1
Kitap Ehli’nden ve Müşriklerden gerçeği yalanlayan nankörler, kendilerine beyyine[1] gelmeden ayrılığa düşmüş değillerdi.1- Kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.
2
Allah’tan gelen dokunulmamış sahifelerden okuyan bir rasul.
3
Onda değerli kitaplar[1] vardır.1- Hükümler, öğretiler.
4
Kitap verilmiş olanlar, kendilerine beyyine[1] geldikten sonra ayrılığa düştüler.[2] 1- Gerçeği apaçık, açıklayıcı olan bilgi. 2- Hakk’ı kabul etmeye yanaşmadılar.
5
Oysa Allah’a kulluktan ve dini hanifler[1] olarak O’na has kılmaktan ve salatı ikame etmekten[2], zekâtı vermekten2 başka bir şeyle emrolunmadılar. İşte doğru din budur. 1- Şirk koşmaksızın Allah’a yönelmiş olan. 2- Şirkten arınmış bir bilinçle Allah’a yönelmek, O’na kulluk etmek ve bunu arınmış, temizlenmiş bir benlikle yapmak.
6
Kuşkusuz Kitap Ehli’nden gerçeği yalanlayan nankörler ve müşrikler, içinde sürekli kalmak üzere Cehennem ateşindedirler. İşte onlar, yaratılmışların en şerlileridirler.
7
İman eden ve salihatı yapan[1] kimseler; işte onlar yaratılmışların en hayırlı olanlarıdır.1- Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.
8
Onların, Rabb’leri yanındaki ödülleri; içinde kesintisiz olarak sürekli kalacakları, altlarından nehirler akan Adn Cennetleridir. Allah, onlardan hoşnut olmuş, onlar da O’ndan hoşnut olmuşlardır. İşte bu, Rabb’ine huşu[1] duyan kimseler içindir.1- Derin saygı ve içten sevgi beslemek, üstün ve yüce görmenin sonucu olarak hayranlık duymak.