Ana SayfaMealler › Mahmut Ustaosmanoğlu
MU

Mahmut Ustaosmanoğlu

Bu mealle oku
Mahmut Ustaosmanoğlu meali ile okumaya başla
Ta Ha 1 / 135
1
Tâ! Hâ!
M.Ustaosmanoğlu 20:1
2
(Habîbim!) Biz bu Kur’ân’ı sana (“Kâfirler niye inanmıyor?” diye üzülerek, teheccüd namazında çok ayakta durarak ve sıralı oruçlarla aç susuz kalarak) yorulasın diye indirmedik.
M.Ustaosmanoğlu 20:2
3
Fakat (Allâh-u Te`âlâ’dan) korkmakta olan/ korkacak olan/ kimselere büyük bir öğüt olsun diye (indirdik)!
M.Ustaosmanoğlu 20:3
4
Yeri ve yüce gökleri yaratmış olan O Zât tarafından peyderpey bir indirilişle!
M.Ustaosmanoğlu 20:4
5
O Rahmân (olan Allâh-u Te`âlâ, bir mekâna yerleşmekten münezzeh olarak, Kendi murad ettiği mana üzere, Zât’ına yakışır şekilde) Arş’a istivâ buyurmuştur/Rahmân(ın emri ve hükmü) Arş’a (yönelip) isti vâ etmiştir/ Rahmân (en büyük cisim olan) Arş (dâhil tüm yaratıklar) ı (hükmü altına almış ve hepsini ilmen kuşatarak) istîlâ etmiştir/. Bu ve benzeri bazı âyet-i kerimeler, “Müteşâbih âyetler”den oldukları için kendilerini yanlış yorumlayan bazı sapık fırkalar, Allâh-u Te’âlâ’nın gökte olduğunu ve Arş’ın üzerinde oturduğunu iddiâ etmektedirler. Hâlbuki Allâh-u Te`âlâ, sonradan yaratılanlara herhangi bir yönden benzemekten, zaman ve mekân bağımlılığı gibi ihtiyaçlardan son derece münezzehtir! Bu hususta geniş mâlûmât için bakınız: Âl-i İmrân Sûresi: 9; A’râf Sûresi: 54
M.Ustaosmanoğlu 20:5
6
Göklerde bulunanlar da, yerde olanlar da, ikisi arasında bulunan (hava, bulut, kuşlar ve bilinme yen nice varlıklar)lar da, o (yedi kat yerin dibindeki) nemli toprak altında olanlar da (mülkiyet ve yönetim bakımından) sadece O (Allâh-u Azîmüşşâ)na âittir.
M.Ustaosmanoğlu 20:6
7
(Habîbim! Zikir, dua veya herhangi bir iş için yüksek sesle konuşarak) sözü açığa vuracak olursan, (bil ki, Allâh-u Te`âlâ’nın buna ihtiyacı yoktur. Çünkü) gerçekten de O, (başkasıyla fısıldaştığın, hattâ konuş mayıp kalbinde sakladığın) sırrı da, (bir zaman sonra kalbine neler geleceğiyle alâkalı senin dahi bilmediğin, bu nedenle henüz kalbinde bulunanlardan) daha gizli olanı da bilmektedir.
M.Ustaosmanoğlu 20:7
8
Allâh ki; Kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur! (Delâlet et tikleri takdîs, tahmîd, ta’zîm ve tenzîh manaları açısından) en güzel isimler sadece O’na âit tir. (Ama isim ve sıfatlarının çokluğu Zât’ının birliğine zıt değildir.)
M.Ustaosmanoğlu 20:8
9
(Ey peygamberlik görevini yüklenen Habîbim! Senden ön ce de peygamberler bu dava uğrunda çok büyük eziyetlere katlanmıştır. Nitekim) sana Mûsâ’nın o önemli haberi geldi değil mi?
M.Ustaosmanoğlu 20:9
10
Hani o, (annesini ziyaret için kayınpederi Şu`ayb (Aleyhisselâm)`dan izin alıp Mısır’a doğru giderken, Tûr dağının bulunduğu Tuvâ vâdisine gelmiş, o sırada karlı ve karanlık bir kış gecesi hanımı çocuk doğururken) bir ateş görmüş de, âilesine: “Yerinizde durun! Gerçekten de ben net olarak bir ateş gördüm, ola ki ben size ondan alınan bir meş’ale getiririm (de ısınırsınız) ya da o ateş yanında (bana yol gösterecek) bir rehber bulurum!” demişti.
M.Ustaosmanoğlu 20:10
11
Oraya vardığında (kendisine) nida edildi ki: “Ey Mûsâ!
M.Ustaosmanoğlu 20:11
12
Şüphesiz ki Ben; senin Rabbin ancak Benim! Hemen iki ayakkabını çıkar (ki ayakların da bereket lensin)! Muhakkak ki sen, o mukaddes (ve mübârek) Tuvâ vâdisindesin!
M.Ustaosmanoğlu 20:12
13
Bir de; Ben seni (peygamberlik görevi için) seçtim, şimdi vahyolunacak şeyleri iyi dinle/vahye kulak ver/!
