1
Ey örtüsüne bürünen![1] 1- Bu bir deyimdir. Ey sorumluluk yüklenen, ey seslenilen, vahye muhatap olan, ey içine kapanıp toplumdan soyutlanan, ey yılgınlık gösteren” gibi anlamlara gelmektedir.
2
Gecenin birazında kalk!
3
Gecenin yarısında veya ondan biraz önce.
4
Veya gecenin yarısından biraz sonra. Ve daveti düzgün bir şekilde1 duyur.[2] 1- Anlaşılır, düzenli. 2- Ayetin son bölümü olan “rettili el kur’ane tertilen” cümlesine, “Kur’an’ı ağır ağır oku.” veya “Kur’an’ı düşüne düşüne oku.” şeklinde anlam verilmektedir. Ayette geçen Kur’an sözcüğüne yanlış anlam verildiğinden burada önemli bir yanılgı ortaya çıkmaktadır. Günümüzde Kur’an sözcüğüne, yaygın olarak Allah’tan gelen vahyin kitaplaşmış hali anlamı verilmektedir. Bu tek başına doğru bir tanımlama değildir. Zira vahyin kitaplaşmış haline kimi ayetlerde bağlamından dolayı isim olarak Kur’an denmiş olsa da esas isim, “Mushaf”tır, “Kitap”tır. Aslında Kara’e kökünden türeyen Kur’an, kök anlamı itibariyle Kitap veya Mushaf demek değil, “okumak”, “toplamak” “bir araya getirmek”, “nakletmek”, “aktarmak” demektir. Bu ayette, Nebi efendimize, “Sana indirdiğimiz vahyi, insanlara anlaşılır ve düzenli bir şekilde ilet.” görevi verilmektedir. Yoksa bu ayetlerin ilk vahyedilen ayetler olduğu da dikkate alınırsa zaten ortada Mushaf veya Kitap anlamında bir Kur’an’dan söz etmek mümkün değildir. Dolayısı ile ortada ağır ağır veya tane tane okunacak bir metin/Kur’an zaten yok. (Örneğin, 75/ Kıyamet, 18,’de ve daha birçok ayette “Kur’an” sözcüğü “okumak” anlamında kullanılmıştır.)
5
Biz, sana ağır bir söz bırakacağız.[1] 1- Sana ağır bir sorumluluk yükleyeceğiz.
6
Gece kalkışı yoğunlaşmada daha etkili, söz[1] bakımından daha sağlamdır.1- Okuyuş.
7
Gündüz, uzun süre uğraşacağın işler var.
8
Rabb’inin adını an ve bütün benliğinle yalnızca O’na yönel.
9
Doğunun ve batının Rabb’idir O. O’ndan başka ilah yoktur. Öyleyse yalnız O’nu vekil[1] edin. 1- Her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan kontrol altında tutan, rızkını ve hak ettiğini veren.
10
Onların söylediklerine sabret. Ve onlardan güzellikle uzak dur.
11
Varlık sahibi yalanlayıcıları Bana bırak. Onlara biraz süre tanı.
12
Bizim yanımızda prangalar ve Cehennem var.
13
Ve boğazı tıkayan yiyecek ve acı bir azap vardır.
14
O gün yeryüzü ve dağlar şiddetle sarsılır ve dağlar dağılmış kum yığınları gibi olur.
15
Size tanıklık edecek bir rasul gönderdik. Tıpkı Firavun’a rasul gönderdiğimiz gibi.
16
Firavun Rasul’e isyan etti. Bunun üzerine onu çok zorlu bir tutuşla tutuverdik.
17
Eğer gerçeği yalanlayan nankörlerden olursanız, çocukların saçlarını ağartan o günden kendinizi nasıl koruyacaksınız?
18
Gök, o günün şiddeti ile çatlayıp parçalanacak ve O’nun uyarısı gerçekleşecektir.
19
Bu bir öğüttür. Dileyen Rabb’ine götüren bir yol edinir.
20
Rabb’in senin ve seninle beraber olan bir grubun, gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında, üçte birinde kalktığınızı biliyor. Geceyi ve gündüzü takdir eden Allah’tır.[1] Onu asla hesaplayamayacağınızı[2] bildi de tövbenizi[3] kabul etti. O halde ilahi mesajı gücünüz yettiğince insanlara ulaştırmaya çalışın.[4] Ayrıca Allah, kiminizin rahatsız, kiminizin Allah’ın lütfundan rızkını aramak için yeryüzünde çalışmaya, kiminizin de kendisini Allah yolunda feda etmeye[5] çıktığını bilmektedir. O halde gücünüz yettiğince onu[6] nakletmeye, duyurmaya çalışın.[7] Salatı ikame edin[8], zekâtı verin.[9] İyi bir ödünçle Allah’a ödünç verin. Kendiniz için hayır olarak ne verirseniz, ödül olarak Allah’ın katında onu daha hayırlısıyla ve daha büyüğüyle bulursunuz. Allah’tan bağışlanma dileyin. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı’dır, Rahmeti Kesintisiz ’dir. 1- Gecenin ve gündüzün süresini belirleyen Allah’tır. Geceyi ve gündüzü kısaltıp, uzatamazsınız. 2- Geceyi uzatamayacağınızı, ilahi düzenlemeyi dikkate almanız gerektiğini. 3- Geceyi ayakta geçirmekten vazgeçmenizi. 4- Ayetin sözcük anlamı şu şekildedir: “ O halde Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun.” Ancak bu surenin 4. Ayetinde de açıkladığımız gibi, “Kur’an” ve “okuma” sözcükleri bu ayette, yukarıda verdiğimiz anlamları ifade etmektedirler. 5- “Allah yolunda savaşmak” anlamı verilen bu cümle, cümlede yer alan “yukatilune” sözcüğüne, sözcüğün birincil anlamı olan “savaşmak” anlamı verilmesinden kaynaklanmaktadır. Oysaki bu sözcüğün savaşmak dışında daha birçok anlamı bulunmaktadır. Ayetin, vahyin ilk ayetlerinden olması ve bağlamı da dikkate alındığında, bu sözcüğe “savaşmak” anlamı vermek doğru değildir. “Katele” sözcüğü: kişinin kendisini arındırması anlamında “Nefislerinizi öldürün.”(Bakara 254); Arapçada; şaraba su katmak anlamında, “Şarabı su ile öldürdüm;” birisini aşağılamak anlamında, “Falanca kişiyi öldürdüm; bir şeyi kesin olarak bilmek anlamında “Falan şeyi ilim açısından öldürdüm” gibi deyimlerde ve yine “Kendinizi öldürmeyin.” Nisa Suresi, ayet 29 gibi örneklerde de görüldüğü gibi, “Katele” sözcüğünün birçok anlamı bulunmaktadır. Söz konusu sözcük; bu ayette, kişinin kendisini Allah yolunda feda etmesi, nefsini bu uğurda öldürmesi anlamında kullanılmıştır. 6- İlahi mesajı. 7- Lafzen, “O halde ondan kolayınıza geleni okuyun.” 8- Şirkten arınmış bir bilinçle Allah’a yönelin. 9- Allah’a yönelmeyi arınmış, temizlenmiş bir benlikle yapın.