1
Birbirlerine neyi soruyorlar?
3
Onlar, onun hakkında anlaşmazlık içindeler.
4
Hayır, yakında bilecekler.
5
Yine hayır, yakında bilecekler.
6
Yeryüzünü bir döşek yapmadık mı?
7
Ve dağları da birer kazık?
8
Sizi çiftler halinde yarattık.
9
Uykunuzu dinlenme zamanı yaptık.
10
Ve geceyi bir elbise yaptık.
11
Gündüzü geçim zamanı yaptık.
12
Üstünüze yedi sağlamı bina ettik.
13
Ve ışık saçan bir kandil.[1] 1- Güneş.
14
Ve sık ıştırılmış bulutlardan şırıl şırıl akan su indirdik.
15
Onunla tahıl ve bitkiler yetiştirelim diye;
16
İç içe girmiş bağlar bahçeler.
17
Ayırma Günü belirlenmiş bir vakittir.
18
O gün Sur’a üflenir, bölükler halinde gelirsiniz.
19
Gökyüzü açılmış ve kapı kapı olmuştur.
20
Dağlar yürütülmüş, bir serap olmuştur.
21
Cehennem gözetleme yeri oldu;
22
Haddi aşanlar için varacakları yer olarak.
23
Orada “ahkaben” [1] kalacaklardır. 1- Bu ayete; çevirilerde, “Orada uzun süre, yıllarca veya çağlarca kalacaklar.” şeklinde anlam verilmektedir. Ayetin doğru çevirisi: “Orada azap, sıkıntı ve yoksunluk içinde kalacaklardır.” olmalıdır. “Ahkaben,” “hukubu” sözcüğünün çoğulu olup, sözcük anlamı olarak “uzun süre, seksen yıl” demek olsa da sözcük, kök anlamı(hakibe) itibariyle: “İdrar tutulmasından dolayı azap ve sıkıntı içinde olmak, yağmur vs. yağmamak.” anlamına gelmektedir. Bu ayette de bir zamandan değil, durumdan söz edilmektedir. Kalınacak yerin sıkıntı verici, darlık ve yoksunluk yeri olduğu ifade edilmektedir. Zaten ayetin devamı da bunu pekiştirmektedir.
24
Orada ne bir serinlik tadacaklar ne de içecek bir şey.
25
Yalnızca kaynar su ve irin tadacaklar.
26
Yaptıklarına uygun bir karşılık olarak.
27
Onlar, hesap görüleceğini ummuyorlardı.
28
Ayetlerimizi yalanladıkça yalanladılar.
29
Oysa Biz, her şeyi yazıp kaydettik.
30
Şimdi azabı tadın bakalım! Artık size azaptan başka bir şey artırmayacağız.
Sonraki 10 ayet →