahmîd ve tekbîr gibi) o pâk sözler ancak O(nun kabul maka mı)na yükselir. (Namaz, oruç, hac, zekât gibi ) o salih amel ise, onu da (ancak) o (tevhîd kelimesi) yükseltir. (Zira imansız hiçbir amel kabul görmez.)/O sâlih amel ise, onu (o zikirlerin değerini) o yükseltir. (Farzları terk eden bir müminin yaptığı zikirler amel defterine yazıl maktaysa da, tam manasıyla bir makbûliyet farzlar eda edilmeden hâsıl olmaz.)/ Ama o kimseler ki (Dârün-nedve’de toplanıp, İslâm’a karşı) o kötü hileleri kurmaktadırlar; (daya nılamayacak çok şiddetli büyük bir azap özellikle onlar içindir. İşte (Allâh’ın mekri değil de) onların tuza ğı,sadece o bozulacak (ve önünde sonunda etkisiz kalacak)tır!
M.Ustaosmanoğlu 35:10
11
Allâh sizi(n babanızı, kuru-kara) bir toprak tan, sonra (onun neslini, meni diye bilinen) sâfî azı cık bir sudan yaratmış, daha sonra sizi (erkekler ve dişiler hâlinde) birtakım eşler yapmıştır. O’nun ilmiyle (ve sonsuz bilgisi dâhilinde) olmak sızın hiçbir dişi yüklenemez ve doğuramaz! Uzun ca yaşatılan hiçbir kimsenin ömrü uzatıl(arak akra nından fazla yaşa)maz, onun ömründen bir şey de eksiltil(erek diğerlerine göre kısa bir ömür sür)mez ki, (bütün bunlar Levh-i Mahfûz nâmındaki) bir Kitap’ta (kayıtlı) bulunmasın! İşte gerçekten de bu(nca hâdi senin bir kitapta kaydı), Allâh’a göre pek kolaydır!
M.Ustaosmanoğlu 35:11
12
İki deniz eşit (olmadığı gibi, müminle kâfir de denk) olmaz! İşte bu (ırmaklar) tatlıdır, susuzluğu gidericidir/serinlik vericidir/ içimi pek kolaydır! İşte şu (denizler) ise tuzludur, çoraktır/çok ha râret vericidir/çok acıdır/! Her birinden de taptaze bir et yemektesiniz ve (inci, mercan gibi) pek değerli bir süs eşyası çıkar maktasınız ki, onları da (takı olarak) giymektesiniz. (Ey insan!) Sen gemileri onun (o her iki denizin) içerisinde yara yara akıp giderlerken görürsün! Tâ ki siz O’nun lütfundan (nasibinizi) arayasınız, bir de ola ki siz (mazhar kılındığınız nimetlerin hak kını ödemek için İslâm’a girip ibadette bulunarak Ken disine) şükredesiniz (diye Allâh-u Te`âlâ bunları yaratmıştır)!
M.Ustaosmanoğlu 35:12
13
O, (gündüzü uzatıp geceyi kı sal tarak) geceyi gündüze girdirmek te, (geceyi uzatıp, gündüzü kısal tarak) gündüzü(n saatlerini) de geceye girdirmek tedir; güneşi ve ayı da (sizin istifâdeniz için) emre âmâde kılmıştır. Her biri (günlük, aylık ve yıllık, bir de kıyâmete kadarki tüm devrelerini tamamlamaları için) adı konmuş bir süreye kadar (burçlarında ve yörün gelerinde) sürekli ve süratlice akıp gitmektedir. İşte rabbiniz olan Allâh ancak bu (eşsiz fiilleri sadece Kendisi yapabilen bir Kayyûm)dur. Mülk (ve saltanat) sadece O’na mahsustur. (Ey müşrikler!) O’nu bırakıp da tapmakta oldu ğunuz o kimseler ise, bir hurma çekirdeğinin za rın(ı yapma imkânın)a dahi sahip olamazlar.
M.Ustaosmanoğlu 35:13
14
(Başınız sıkıştığında Allâh’ı bırakıp) onlara dua edecek olsanız, yakarışınızı işitemezler! (Farz-ı muhâl) duyacak olsalar da, (ne sözle, ne de fiilen) size hiçbir cevap veremezler! Kıyâmet günündey se (şefaat bir yana: “Siz asla bize tapmıyordunuz!” diyerek, onları Allâh-u Te`âlâ’ya) ortak koşmanızı reddedecekler. (Ey Habîbim ve ey dinleyen insan! Her şeyin iç yü zünü hakkıyla bilici bir) Habîr (olan Rabbin) gibi hiç kimse sana (gerçekleri) haber veremez!
