Ana SayfaMealler › Mahmut Ustaosmanoğlu
MU

Mahmut Ustaosmanoğlu

Bu mealle oku
Mahmut Ustaosmanoğlu meali ile okumaya başla
Hud 1 / 123
1
Elif! Lâm! Râ! (İşte bu Kur’ân-ı Kerîm) pek bü yük bir kitaptır ki; (tüm yaptıklarında hikmet ve isâ bet sahibi olan bir) Hakîm ve (tüm kullarının bütün hallerini ve kendilerine yarayan şeyleri pek iyi bilen bir) Habîr tarafından âyetleri sağlamlaştırılmıştır (, içerisinde herhangi bir çelişki barındırmaktan, gerçek lere ve hikmetlere ters bir şey bulundurmaktan, fesâ hat ve belâğatini ihlal edecek ifadelere sahip olmaktan ve kendisinden sonra gelecek başka bir kitapla nesh olunmaktan korunmuştur), sonra da (inanç, hüküm, öğüt ve kıssaları ihtiva eden ayrı ayrı sûreler halinde) ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır.
M.Ustaosmanoğlu 11:1
2
(Bu büyük kitap sizlere) şöyle(ce fermanbuyur maktadır) ki; Allâh’tan başkasına ibadet etmeyin! Şüphesiz ki ben O’nun tarafından size tam bir uyarıcı ve büyük bir müjdeleyiciyim!
M.Ustaosmanoğlu 11:2
3
Ve yine şöyle ki; Rabbinizden (günahlarınız için) mağfiret talep edin, sonra da (her günah işle diğinizde geciktirmeksizin hemen) O’na tevbe edin ki O sizi (ömürlerinizinnihâyeti için) belirlenmiş bir süreye kadar (sıhhat, âfiyet, emniyet ve bitmez tüken mez nimetler içerisinde) güzel bir meta’la yaşatsın ve (salih amel bakımından) her fazlalık sahibine (dünyada da âhirette de) o fazlalığını(n mükâfatını tastamam) versin! Eğer (getirdiğim hidâyetten) yüz çeviri(p de eski kâfirliğinizi sürdürü)rseniz, muhak kak ki ben size karşı o (dehşeti ) pek büyük olan (kıyâmet) günün(ün) azâbın(ın gelip çatmasın)dan endişelenmekteyim!
M.Ustaosmanoğlu 11:3
4
(Öldürülüp diriltilmenizin ardından) dönüşünüz ancak Al lâh(ın manevî huzurun)a (olacak)dır! Zaten O, her şeye (hakkıyla gücü yeten bir) Kadîr’dir.
M.Ustaosmanoğlu 11:4
5
Haberdâr olun ki; gerçekten onlar (kendi bâtıl ve gülünç inançlarına göre güya) O(Allah-u Azîmü’ş şâ)ndan (sırlarının) gizlenme( sini) istedikleri için (ve Allâh onların konuştuklarını ve niyetlerini öğre nip de, peygamberine ve mü minlere bildirmesin diye evlerine girerler,) göğüslerini eğip bükerler (ve elbiselerini üzerlerine çekerler)!/Şüphesiz onlar (Rasûlûl lâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e son derece düşman olduk ları halde) ondan (bu nefretlerini) gizleyebilmeleri için (kendisine karşı güler yüzlü ve tatlı dilli davranır lar ve böylece) göğüslerin(in barındırdığı düşmanlık ve kinler) i çeviri(p gizle)rler./Onlar (Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e) görünmemeleri için ondan gö ğüs lerini çeviri(p arkalarını döne)rler./ İyice bilin ki; onlar (yataklarına girip, yorganlarına ve) elbiselerine büründükleri zaman/ (Allâh ve Rasûlünden gizlen mek ve Kur’ân’ı duymamak için ) elbiselerini kendile rine örtü yaptıklarında/ (bile) O (Allâh-u Te`âlâ), gizlemekte oldukları şeyleri de, açıklamakta bulundukları şeyleri de bilmektedir. Zira şüphesiz ki O, sînelerin sahip olduğu şeyi (; kalplerin barındır dığı tüm sırları, niyet ve inançları hakkıyla bilen bir) Alîm’dir.