M.Ustaosmanoğlu 20:13
14
Şüphesiz ki Ben; Allâh ancak Benim! Ben den başka hiçbir ilah yok tur. Öyleyse Bana kulluk et, namazı da Beni hatırlamak için/Benim (seni) hatırlamam için/Ben (onu, kitaplarımda) zikretti ğim için/Beni(m namaz vakitlerimi) hatırladığında/ hakkıyla kıl.
M.Ustaosmanoğlu 20:14
15
Herkes çalışmakta olduğu şeyle karşılık görsün diye, o (kıyâmet) ân(ı) muhakkak gelicidir. (Kul lar dâima korku üzerinde bulunsunlar da günahlara hiç yaklaşmasınlar diye) Ben onu(n zamanını onlar dan) gizlemek istiyorum./ Ben onu (kullardan) giz lemekteyim/(kulların mazeretlerini ortadan kaldır mak ve onları uyararak hazırlıklı bulundurmak gibi birçok hikmetler söz konusu olmasaydı) az kaldı Ben onu gizleyecektim (de: ‘Kıyâmet gelecektir!’ diye kim seye bildirmeyecektim)/yakında (zamanı geldiğinde) Ben onu açıklayacağım/.
M.Ustaosmanoğlu 20:15
16
Artık o (namaza ve kıyâmet ânı)na inanmamakta bulunan ve (nefsinin) kötü arzusunun peşine düş(erek, aklını fikrini, gördüğü birtakım aldatıcı lez zetler bürü)müş olan bir kimse, sakın ha seni on (lara inanıp, gereğince davranmak)dan alıkoymasın, sonra (kâfirlerin aldatmalarına kanacak olursan) helâk olursun!
M.Ustaosmanoğlu 20:16
17
Ey Mûsâ! İşte o sağ elinde olan da nedir?”
M.Ustaosmanoğlu 20:17
18
Dedi ki: “Bu benim asâmdır! (Yorulduğumda, sürülerin başında dur duğumda ve sıçrama anında) ona yaslanıyorum, onunla koyunlarımın üzerine yap rak düşürüyorum. Onda benim için diğer birtakım ihtiyaçlar da vardır (yürürken onu omzuma atıp bazı eşyaları ona takarım, ona bağladığım iple kuyudan su çekerim, yılanları öldürürüm, vahşi hayvanları kaçırtı rım ve dinleneceğim zaman kendisine bağladığım şey leri gölgelik yaparım)!”
M.Ustaosmanoğlu 20:18
19
(Allâh-u Te`âlâ) buyurdu ki: “Ey Mûsâ! Onu (yere) at!”
M.Ustaosmanoğlu 20:19
20
Böylece hemen onu atıverdi, birdenbire o, koşan bir yılan (oluverdi)!
M.Ustaosmanoğlu 20:20
21
(Mûsâ (Aleyhisselâm) onun, ağaçları ve taşları yutan bir ejderhaya dönüştüğünü gördüğünde korkup kaçmaya başlayınca, Allâh-u Te`âlâ) buyurdu ki: “Al onu! Korkma! Muhakkak ki Biz onu evvelki şekli ne döndüreceğiz.
M.Ustaosmanoğlu 20:21
22
Bir de (sağ) elini (sol koltuğunun altındaki) yanına sok ki, (alaca hastalığı gibi) herhangi bir ku sur bulunmaksızın, bir başka mûcize olarak (gözleri kaplayan güneş ışınları gibi) bembeyaz bir halde çıksın!
M.Ustaosmanoğlu 20:22
23
Tâ ki Biz sana en büyük âyet-lerimizden bir kısmını gösterelim!
M.Ustaosmanoğlu 20:23
24
(İşte bu iki mûcizeyle birlikte) Firavun’a git (de onu Bana kulluğa davet et)! Gerçekten de o (rablik iddiasına kalkışarak) azmıştır.”
M.Ustaosmanoğlu 20:24
25
(Böyle büyük bir vazifeyle görevlendirilen Mûsâ (Aleyhisselâm), bu yükün ağırlığını taşıyabilmek ve tebliğ görevini kolayca yerine getirebilmek için, Allâh-u Te`âlâ’dan birtakım isteklerde bulunmak üzere) dedi ki: “Ey Rabbim! Benim için göğsümü şerh et! (Yüreğime genişlik ver de, Senden başka kimseden korkmayayım!)
M.Ustaosmanoğlu 20:25
26
(Elçilik görevimi Firavun’a tebliğ) işimi bana kolaylaştır!
M.Ustaosmanoğlu 20:26
27
(Çocukluğumdan kalma pelteklik) düğümü (nü) de dilimden çöz!
M.Ustaosmanoğlu 20:27
28
Tâ ki sözümü iyice anlayabilsinler!
M.Ustaosmanoğlu 20:28
29
(Bu işlerde yardımcı olması için) âilemden de bana bir vezir tayin et!
M.Ustaosmanoğlu 20:29
30
Kardeşim Hârûn’u ki;
M.Ustaosmanoğlu 20:30