Ana SayfaMealler › Mahmut Ustaosmanoğlu
MU

Mahmut Ustaosmanoğlu

Bu mealle oku
Mahmut Ustaosmanoğlu meali ile okumaya başla
Lokman 1 / 34
1
Elif! Lâm! Mîm!
M.Ustaosmanoğlu 31:1
2
İşte bunlar, o Hakîm olan (; o hatasız hükümler ve üstün hikmetlere sahip olan) Kitab’ın âyetleridir!
M.Ustaosmanoğlu 31:2
3
O (anlatılacak) güzel amel(leri) işleyenler için, (doğru yolu gösteren) büyük bir hidâyet ve yüce bir rahmet (eseri) olarak (indirilmiştir)!
M.Ustaosmanoğlu 31:3
4
O kimseler ki; o (farz) namaz(lar)ı hakkıyla kılarlar, zekâtı verirler ve özellikle âhirete sadece onlar (gözle görür gibi) yakînen iman ederler.
M.Ustaosmanoğlu 31:4
5
İşte onlar, Rablerinden gelen büyük bir hidâyet üzeredirler ve işte ancak onlar (korktuklarından emin olup) felâh (ve kurtuluş)a ericilerin tâ kendileridirler.
M.Ustaosmanoğlu 31:5
6
Ama insanlar içerisinden öylesi vardır ki; (yaptığı işin vebâli hakkında) bir bilgi(ye sahip) olmak sızın Allâh’ın yolundan (ve Kitabını dinlemekten insanları) saptırsın ve o (Allâh’ın yolu)nu bir eğlence (malzemesi) edinsin diye eğlendirici sözler satın almaktadır. İşte onlar, alçaltıcı pek büyük bir azap sadece onlar içindir. Bu ve bir sonraki âyet-i celîle Nadr ibni Hâris hakkında inmiştir. Şöyle ki; o, Acem masallarıyla dolu birtakım kitapları satın alıp Kureyş’e okuyarak onlara: ‘’Muhammed size Âd ve Semûd haberlerini okuyorsa, ben de size Rüstem ve İsfendiyar hikâyelerini anlatıyorum!’’ diyor ve çalgıcı câriyeler satın alarak, İslâm’a girmek isteyenleri Kur’ân dinlemekten meşgul etmek için onlara şarkı söyletiyor ve İslâm’a ısınanlara câriyelerini gönderip cinsel tahrikte bulunarak, onları dinden engellemeye çalışıyordu. Bu sebeb-i nüzûlü esas alan müfessirlerin beyânına göre; eski medeniyetlere ait yalanlarla dolu masal, roman ve efsane kitapları, güldürü içerikli gösteriler, İslâm`a aykırı ve şehvet uyarıcı, ayrıca dînî ilimleri tahsil gibi lüzumlu vazifelerden meşgul edici şarkı, türkü, piyes, film ve diziler kabîlinden her türlü oyun ve eğlence, bu âyet-i celîlede kötülenen “Lehve’lhadîs” mefhûmuna dahildir. Nitekim Ebû Ümâme (Radıyallâhu anh)`dan rivayet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): "Şarkıcı kadınları satmayın. onları satın almayın ve onlara (şarkı söylemeyi) öğretmeyin! Onlarla ilgili yapılan hiç bir ticârette hayır yoktur! (Kazandıkları) paraları da haramdır! İşte 'Allâh`ın yolundan saptırmak için eğlenceli sözler satın alan insanlar vardır...' âyeti bunlar hakkkında indirildi." (Tirmîzî, Tefsir: 32, No: 3195, 5/345-346) buyurmuştur. Bu yüzden İbni Mes'ûd, ibni Abbâs, Hasen, Ikrime ve Sa'id ibni Cübeyr (Radıyallâhu anhüm) gibi sahâbe ve tâbi'înin uluları, "Lehve`l-hadîs"i, "Çalgı" ile, onu satın alanları da, "Çalgı aletlerini Kur'ân`a tercih edenler" diye tefsir etmişlerdir. Hattâ ibni Mes'ûd ve İbni Abbâs (Radıyallâhu anhüm) bu görüşü, üç kere Allah`a yemin ederek tekrarlamışlardır. (Hâzin, Nesefî, Beyzâvî, Âlûsî)
M.Ustaosmanoğlu 31:6
7
O kişi üzerine Bizim âyet lerimiz art arda okunduğu zaman, kibirli biri olarak yüz çevirir, sanki onları işitmemiştir, sanki iki kulağında bir ağırlık (ve sağırlık) vardır. Artık sen onu çok acı verici bü yük bir azapla müjdele!
