1
Hayır, Kıyamet Günü’ne yemin ederim.
2
Hayır, çok kınayan benliğe[1] yemin ederim. 1- Kıyamet Günü içine düştüğü durumdan ötürü kendisini çok ayıplayan, çok kınayan kimseye.
3
İnsan[1], kemiklerini asla bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor? 1- Müşrikler.
4
Hayır, hayır! Biz, onu parmak uçlarına[1] varıncaya dek yeniden düzenlemeye gücü yetenleriz. 1- Deyim olarak, en küçük, en ayrıntılı parçasına varıncaya dek, yani “tepeden tırnağa kadar” demektir. Parmak uçları sözcüğüne “parmak izi” anlamını vermek, çok abartılı bir yaklaşımdır.
5
Aslında o insan[1], önünü[2] suç işleyerek[3] geçirmeyi ister.1- O müşrik. 2- Kalan ömrünü. 3- İnançsızca, sorumsuzca, boş arzu ve kuruntularını tatmin etmenin peşinde.
6
“Kıyamet Günü ne zamanmış?” diye sorar.
7
Gözler, dehşetle kamaştığında.
9
Güneş ve Ay bir araya getirildiği zaman.
10
İzin Günü, o insan,[1] “Kaçacak yer var mı?” diyecek. 1- Ayette söz konusu edilen “insan,” insanların tamamı değildir. İnsan sözcüğünün başında ki “el” takısıyla, bilinen, belli bir insan grubuna işaret edilmektedir. Ve bu söz konusu o insan gurubu, müşriklerdir, kâfirlerdir.
11
Hayır! Kesinlikle sığınacak bir yer yoktur!
12
İzin Günü, sığınılacak tek yer senin Rabb’indir.
13
İzin Günü, o insan[1], yaptıklarından da yapması gerektiği halde yapmadıklarından da bir bir haberdar edilir. 1- Ayette söz konusu edilen insan, insanların tamamı değildir. İnsan sözcüğünün başındaki “el” takısıyla, bilinen, belli bir insan grubuna işaret edilmektedir. Ve bu söz konusu o insan gurubu, müşriklerdir, kâfirlerdir.
14
Hayır! Aslında o insan, kendi aleyhine tanıktır.
15
Mazeretlerini ileri sürse bile.
16
Telaşla, geçiştirmeye çalışarak, dilini dolaştırıp durma![1] 1- Bu ayetin, Nebi Efendimizin Kur’an’ı ezberlemesindeki aceleciliğini uyarı konusu edindiğine dair yapılan çeviriler doğru değildir. Gerek konu bütünlüğüne ve gerek ayetin bağlamına bakıldığında, “amel defterleri” kendilerine verilip, okumaları istenen müşriklerin nasıl bir şaşkınlık ve endişe içinde telaşa kapıldıkları ve deyim yerinde ise dillerinin damaklarına yapıştığını ifade etmektedir. Öncesi ve sonrası ayetler dikkate alınarak okunduğunda bunun böyle olduğu açıkça görülecektir. (Bkz. 17/İsra, 14)
17
Kuşkusuz, onun toplanması ve okunması Bize aittir.[1] 1- Yaptıklarının ve ihmal ettiklerinin bir bir okunması, ortaya konması Bizim işimizdir.
18
O halde onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna tabi ol.[1] 1- Yaptıklarını ve ihmal ettiklerini bir bir anlattığımızda sen sadece dinle.
19
Sonra, onun beyanı yalnızca Bize aittir.[1] 1- Yaptıklarının ve ihmal ettiklerinin kanıtlarıyla ortaya konması, tek tek açıklanması Bize aittir.
20
“Hayır! İşin doğrusu, siz çabuk geçeni[1] seviyordunuz.” 1- Dünya hayatını.
21
“Ahireti de umursamıyordunuz.”
22
Birtakım yüzler İzin Günü ışıl ışıldır.
23
Rabb’lerine bakarlar.[1] 1- Rabb’lerinden ummaktalar, Rabb’lerinin lütfedeceği nimetleri beklemektedirler. “Rabb’e nazar etme”nin, Rabb’i görmekle, Rabb’e gözle bakmakla bir ilgisi yoktur. Nazar sözcüğünün; bakmanın yanı sıra, “bir kimsenin huzurunda beklemek, kapısının önünde beklemek” gibi anlamları da bulunmaktadır. Türkçedeki “eline bakmak” deyiminde olduğu gibi. Bu deyimde ele bakmaktan kast edilen şey, birilerinde n beklenen katkıdır, yardımdır.
24
Birtakım yüzler İzin Günü asıktır.
25
Bellerini bükecek bir felaketle karşı karşıya kaldıklarını anlarlar.
26
Hayır! Kesinlikle düşündükleri gibi değil. Köprücük kemiklerine dayandığı zaman;[1] 1- Can boğaza gelip dayandığı zaman. Ölüm anında.
27
“Kurtaracak olan kimdir?” denir.
28
Bunun ayrılık anı[1] olduğunu anlar.1- Öleceğini.
29
Ve ayakları bir birine dolaşır.
30
İzin Günü gidiş yalnızca Rabb’inedir.
Sonraki 10 ayet →