M.Ustaosmanoğlu 11:5
6
Yer(yüzün)de hafifçe yürüyen hiçbir canlı (bi le) yoktur ki, rızkı Al lâh’a âit olmasın! O, onların (babalarının sulplerindeki yerlerini de, dünyaya çıkışlarının ar dın dan hayatlarını sürdürecek leri mesken ve) karargâhlarını da, (ana rahimlerinde ve ölümlerinin ardından defnedilip) emanet bırakıl dıkları yer leri de bilmektedir. (Tüm canlıların sayısı, rızıkları, yerleri, kaderleri ve ecelleri, işte bunların) hepsi (, kendisine bakan me leklere) pek açık olan/(içinde bulunanları, kendisine bakanlara) açıklayıcı olan/ (Levh-i Mahfûz nâmın daki) bir kitaptadır.
M.Ustaosmanoğlu 11:6
7
Ancak O’dur O Zât ki; Arş’ı su üzerindeyken, gökleri ve yeri (dünya günlerinden) altı gün(e denk gelen bir müddet içerisin)de yaratmıştır! Tâ ki O, hanginiz amel bakımından daha güzel (gayret edeceksiniz) diye sizi imtihan (edenin muâ melesine tâbi) etsin! Andolsun ki; sen (o müşriklere): “Ger çekten de siz, ölüm(ünüz)den sonra diriltilecek kimselersiniz!” diyecek olsan, yemin olsun ki o kâfir olmuş kimseler elbette: “İşte bu (Kur’ân’ın verdiği asılsız ve aldatıcı haberler), pek açık bir büyüden başka bir şey değildir!” diyecektir.
M.Ustaosmanoğlu 11:7
8
Kasem olsun ki; Biz sayılı bir (vakit) topluluğ( un)a kadar onlardan azâbı geciktirecek olsak, yemin olsun şüp hesiz ki onlar (alay ederek): “Onu durduran şey nedir?” diyeceklerdir. Âgâh olun ki; o (tehdit edildikleri azap Bedir’de) kendilerine geleceği gün, o onlar dan çevrilecek (kadar basit) bir şey olmamıştır. Kendisiyle alay etmekte bulunmuş oldukları o şey, (işte o zaman) kendilerini çepeçevre kuşatmış olacaktır.
M.Ustaosmanoğlu 11:8
9
Yemin olsun ki; Biz insana tara fımızdan bir rahmet(i, lezzetini his sedecek şekilde) tattırsak da, sonra onu ondan çekip alacak olsak, gerçekten de o, (sabrının kıtlığından ve Allâh’a güvensizliğinden dolayı) elbette tamamen ümit kesen ve (ev velce sahip olduğunimetlere nankörlük ederek onları) çokça inkâr eden bir kişidir!
M.Ustaosmanoğlu 11:9
10
Andolsun ki; bir de Biz (hastalık ve fakirlik gi bi) kendisine dokunan bir zarardan sonra ona (sıhhat ve zenginlik gibi) bir nimet tattıracak olsak, hiç şüphesiz ki elbette o: “Kötü şeyler (ve tüm mu sibetler) ben den (kaybolup) gitti!” der. Muhakkak ki o, elbette (nimetlere aldanarak ni met vereni unutan) pek (şımarık ve) sevinçli biridir, (şükürle meşgul olacak yerde insanlara karşı kibirle nip) çokça böbürlenicidir.
