Ana SayfaMealler › Erhan Aktaş
EA

Erhan Aktaş

Bu mealle oku
Erhan Aktaş meali ile okumaya başla
Tevbe 1 / 129
1
Antlaşma yaptığınız müşriklere, Allah’tan ve Resul’ünden ihtardır.
Erhan Aktaş 9:1
2
Yeryüzünde dört ay [1] daha dolaşın ve bilin ki Allah’ı aciz bırakamazsınız. Allah, gerçeği yalanlayan nankörleri rezil edecektir. 1-Dört ay, “haram aylardır.” Arap örfünde, bu aylarda savaş yapmak yasaktır. Bunlar, Muharrem, Receb, Zilkade ve Zilhicce aylarıdır. İslam da bu yasağı meşru görmüş ve onaylamıştır. Ancak saldırı durumunda, savunma amaçlı bu kuraldan vazgeçilmesi buyrulmak- tadır. (2/Bakara, 194 ve 9/Tövbe, 36.)
Erhan Aktaş 9:2
3
Bu Allah ve Resul’ünden; Hacc-ı Ekber [1] gününde, insanlara bir duyurudur. Allah ve Rasul’ü müşriklerden uzaktır. Ey müşrikler! Eğer tövbe ederseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. Eğer yüz çevirirseniz, iyi bilin ki Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz. Gerçeği yalanlayan nankörleri can yakıcı bir azapla müjdele(!) 1-En büyük hac günü. (Zilhicce ayının 10. günü.)
Erhan Aktaş 9:3
4
Ancak, kendileriyle yaptığınız antlaşmanın hükümlerine eksiksiz uyan ve size karşı başkalarıyla iş birliğinde bulunmayan müşrikler müstesna. Onlarla antlaşmanın süresini tamamla- yın. Allah, takvâ [1] sahiplerini sever. 1-Korunma; Allah’ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye alan.
Erhan Aktaş 9:4
5
Haram aylar [1] çıktığı zaman, artık “o müşrikleri” nerede bulursanız öldürün [2], onları yakalayıp hapsedin, bütün geçit yerlerinde onları gözetleyin. Eğer tövbe edip [3], salâtı ikame eder [4], zekâtı verirlerse [5] diledikleri yolu seçsinler. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı’dır, Rahmeti Kesintisiz’dir. 1-Savaşmanın haram olduğu aylar. 2-“Nerede bulunursa öldürülecek olanlar,” müşriklerin tamamı değil; “o müşrikler” denilerek, “belli olan, antlaşmayı bozan bir kısım müşrikten” söz edilmektedir. Ki bunlar aynı zamanda Müslümanların aleyhinde başkaları ile iş birliği yapanlardır. Bir önceki ayette, bunların kimler oldukları zikredilmektedir. Bir sonraki ayette de koruma isteyen müşriklere, koruma sağlanması ve güven içinde istedikleri yere ulaştırılmaları istenmektedir. 3-Savaşmaktan vaz geçerlerse. 4-Samimiyet içinde pişman olurlarsa, kulluklarını şirkten arındırırlarsa. Salat sözcüğünün, namazın yanı sıra; dua, destek, din, yardımlaşma, dayanışma, davet, kulluk, itaat ve yaradılış amacına uygun hareket etmek gibi anlamları bulunmaktadır. Salâtın hangi anlamı ifade ettiği, ancak içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından anlaşılabilir. 5-Benliklerini kötülüklerden arındırıp samimi ve dürüst olurlarsa. Buradaki zekat sözcüğü, kesinlikle mali bir şeyi değil, münafıklıktan tamamen arınmış olarak kulluk etmeyi ifade etmektedir.
Erhan Aktaş 9:5
6
Eğer müşriklerden biri senden korunma isterse, ona bu korumayı sağla ki Allah’ın sözlerini öğrenip anlama imkânı bulabilsin. Sonra da onu güven içinde bulunacağı yere ulaştır. Zira bunlar, gerçeği bilmeyen bir kavimdir.