M.Ustaosmanoğlu 31:7
8
O kimseler ki, (Rablerinin âyetlerine) imanet miştirler ve (namaz, oruç, hac, zekât gibi) salih ameller işlemiştirler; şüphesiz ki nimetlerle dolu cen netler sadece onlara âittir.
M.Ustaosmanoğlu 31:8
9
İçerisinde ebedî kalıcılar oldukları halde! Allâh’ın sözü olarak (Kendisi bunu kullarına vaad etmiştir) ve (bu vaad) bir hak olarak (gerçeklik ka zanmıştır)! (Verdiği sözü yerine getirme gücüne sahip olan) Azîz de, (her işi hikmetli ve yaratıkların yarar larına uygun olan) Hakîm de ancak O’dur!
M.Ustaosmanoğlu 31:9
10
O (Allâh-u Te`âlâ), gökleri di rek ler olmaksızın yaratmıştır ki siz onları (bu şekilde) görmekte siniz./O, sizin görmekte olduğunuz direkler bulun maksızın gökleri yaratmıştır (, ama aslında sizin gör mediğiniz kudret direkleri mevcuttur)./ O, sizi (su üstündeki gemi gibi) sallamasın diye yer(yüzün)de sağlam dağlar koymuş ve hareket edebilen her (tür) canlıyı orada yaymıştır. Yine Biz gökten bir su indirmişizdir ve bu sebeple orada değerli ve faydalı her tür (bitki)den bitirmişizdir.
M.Ustaosmanoğlu 31:10
11
İşte bu(nlar), Allâh’ın yarattıklarıdır! Haydi gösterin bana ki; O’nun dışındaki o (â ciz) kimseler ne şey yaratabilmiş? Doğrusu o (şirk koşarak haddi aşan ve kendilerini ebedî azâba maruz bırakan) zâlimler pek açık ve çok büyük bir sapıklık içindedir(ler).
M.Ustaosmanoğlu 31:11
12
Andolsun ki; elbette Biz Lok mân’a, gerçek ten de o hikmeti (; o sözde ve işte isâ bet anlamına gelen üstün bilgiyi) “Allâh’a şük ret- (sin)!” diye verdik. Kim şükrederse, (bununla nimetinin devamını ve artışını sağlayacağından) ancak kendisi için şükret miş olur, her kim de nankörlükte bulunursa, şüp hesiz ki Allâh (kimsenin şükrüne ihtiyacı olmayan, kimsenin inkârıyla da zarar görmeyecek olan bir) Ğa niyy’dir, (hamdeden bir kimse bulunmasa da tüm hamdler Kendisine lâyık olan bir) Hamîd’dir.
M.Ustaosmanoğlu 31:12
13
Hani Lokmân, kendisi oğluna (çok acıdığı için hayırla öğüt vererek) vaaz etmekteyken ona demişti ki: “Ey oğulcağızım! (Hiçbir şeyi) Allâh’a ortak koşma! Gerçekten de şirk (hiçbir iyiliği söz konusu olmayan şeyleri, tüm nimetlerin sahibi olan bir Zât’a eş tutmak anlamına geldiğinden) elbette pek büyük bir (haksızlık ve) zulümdür.”