M.Ustaosmanoğlu 11:10
11
Ancak o kimseler ki (Allâh-u Te`âlâ’ya ger çekten inanıp, kaza ve kaderine tam manasıyla teslim olarak, başlarına gelen tüm belâ lara) sabretmişler dir ve (geçmiş ge lecek tüm nimetlerine karşı Allâh-u Te`âlâ’ya şükür mâhiyetinde) sâlih ameller işlemiş lerdir! İşte onlar, (beşeriyet gereği işlemiş olduk ları tüm günahlar için) geniş bir mağ firet ve (güzel amellerine mü kâfat olarak) pek büyük bir ecir sa dece onlar içindir!
M.Ustaosmanoğlu 11:11
12
(Habîbim!) Şimdi o (müş rik ola)nlar: “(Krallar gibi pe şi ne insanları sürüklemesi için gökten) onun üzerine (bol ca dağıtacağı) bir hazine indirilseydi ya! Ya da beraberinde (bizim de göreceğimiz şekilde onu doğrulayan) bir melek gelseydi ya!” diyorlar diye belki de sen sana vahyolunmakta olanın bir kısmını (insanlara tebliğ etmeyi) bırakacaksın ve onu (kendilerine okuduğun za man karşılaşacağı)n (haka ret ve in kârlar) la göğsün daralacaktır. (Onlar seni reddetmişler ya da seninle alay etmiş ler diye sana ne oluyor ki bundan darlanıyorsun?) Sen ancak bir kor kutucusun! (On ların tüm sözlerini ve işlerini gözetip, gereken cezayı vermek dâhil) her şeye (hakkıyla kefil ve) Vekîl olan ise, ancak Allâh’tır. (Öyleyse ancak O’na güven, işle rini sadece O’na ıs marla! O müş riklerin câhil liklerine ve alaylarına al dır maksızın, büyüklük taslamalarını da önemsemek sizin, geniş bir kalp ve açık bir göğüsle vahyi tebliğe devam et!)
M.Ustaosmanoğlu 11:12
13
Yoksa onlar (senin Kur’ân’ı kendiliğinden kur duğunu iddia ederek): “Onu kendisi uydurdu!” mu diyorlar? (Habîbim!) De ki: “Öyleyse Allâh’tan baş ka gücünüzün yetmiş olduğu kimseleri (, her işte size yardımcı olduklarına inandığınız putlarınızı ve dara düştüğünüzde görüşlerine başvurduğunuz kâhinleri nizi) çağırın da, (fesâhat, belâğat ve eşsiz dizim hususlarında) onun misli olabilecek uydurulmuş on sûre (meydana) getirin. Eğer (Kur’ân’ı benim uydurduğu ma dâir iddianızda) doğru kimselerolduysanız (bunu ispatlamanız gerekir)!
M.Ustaosmanoğlu 11:13
14
(Ey Habîbim ve ey Kur’ân’ın karşı konulmaz mucizesini savunan Müslümanlar!) Eğer (onun benzeri bir kitap derlemek üzere çağırdığınız) o kimseler si z(in bu talebiniz)e icâbet edemiyorlarsa, bilin ki; o (Kur’ân-ı Kerîm) ancak Allâh’ın (ezelî ve ebedî olan eşsiz) ilmiyle indirilmiştir. (Zira Kur’ân-ı Kerîm’de bulunan âciz bırakıcı üs lûba ve kimsenin bilemeyeceği gaybî meselelere Allâh-u Te`âlâ’nın ilmi dışında hiçbir bilgi erişemez.) Zaten O’ndan başka hiçbir ilâh yok tur (ki, O’nun bildiklerini bilebilsin ve O’nun kudre tinin eriştiği şeylere güç yetirebilsin)! Artık (Kur’ân’ın hak oluşu ve şirk yolunuzun bâtıllığı hususunda bir şüpheniz kalmadığına göre) siz İslâm’a giren kimse lersiniz değil mi?”