M.Ustaosmanoğlu 35:14
15
Ey insanlar! Allâh(ın dünyada rızık ve âfiye tine, âhirette ise O’nun mağfiret ve lütfuna her şeyden fazl)a muhtaç olanlar ancak sizsiniz! (Zira varlığınız ve yaşamınız O’na bağlı olduğundan, her nefeste, her düşünüşte ve her bakışta sadece O’na muhtaçsınız!) Allâh ise; (hiçbir şeye muhtaç olmayıp, tüm yaratıklara nimetler yağdıracak yegâne zenginliğe sahip olan) Ğaniyy de, (övgüye lâyık üstün sıfatların tümünün sahibi olması hasebiyle, kimse hamdetmese de, bütün hamdler Kendisine mahsus olan) Hamîd de ancak O’dur.
M.Ustaosmanoğlu 35:15
16
O dilerse sizi(n gibi müşrikleri in kârları sebe biyle helâk ederek) giderir de, (yerinize, sizin tanıyıp bilmediğiniz, sizden daha itaatkâr) yepyeni yaratık lar getirir! (Çün kü O hiçbir işinde size muh taç değildir.)
M.Ustaosmanoğlu 35:16
17
İşte bu (şekilde sizi helâk edip yerinize başkalarını yaratması), Allâh’a göre hiç de zor bir şey değildir! (Zira O, meydana gelmesini dilediği her hangi bir şeye sadece “Var ol!” buyurur.)
M.Ustaosmanoğlu 35:17
18
Hiçbir (günah) taşıyıcı(sı) diğerinin yükünü taşımayacaktır. (Saptırıcı önderlerin, dalâlete sevk ettikleri kimselerin suçlarını yüklenmeleri ise, kendi fiilleri olan saptırma suçunun vebalini taşıma anla mına geldiğinden, yine herkes kendi yükünü yüklen miş olacaktır.) Ağır (günah) yük(lerini) yük len miş bir kimse (bir başkasını) o yükün(den bir şey yüklenmey) e çağıra cak olsa ve o (çağrılan), (anası, babası, oğlu ve kızı gibi) yakınlık sahibi biri de olsa, on(un günahla rın)dan hiçbir şey ona yükletilmez! (Habibim!) Sen (ne kadar vaaz etsen de) ancak o kimseleri uyara(rak etkileye)bilirsin ki, onlar Rab lerin(in rahmetine aldanmayıp, azâbını görmedikleri halde ve insanların görmedikleri yerlerde dahi Kendi sin)den gıyâben korkmaktadırlar ve o (farz) namaz (lar)ı (vakti vaktine) hakkıyla kılmıştırlar. (Çünkü senin korkutmalarından yararlanacak kimseler ancak onlardır.) Ama her kim (bu uyarılardan etkilenerek, emir leri tutup yasaklardan kaçmak sûretiyle günah kirle rinden) çokça temizlenirse, o ancak ken di si(nin men faati) için iyice temizlenmiş olur. (Sonunda) varış ancak Allâh’a (olacak)dır. (İşte o zaman dünyada arınmış olan lar mükâ fatla rını bulacaktır.)
M.Ustaosmanoğlu 35:18
19
(Kalp gözü) kör (olduğu için ibadetin kime ya pılacağını bilmeyen müşrik ve câhil kimsey)le, (İlâhı nın bir olduğu gerçeğini) gören (mümin ve âlim kişi) bir olmaz!/A’mâ (olan put) ile, Basîr (olan Allâh-u Te`âlâ) eşit olmaz!/
M.Ustaosmanoğlu 35:19
20
O (türlü türlü kâfirlik ve sapıklık) karanlıklar(ıy)la, o (iman ve tevhîd) nur(u) da (eşit) değildir!
M.Ustaosmanoğlu 35:20
21
O (koyu) gölge(liğe sahip cennet) ile, şiddetli harâret(iyle yakıp kavuran cehennem) de/gece esen sıcak yel de/ (denk) değildir!
M.Ustaosmanoğlu 35:21
22
O (İslâm’a giren ve dînî ilimleri tahsil eden) di rilerle, o (kâfirlikte ve câhillikte ısrar eden) ölüler de müsâvi olmaz! Şüphesiz Allâh dilediğine (hakkı) işittirir (ve âyet lerini anlama kabiliyeti vererek onu hidâyete muvaf fak kılar)! Sen ise kabirlerde(ki ölüler konumunda) bulunan (kâfir) kimselere (doğruları) asla işittirici olamazsın! (Allâh-u Te`âlâ, irâde ve kudretlerini hidâyet bulma yönünde sarf edeceğini bildiği kişilere senin vaazla rından öğütlenme şuûru ihsân eder, ama tabiî ki sen bu bilgiye sahip olmadığın için, ölüler gibi işitemeyen mühürlü kâfirlerin imana gelmeleri yönünde gayret sarf etmektesin.)