M.Ustaosmanoğlu 31:13
14
Biz insana, ana babasıyla ilgili olarak ke sin kes emretmişizdir ki: “(Önce yaratıcın olarak) Bana ve (sonra yaratıklar içerisinde, yaratılış sebebin olan) ana-babana şükret! Çün kü dönüş ancak Banadır! –Nitekim annesi onu bir zâfiyet üze re (katlanan) başka bir zâfiyetle taşımıştır (ki, bu güçsüzlük dö nemi, hâmile kalmasıyla başlayıp, lohusalığının bi ti mine kadar uzanmaktadır). Onu sütten kesmesi ise iki sene(nin bitim zamanının başlangıcı) içerisindedir. (Dolâyısıyla yirmi dört ayı dolduran bir çocuğun bir kadından süt emmesi, onu kendisine sütannesi yapmayacağından, aralarında sütle il gili hükümler geçerli olmaz.)–
M.Ustaosmanoğlu 31:14
15
Ama o ikisi, kendisi(nin ilâhlığı) hakkında senin için hiçbir bilgi bulunmayan (putlar gibi âciz) şeyleri (körü körüne) Bana ortak koşman üzere seni zorlayacak olurlarsa, (yaratıcının hakkı karşı sında hiçbir yaratığın hakkı gözetilmeyeceği için) on lara itaat etme! Fakat dünyada o ikisiyle de (dinî ve insanî bakımdan) iyi bilinen bir şekilde beraber ol! (Dolayısıyla kâfir de olsalar, yeme-içme gibi ihti yaçlarını gör, hiçbir zaman dövüp kovma, hastalandık larında ziyaretlerini ihmal etme ve ölümlerinde cena zelerini ortada bı rakma!) Lâkin sen (ana-babanın yo luna değil, tevhîd ve ihlâsla) Bana yönelmiş olanla rın yolunahakkıyla uy! Sonra (hep birlikte) dönü şünüz ancak Bana (olacak)dır; Ben de (her birinize, iyi ve kötü) yapmakta bulunmuş olduğunuz şeyle ri(n karşılığını vererek, onların gerçek yüzünü) size haber vereceğim.”
M.Ustaosmanoğlu 31:15
16
(Lokmân-ı Hakîm oğluna yaptığı nasihatlerini şöyle sürdürdü:) “Ey oğulcağızım! Şüphesiz ki o (iyilik veya kötülük), bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve o bir kaya içerisinde veya göklerde yahut yerde(ki en gizli mekânda da) bulunsa, (son derece küçük ve gizli olmasına rağmen) yine de Allâh onu (mahşerde hesabı görülmek üzere) getirecektir. Muhakkak ki Allâh (ilmiyle her gizliye ulaşan bir) Latîf’tir, (gizli kapalı tüm yönleriyle her şeyden hakkıyla haberdâr olan bir) Habîr’dir…
M.Ustaosmanoğlu 31:16
17
Ey oğulcağızım! (Nefsini kemâle erdirmek için) namazı hakkıyla kıl, (başkalarını kemâle erdir mek için de, şerî`at ve akıl tarafından) güzel bilinen şeyi emret, (dînen ve aklen) iyi tanınmayan şeyden de nehyet ve (bu emirleri yerine getirirken) sana isâbet etmiş olan şeylere karşı sabret! İşte gerçekten de bu (emirleri sabırlı bir şekilde yerine getirmek), (Allâh tarafından) kesinleştirilen/azmedil mesi gereken / işlerdendir.
M.Ustaosmanoğlu 31:17
18
(Kibirlilerin yaptığı gibi) yanağını insanlara çevirme, yer(yüzün)de aşırı sevinçli ve azgın (ki birli ve şımarık) bir şekilde de yürüme! Şüphesiz ki Allâh, her kibirli yürüyen/kendini beğenen/ ve çokça böbürlenen/sahip olduğu nimetleri anlatıp şükretmeyen/ kimseyi sevmez (onların bu tavır larına rıza göstermez)!