M.Ustaosmanoğlu 11:14
15
Her kim (kâfir ve münafık olduğu halde, fakir lere yardım ve ana-babasına iyilik gibi, görünüş itiba rıyla sâlih ameller yaparken), o âdî (dünya) hayatı(nı) ve onun (sıhhat, emniyet, çok mal, evlat ve riyâset gibi) ziynetini arzu etmekteyse, o kişilere amel lerini(n karşılığını) orada tastamam veririz de, ken dileri orada bir eksiltmeye uğratılmazlar!
M.Ustaosmanoğlu 11:15
16
İşte onlar ancak o kimselerdir ki; âhirette kendileri için ateşten başka bir şey yoktur. (Zira onların bütün gaye ve gayretleri dünyayı kazanma uğrunda tükendiğinden, dünyada da bu muratlarına erdiklerinden, kendileri için ebedî cehennem azâbın dan başka bir nasip kalmamıştır.) Onların (Allâh rızası için değil de, dünyevî maksatlarla) yapmış oldukları o (güzel görünümlü) şeyler (âhirete kavuştukları za man) orada boşa çıkmıştır. Onların yapmakta bulunmuş ol dukları şeyler (Allâh rızası için yapıl mış olsaydı, kendilerine iki cihan da da yarayacaktı. Ama iman ve ihlâs sahibi olmadık larından, yaptıkları tüm iyilikler) zaten bâtıl (ve fay dasız)dı!
M.Ustaosmanoğlu 11:16
17
Yoksa (sadece dünya hayatını gaye edinmiş ve birtakım asılsız fikirlere uymuş olan kişi, hiç) o (Rasû lümüz olan) kimse (gibi) midir ki o, Rabbinden (ken disine indirilmiş olan Kur’ân gibi) pek açık ve çok bü yük bir delil üzere bulunmuştur, O (Allâh-u Sübhâne hû) nun tarafından bir şâhit (olan Cibrîl) de ardınca gitmektedir (ve hiç kendisinden ayrılmayarak dâima onu desteklemek tedir, koruyup doğrultmaktadır)/onu kendi sine O (Allâh-u Sübhânehû)nun tara fından bir şâhit (olan Cibrîl) okumaktadır/, üstelik öncesinde (, din konusunda kendisine uyulacak) bir önder ve (in dirilenlere) büyük bir (nimet ve) rahmet olarak Mû sâ’nın kitabı bulunmaktadır (ki, o da onun geleceğini müjdelemektedir) . İşte o (Tevrât’a inana )nlar bu (Kur’â)na (da) inan maktadırlar. Ama o (Mekke müş rikleri ve Kur’ân-ı Kerîm aley hine birleşen diğer) hiziplerden her kim onu inkâr ederse, artık ona va ad edilen yer ancak o ateştir. O halde sen o (Kur’ân’ın Allâh-u Te`âlâ tarafından in dirilmiş olduğu)ndan hiçbir şüphe içinde olma! (Böyle bir şey senden asla beklenmezse de, bütün üm metin, kendilerini şüpheden kurtaracak sağlam görüş lere sahip olmaya çalışsın.) Gerçekten de o, (seni di nî ve dünyevî konularda terbiye eden) Rabbinden (indirilmiş) bir haktır. Lâ kin insanların ço ğu (, kimi anlayış noksanlığı, kimi de kibir ve inadı nedeniyle bu hakikate) inanmazlar.
M.Ustaosmanoğlu 11:17
18
(“Melekler Allâh’ın kızlarıdır.” ve “Putlar Allâh nezdinde şefaatçilerdir” gibi sözler ederek) Allâh’a kar şı bir yalan uydurmuş olan kimseden daha zâlim kim olabilir? İşte onlar (bu en büyük zulüm ve iftira damgasını yemiş olarak) Rablerin(in huzûr-u manevîsin) e arz edileceklerdir. O (zaman melekler, peygamberler, müminler ve kendi uzuvları dâhil mahşerde hazır bulunan tüm) şâhit ler de: “İşte ancak bunlardır o Rablerine karşı ya lan söylemiş olan kimseler! Bilin ki; Allâh’ın lâneti bu zâlimlerin üzerinedir!” diyecektir.