Erhan Aktaş 9:6
7
Yaptıkları antlaşmayı bozan müşriklerin, Allah ve Rasul’ünün yanında nasıl itibarları olabilir ki? Kendileriyle Mescid-i Haram yanında sözleşme yaptıklarınızın durumu başkadır. Onlar, size karşı sözlerinde durdukları sürece siz de sözünüzde durun. Allah, takvâlı [1] olanları sever. 1-Korunma; Allah’ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye alan.
Erhan Aktaş 9:7
8
Nasıl olabilir ki? Onlar, size galip gelmiş olsalar, hakkınızda ne bir antlaşma ne de bir yükümlülük gözetmezler. Kalben istemedikleri halde, dilleriyle sizi hoşnut etmeye çalışırlar. Onların çoğu fasıktırlar.[1] 1-Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan. İyi, doğru, temiz ve güzel şeylerden uzak kalan.
Erhan Aktaş 9:8
9
Allah’ın âyetlerini az bir bedel karşılığında satıp, O’nun yolundan alıkoydular. Gerçekten onların yaptıkları çok kötüdür!
Erhan Aktaş 9:9
10
Onlar, bir mü’min hakkında ne bir antlaşma ne de bir yükümlülük gözetirler. İşte saldırganlar, onlardır.
Erhan Aktaş 9:10
11
Eğer tövbe eder, salâtı ikame eder ve zekâtı verirlerse [1], onlar artık dinde sizin kardeşlerinizdir. Biz, âyetleri, bilen bir kavim için böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz. 1-Bu terkip, ibadete layık yegâne ilah olarak Allah’a inanmak; kulluğu, Allah’a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir.
Erhan Aktaş 9:11
12
Eğer onlar, antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa [1], küfrün öncüleri ile savaşın. Çünkü onların yeminleri yok hükmündedir. Umulur ki yaptıklarından vazgeçerler. 1-Düşmanlığa devam edip, verdikleri söze ihanet ederlerse.
Erhan Aktaş 9:12
13
Antlarını bozup, Rasul’ü yurdundan çıkarmaya karar veren ve size karşı saldırıya ilk geçen bir toplumla savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer gerçekten inananlar iseniz, Allah’ın cezalandırmasından daha çok korkmanız gerektiğini bilmelisiniz.
Erhan Aktaş 9:13
14
Onlarla savaşın ki Allah sizin ellerinizle onlara azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin. İnanan halkın göğüslerine şifa versin.[1] 1-Huzura kavuştursun, rahatlatsın.
Erhan Aktaş 9:14
15
Ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah, dilediğine [1] tövbe nasip eder. Allah, Her Şeyi Bilen’dir, En İyi Hüküm Veren’dir. 1-Hak edene. Uygun gördüğüne.
Erhan Aktaş 9:15
16
Yoksa siz, içinizden cihat edip, Allah’tan, Rasul’ünden ve mü’minlerden başkasını sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan, kendi halinize bırakılacağınızı mı sandınız? Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.
Erhan Aktaş 9:16
17
Gerçeği yalanlayan nankörler olduklarını bildikleri halde, müşriklerin, Allah’ın mescitlerini imar etmeye hakları yoktur. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Onlar, ateşte sürekli kalacaklardır.
Erhan Aktaş 9:17
18
Allah’ın mescitlerini, ancak Allah ’a ve Ahiret Günü’ne iman edip, salâtı ikame eden, zekâtı veren1 ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar edebilirler. Onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur. 1-Bu, bir terkip olarak: İbadete layık yegâne ilah olarak Allah’a inanmak; kulluğu, Allah’a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir.
Erhan Aktaş 9:18
19
Siz, hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ı imar etmeyi; Allah’a ve Ahiret Günü’ne iman edip, Allah yolunda cihat edenlerle bir mi tuttunuz? Bunlar, Allah’ın yanında bir değildir. Allah, zalim olan toplumu doğru yola iletmez.
Erhan Aktaş 9:19
20
İman edip, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat edenlerin, Allah katında dereceleri daha büyüktür. İşte onlar kazançlı olanlardır.