M.Ustaosmanoğlu 31:18
19
Yürüyüşünde (çok yavaş olma, çok da koştur ma, bu ikisi arasında) orta yol tut, (konuşurken) se sinden de (bir miktar) eksilt (bağırarak konuşma)! Gerçekten, seslerin en çirkini/ en ür kütücü sü/elbette eşeklerin sesidir!”
M.Ustaosmanoğlu 31:19
20
(Ey müşrikler!) Görmediniz mi ki; şüphesiz Allâh göklerde olanları ve yerde bulunanları sizin (faydalanmanız) için emreâmâde kılmış, (güzel şe kil, boy pos ve uzuvlarınızın düzgünlüğü gibi) görünen ve (akıl, kalp, anlayış gibi) gizli olan (sayısız) nimet lerini de size bolca tamamlamıştır. Ama insanlardan (Nadr ibni Hâris ve Übeyy ibni Halef gibi) birtakım(lar)ı, ne (zorunlu) bir bilgi(si), ne (delille ulaştığı ) bir rehber(i), ne de (vahye ait) nur sa çan bir kitab(ı) bulunmaksızın (sırf cehâlet ve inada dayalı bir şekilde) Allâh hakkında (hâlâ) mücâdele eder.
M.Ustaosmanoğlu 31:20
21
O (müşrik ola)nlara: “Allâh’ın indirmiş olduğu (Kur’â)na tamamen uyun!” denildiği zaman: “(Hayır!) Doğrusu Biz, baba (ve ata) larımızı üze rinde bulduğumuz şeye uyarız.” derler. Ya şeytan onları(n babalarını) o alev li ateşin azâ bına çağırıyor olduysa da mı (bunlar yine onlara uyacak lar)?
M.Ustaosmanoğlu 31:21
22
Her kim (bütün işlerini Allâh-u Te`âlâ’ya ısmar layarak tevekküle sarılır ve) yüzünü Allâh’a teslim ederse, kendisi de (İslâm’ın emrettiği) güzel amel (leri) işleyici biriyse, gerçekten de o, (kopmasın dan endişe edilmeyen) en güvenilir kulpa sımsıkı tutunmuştur. Tüm işlerin âkıbet (ve netices)i an cak Allâh’a (va racak)dır. (Dolayısıyla Allâh-u Te`âlâ, tevekkül edene de, itiraz edene de hak ettikleri muâmeleyi yapacaktır.)
M.Ustaosmanoğlu 31:22
23
(Habîbim!) Ama kim kâfir olduysa, onun in kârı seni (derde dü şürüp) üzmesin! (Tüm kullarımı zın) dönüşleri ancak Bizedir! Biz de onlara (dünyada) yapmış oldukları (kâfirlik ve günahların baş larına açtığı azap dolu) şeyleri haber vereceğiz. Şüp hesiz ki Allâh, göğüslerin sahip olduğu şeyi (; kalple rin barındırdığı tüm sırları, niyet ve inançları hakkıyla bilen bir) Alîm’dir.
M.Ustaosmanoğlu 31:23
24
Biz onları pek az (bir zaman) yaşatacağız, sonra da onları pek ağır bir azâba (girmeye) mec bur bırakacağız.
M.Ustaosmanoğlu 31:24
25
Andolsun ki; sen o (şirk koşa)nlara: “Gökleri ve yeri (yaratan, put larınız ve siz olmadığınıza göre, bunca âlemler de kendi kendilerine var olamayaca ğına göre, peki ya bunları)kim yaratmıştır?” diye soracak olsan, yemin olsun elbette (her akıllı gibi) muhakkak onlar (da, varlık ve yoklukları mümkün olan bütün mevcûdâtın yaratılışının, varlığı kimseye bağımlı olmayan bir Zât’a dayanması gerektiğini bil dikleri için): “Allâh!” diyeceklerdir. De ki: “Bütün hamdler (sizi bu itirafa mecbur bırakan) Allâh’a mah sustur!” Doğrusu onların pek çoğu (laflarıyla inanç larının çeliştiğini bile) bilmezler.