M.Ustaosmanoğlu 11:18
19
O (zâlim) kimseler ki (halkı) Allâh’ın yolundan alıkoymaktadırlar ve ona (girmek isteyenleri engel lemek için) bir eğrilik (ve çelişki) ara(yarak, dosdoğru gerçekleri eğri büğrü gösterip, insanların doğru yolu kabullenmesine engel çıkar)maktadırlar. Âhireti in kâr edenler de onlardır, ancak onlar!
M.Ustaosmanoğlu 11:19
20
İşte onlar (bunca genişliğine rağmen) yer(yüzün)de (nereye kaçarlarsa kaçsınlar, kendile rine azap etmek isteyen Allâh-u Te`âlâ’yı) âciz bıra kıcı/(Allâh-u Te`âlâ’nın azâbından) kaçabilici/ kim seler olamadılar! Onlar için Allâh’tan başka (yardım talebinde bu lunabilecekleri) dostlardan hiçbiri de yoktur! (Sapıklıklarına ilâveten insanları da saptırdıkları için) bu kişilere azap katlanacaktır. Çünkü onlar (hakka karşı olan nefretlerinden dolayı Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in okuduğu hakikatleri) dinle meye istekli olarak güç yetirmekte (ve buna taham mül edebilmekte) olmadılar. Onlar (içlerinde ve dış larında bulunan bunca âyetlerden göz yumdukları için gerçekleri) görmekte de değildiler!
M.Ustaosmanoğlu 11:20
21
İşte ancak onlardır o kimseler ki (sapıklığa karşı hidâyeti, dünyaya karşı âhireti değiştik lerinden dolayı) kendilerini (zarar ve) hüsrâna uğ ratmışlardır. (“Melekler ve putlar Allâh indinde bizim şefaatçilerimizdir!” diyere taptıkları bâtıl ilâhların şefaatlerine mazhar olacaklarına dâir) uydurmakta bulunmuş oldukları şeyler de kendilerinden (uzak laşıp)kaybolmuştur.
M.Ustaosmanoğlu 11:21
22
(Şu) gerçekleşti ki; şüphesiz ancak onlar, (cennette bulunan yerlerini satıp, karşılığında cehen nem derekeleri kazandıklarından,) âhirette en çok (zarar ve) hüsrâna uğraya(cak ola)nların ta ken dileridir!
M.Ustaosmanoğlu 11:22
23
Muhakkak o kimseler ki (tasdik edilmesi ge reken tüm hakikatlere) iman etmişlerdir, (Allâh-u Te`âlâ’nın rızasına uygun ve kabûle elverişli olan na maz, oruç, hac ve zekât gibi) sâlih ameller işlemiş lerdir ve (hem huşû’ hem de tevâzu içerisinde) Rab lerin(in taat ve ibadetin) e (tamamen yönelip, O’na) bağlılıkla sükûnet (ve huzur) bulmuşlardır! İşte gerçekten cennetin ayrılmaz yârânı ancak onlardır! Kendileri orada ebedî kalıcılardır.
M.Ustaosmanoğlu 11:23
24
(Hakkı görüp duyan ve doğruya uyan mümin lerle, Allâh’ın âyetlerine karşı kör ve sağır kalan kâ firlerin oluşturduğu) o iki fırkanın şaşılacak hâli, (yaratılıştan) kör ve sağırla, çok iyi gören ve pek iyi işiten kimseler gibidir. Bu ikisi benzetme ba kımından/sıfat olarak/ durum itibarıyla/ denk olabilirler mi? Hâlâ (bu iki fırkanın hiçbir bakımdan eşit olmadığı konusunda şüphede kalacaksınız da, size anlatılan mi salleri) iyice düşünmeyecek misiniz?