Erhan Aktaş 9:20
21
Rabb’leri, onları, Kendi rahmeti, hoşnutluğu ve içinde tükenmeyen nimetler bulunan Cennetleri ile müjdeliyor.
Erhan Aktaş 9:21
22
Onlar, orada sürekli kalıcıdırlar. Kuşkusuz büyük ödül Allah katındadır.
Erhan Aktaş 9:22
23
Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi evliya [1] edinmeyin. Sizden kim onlara dönerse [2], işte onlar zalimlerin ta kendileridir. 1-Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur’an’da yer alan, “veli” sözcüğü; “dost,” olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. 2-Onların yanında yer alırsa.
Erhan Aktaş 9:23
24
De ki: “Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, sülaleniz; kazandığınız mallarınız, kötüye gitmesinden korktuğunuz ticaretiniz, hoşunuza giden evleriniz, size; Allah’tan, O’nun Rasul’ünden ve O’nun yolunda cihad [1]etmekten daha sevimli geliyorsa, o halde Allah’ın hükmünün gerçekleşmesi- ni bekleyin. Allah, fasık olan kimseleri hidayete iletmez. 1-Öz veri ile gayret göstermekten, çalışıp çabalamaktan. İmkânlarını seferber etmekten.
Erhan Aktaş 9:24
25
Ant olsun ki Allah, size birçok yerde ve Huneyn1 gününde yardım etmişti. Hani çokluğunuz sizi böbürlendirmişti de size bir faydası olmamıştı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Sonra da gerisin geri dönüp gitmiştiniz. 1-Huneyn Savaşı.
Erhan Aktaş 9:25
26
Sonra Allah, Rasulü’nün ve inananların üzerine dinginlik ve güven indirdi. Görmediğiniz ordular indirdi ve gerçeği yalanlayan nankörlere azap verdi. İşte budur gerçeği yalanlayan nankörlerin cezası.
Erhan Aktaş 9:26
27
Sonra Allah, bunun ardından dilediğinin1 tövbesini kabul eder. Allah, Çok Bağışlayıcı’dır, Rahmeti Kesintisiz’dir. 1-Uygun gördüğünü, hak edeni.
Erhan Aktaş 9:27
28
Ey iman edenler! Müşrikler ancak necistir [1]. Öyleyse bu yıldan sonra Mescid-i Harâm’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse sizi kendi lütfu ile yakında zengin yapar. Allah, Her Şeyi Bilen’dir, En İyi Hüküm Veren’dir. 1-Kirlidir, çirkindir: Söz konusu kirlilik maddi bir kirlilik değildir. Bu daha çok ticari anlamda çıkar kirliliği, davranış kirliliği, sorumsuzluk ve saygısızlık ifade etmektedir. Bu kirlilik, etik bir kirliliktir. Mescid-i Haram’ı şirk uygulamaları ve aldatmalarla kirletmektir. Ayette ge- çen “necis” sözcüğüne “pislik” şeklinde anlam vermek Kur’an’ın di- line yakışmayan bir üsluptur.
Erhan Aktaş 9:28
29
Kendilerine Kitap verilenlerden, Allah’a ve Ahiret Günü’ne inanmayan; Allah’ın ve Rasul’ünün haram kıldığını haram saymayan ve Hak Din’i, din edinmeyen kimselerle, üstünlü- ğünüzü kabul ettirinceye, kendi elleriyle size cizye [1] verinceye kadar savaşın. 1-İslam ülkesinde, Müslüman olmayan vatandaşlardan alınan bir tür vergi.
Erhan Aktaş 9:29
30
Yahudiler: “Uzeyr Allah’ın oğludur.” dediler; Hıristiyanlar da: “Mesih Allah’ın oğludur.” dediler. Bu, onların dillerine dola- dıkları sözlerdir ki daha önce küfredenlerin sözlerine benzetiyorlar. Allah, kahretsin onları! Nasıl da saptırıyorlar.
Erhan Aktaş 9:30