M.Ustaosmanoğlu 35:22
23
Sen ancak büyük bir uyarıcısın! (Dolayısıyla elçiliğini tebliğden başka bir mesuliyetin yoktur. Hakkı kabul ettirmek senin görevin değildir.)
M.Ustaosmanoğlu 35:23
24
Muhakkak Biz seni (iman edip itaat edenlere) büyük bir müjdeleyici ve (inkâr edip isyan edenlere) önemli bir uyarıcı olarak hak (ve hakikat) ile bir likte gönderdik! Zaten hiçbir ümmet yoktur ki içerisinde bir uya rıcı (peygamber ya da âlim gelip) geçmiş olmasın!
M.Ustaosmanoğlu 35:24
25
(Habîbim!) Eğer o (Yahudi ve müşrik ola)nlar seni yalanlıyorlarsa, (bu seni mahzun etmesin, zira) gerçekten onlardan önceki kimseler de (peygam berlerini) yalanlamıştı . (Hâlbuki) rasûlleri onlara apaçık mû cizeler, (İbrahim (Aleyhisselâm)`a ve diğer bazı nebîlere verilen suhuf gibi, vaaz u nasihatlerle dolu) sahîfeler ve (Tevrât’la İncîl gibi, şerî`at hükümleri içeren) nur saçıcı kitap(lar) getirmiş(ler)di.
M.Ustaosmanoğlu 35:25
26
Sonra Ben o kâfir olmuş kimseleri (dayanılmaz azâbımla) yakalamıştım! Peki, (bunca güçlerine rağmen) Benim (onları) ta nıma(yıp, yıkıma uğrat)mam nasıl olmuştu? (O halde seni inkâr edenler de bundan ibret alsınlar!)
M.Ustaosmanoğlu 35:26
27
(Habîbim!) Görmedin mi ki; gerçekten Allâh gökten bir su indirmiştir de, Biz onun sebebiyle renkleri farklı/(nar, elma, incir ve üzüm gibi) türleri değişik/ birçok ürünler çıkarmışızdır. Dağlardan da renkleri değişik olan öyle yollar vardır ki beyazdırlar, kırmızıdırlar ve siyah siyah dırlar./Dağlardan da (sertlik-yumuşaklık yönün den) türleri değişik olan, beyaz, kırmızı ve siyah simsiyah yollar vardır./
M.Ustaosmanoğlu 35:27
28
İşte insanlardan, (yeryüzünde) hare ket edebilen canlılardan ve davarlardan da böy lece renkleri/türleri/ de ği şik olanlar vardır! Kulları içinden ancak âlimler Allâh’tan korkar! (Zira korkmanın şartı; korkulanın kendisini, vasıflarını ve işlerini bilmektir. Dolayısıyla Allâh-u Te`âlâ’dan en çok sakınanlar, elbette ki O’nun Zât’ı, sıfatları ve fiil leri hakkında en çok ilme sahip olanlardır.) Şüphesiz ki Allâh (Kendisine karşı gelmekte ısrarcı olanları cezalandırma gücüne sahip bir) Azîz’dir; (isyandan tevbe edenlerin günahlarını çokça bağışlayan bir) Ğafûr’dur.
M.Ustaosmanoğlu 35:28
29
O kimseler ki Allâh’ın ki tabını art arda oku (yup hüküm lerini uygula)maktadırlar, (özellikle de) o (farz) namaz(lar) ı hakkıyla kılmıştırlar ve ken di lerini rızıklandırdığımız şeylerden (yerine göre) gizli ve âşikâr olarak infakta bulunmuşturlar; ger çekten de onlar öyle (sonsuz ve) büyük bir ticâreti ummaktadırlar ki, o asla ke sâda uğramayacaktır.
M.Ustaosmanoğlu 35:29
30
Tâ ki O (Allâh) onlara karşılıklarını tastamam versin ve fazlı (ihsânı)ndan kendilerine (şe fâat hakkı vererek, kalplerini genişleterek, sevaplarını katlayarak ve kıymetli cemâline baktırarak) artırma da bulunsun. Çünkü muhakkak O, (itaatkârların ara sıra yaptık ları yanlışları çokça bağışlayan bir) Gafûr’dur; (yaptık ları az bir iyiliğe bile kat kat mükâfat veren bir) Şe kûr’dur.
M.Ustaosmanoğlu 35:30