M.Ustaosmanoğlu 31:25
26
Göklerde ve yerde olanlar (yaratılış, mülkiyet ve yönetim bakımından) sadece Allâh’a aittir. Şüphesiz ki Allâh, (hiçbir şeye muhtaç olmayan) Ğaniyy de, (övgüye lâyık üstün sıfatların tümünün yegâne sahibi olan) Hamîd de ancak O’dur.
M.Ustaosmanoğlu 31:26
27
Eğer gerçekten yerde bulunan her bir ağaç kalemler olsa, o (okyanus diye bilinenen büyük) deniz ise, (mürekkep olarak harcanıp tükenmesinin) ar dından yedi deniz de onun mürekkebini artırsa, (bunların hepsiy le) Allâh’ın (mâ lûmâtını ifade eden kelâ mlarının ve yaratmak istediği şeylere hitâben buyurduğu: “Kün! (Var ol!)” emri gibi ilâhî) kelimele rinin bazısı bile (yazılacak olsa, elbette o denizlerin ve ağaçların tamamı tükenirdi de, O’nun ilim ve kud ret sahasında bulu nan varlıklar asla) tükenmezdi! Çünkü şüphesiz Allâh (hiçbir şey tarafından âciz bırakılamayacak yegâne güce sahip bir) Azîz’dir; (il mi ve hikmeti her varlığı kaplayan bir) Hakîm’dir!
M.Ustaosmanoğlu 31:27
28
(Ey dirilmeyi inkâr eden insanlar!) Sizi yaratmak ve sizi diriltmek, (Allâh’a göre hiç de zor olma yıp) ancak tek bir can(ı yaratıp diriltmek) gibi (ba sit)dir! (Zira herhangi bir şeyin varlığı, Allâh-u Te`âlâ’nın onu var etmeyi dileyip, kendisine “Kün!” (Var ol!) emrini yönlendirmesine bağlıdır. Dolayısıyla Allâh-u Te`â lâ’nın fiilleri sizin işleriniz gibi takip ve gözetim gerek tiren yollarla birtakım âlet ve edevâttan yardım alma ya bağımlı değildir.) Muhakkak ki Allâh (her an her şeyi hakkıyla işi ten bir) Semî’dir, (bir şeyi görürken diğerini göreme mekten mü nezzeh olan bir) Basîr’dir.
M.Ustaosmanoğlu 31:28
29
(Ey görebilen!) Görmedin mi ki; gerçekten Allâh (gündüzü uzatıp, geceyi kısaltarak) geceyi gün düze girdirmekte, (geceyi uzatıp, gündüzü kısaltarak) gündüzü(n saatlerini) de geceye girdirmektedir. O, güneşi ve ay`ı da (kulların istifa desi için) emre âmâde kılmıştır. Her biri (günlük, aylık ve yıllık, bir de kıyâmete kadar olan tüm devrelerini tamamlamaları için) adı konmuş bir süreye kadar (burçlarında ve yö rüngelerinde) sürekli ve süratlice akıp gitmektedir. Bir de gerçekten Allâh yapmakta olduğunuz şeyleri(n iç yüzünden hakkıyla haberdâr olan bir) Habîr’dir.
M.Ustaosmanoğlu 31:29
30
İşte bu (üstün kudret ve ilim vasfının eserlerinin açığa çıkması) şu sebepledir ki gerçek ten Allâh (varlığı zorunlu ve sadece Kendine bağlı olan) Hakk’ın ta Kendisidir, (müşriklerin) O’nun dışında (ilâh olarak) tapmakta oldukları şeyler ise, şüphe siz ki (ilâhlığı sabit olmayan, hatta haddi zatında var lığı dahi düşünülemeyen bir) bâtıldır, bir de muhak kak Allâh, (tüm varlıklara karşı üstünlük sahibi olan) Aliyy de, (her şeyden büyük olan) Kebîr de ancak O’dur.
M.Ustaosmanoğlu 31:30