M.Ustaosmanoğlu 11:24
25
Andolsun ki; muhakkak Biz Nûh’u kavmine (bir rasûl olarak) gönderdik (de o onlara şu tebliğ lerde bulundu) ki: “Şüphesiz ben size (gönderilen ve sizi azâba düşürecek sebeplerle kurtuluş yönle rini) iyice açıklayan bir uyarıcıyım!
M.Ustaosmanoğlu 11:25
26
Şöyle ki; Allâh’tan başkasına ibadet etme yin! Gerçekten ben (Allâh-u Te`âlâ’dan başkasına tapmanız hâlinde başınıza gelip çatacak ve yöneldiği kişiye dünyada da, âhirette de) pek acı verecek olan büyükbir günün azâbından size karşı endişelenmekteyim!”
M.Ustaosmanoğlu 11:26
27
Bunun üzerine kavmi içerisinden kâfir ol muş o ileri gelen kişiler: “Biz seni ancak kendimiz gibi bir beşer olarak görüyoruz! Yine seni görüyoruz ki, sana ancak kendileri bizim en rezillerimiz olan o (düşük) kimseler (iyi ce düşünmeksizin) ilk görüşte tâbi olmuştur. (İyi araştıracak olsalardı, onların da sana uymayacak ol duklarını biliyoruz!) (Sen ve adamların dâhil,) sizin için bize karşı (si ze uymamızı gerektirecek) herhangi bir üstünlük de /fazlalık da/ göremiyoruz. Doğrusu biz sizi (sözü ve davası bir olan) yalancılar sanıyoruz!” dedi(ler).
M.Ustaosmanoğlu 11:27
28
(Nûh (Aleyhisselâm) onlara cevâ ben:) dedi ki: “Ey kavmim! Gördünüz mü? (Söyleyin bakayım!) Eğer ben Rabbimden (gelen ve davamın doğrulu ğuna şâhitlik yapacak nitelikte olan) açık bir delil üzere bulunmuş olduysam ve O bana Kendi ka tından (peygamberlik gibi) büyük bir rahmet ver miş de, bu size (değer verdiğiniz saltanat ve servet gibi şeyler yoluyla açıklanmayıp, bilakis fakir ve ba yağı saydığınız kişiler vasıtasıyla ulaştığı için) gizli bırakılmışsa; siz (benim getirdiğim hidâyet ve rah meti inceleyip tercih etmeyen ve) ona karşı isteksiz olan kimselerken, biz mi sizi ona (inanmaya) zor layacağız?
M.Ustaosmanoğlu 11:28
29
Ey kavmim! Ben o (tebliğin size ulaştırılması) na karşılık sizden bir mal istemiyorum. Benim ec rim ancak Allâh’a âittir. (Âhirette mükâfatımı o verecektir. Bana iman eden fakirlerden hoşlanmıyorsunuz, ama sizin hatırınız için) ben o iman etmiş kimsele ri asla kovacak biri değilim. Zira şüphesiz ki onlar Rableri (nezdinde mer tebe sahipleridir, âhirette de O’nun nimetleri) ne kavuşu cu kimselerdir. (Dolayısıyla on ları kovan kimse Rab leri katında cezaya müstehak olur.) Lâkin ben sizi öyle bir toplum olarak görüyo rum ki (, bilinmesi gereken şeyler hakkında, özellikle de Rabbinize kavuşacağınız ve O’nun huzurunda bu ki şilerin sizden daha hayırlı olduğuhususunda) cehâ lette bulunmaktasınız.
M.Ustaosmanoğlu 11:29
30
Ey kavmim! Ben onları kovacak olursam, Allâh’tan (gelecek azâba karşı) bana kim yardım edebilir? Siz hiç mi düşünmüyorsunuz (da, onları kovarsam iman edeceğinizisöylüyorsunuz)?
M.Ustaosmanoğlu 11:30