Ana SayfaMealler › Erhan Aktaş
EA

Erhan Aktaş

Bu mealle oku
Erhan Aktaş meali ile okumaya başla
Cin 1 / 28
1
De ki: “Bana, cinlerden[1] bir topluluğun dinledikten sonra gidip; biz gerçekten hayranlık uyandıran bir kur’an[2] dinledik, dedikleri, vahy vahyedildi.” 1- Yabancılardan. Cinn sözcüğünün kökü mastar olarak, “örtmek, görünmez hale getirmek” demektir. Cinnet, mecnun, cennet, cenin sözcükleri bu köktendir. Aklın örtülmesine cinnet; ağaçlarla, yeşilliklerle örtülmüş toprak parçasına cennet; rahmin örttüğüne cenin; akıl hastası olana(aklı örtülmüş olduğu için) mecnun denmesi, bunların örtünerek görünmez hale gelmiş olmalarındandır. Kur’an, cinn kavramını daha çok bilinmeyen, tanınmayan yani yabancı olan, yabancı yerlerden olan kimseler ve toplumlar için kullanmaktadır. (46/Ahkaf, 29) Kur’an’ın; Cahiliye’nin cinn algısı bağlamında, cinn kavramını kullanmış olmasının, cinler hakkında ontolojik bilgi olarak görülmesi önemli bir yanılgıdır. Kur’an, Cahiliye’nin cinn algısını sapkınlık olarak nitelemekte ve Cahiliye’nin cinlere atfettikleri nitelikleri reddetmektedir. Kur’an’a göre; cinlerin, üstün varlıklar ve üstün güçlere sahip olduğu inancı cahili bir inançtır. Müşriklerin; Nebi efendimize kâhin, şair, mecnun lakabı takmaları, onların cinn inançlarının bir sonucudur. 2- Hitap, söylev, kelam.
Erhan Aktaş 72:1
2
“Ona iman ettik, artık kesinlikle Rabb’imize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.”
Erhan Aktaş 72:2
3
“Rabb’imizin şanı çok yücedir. O, asla eş ve çocuk edinmemiştir.”
Erhan Aktaş 72:3
4
“Meğer bizim “beyinsiz,” [1] Allah hakkında saçma şeyler söylüyormuş” 1- Öncümüz, önderimiz.
Erhan Aktaş 72:4
5
Doğrusu biz “ins”in ve “cinn”in [1] Allah’a karşı asla yalan söylemeyeceklerine inanıyorduk. 1- Yerli- yabancı, tanıdık- tanımadık, bilinen-bilinmeyen kimselerin.
Erhan Aktaş 72:5
6
Gerçekten de insten[1] bazı adamlar, cinden[2] bazı adamlara[3] sığınıyorlardı. Böylece cinlerin[4] azgınlıklarını, beyinsizliklerini artırıyorlardı. 1- Tanıdık kimselerden. 2- Tanımadığımız yabancı kimseler. 3- “Adam” sözcüğü de aslında cin sözcüğü ile kast edilen şeyin, yalnızca “görünmez varlık” değil, aynı zamanda insan türü varlık olduğunu açıkça ifade etmektedir 4- Yabancı kimselerin.
Erhan Aktaş 72:6
7
Gerçekten de onlar sizin inandığınız şekilde, Allah’ın hiç kimseyi diriltmeyeceğine inanmışlardı.
Erhan Aktaş 72:7
8
“Gerçekten de biz göğe erişmek istedik, fakat onun zorlu bekçiler ve parlak alevlerle doldurulmuş olduğunu gördük.”
Erhan Aktaş 72:8
9
“Biz, dinlemek için oturma yerlerine otururduk. Fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen parlak bir alev buluyor.”
Erhan Aktaş 72:9
10
“Gerçekten bilmiyoruz. Yeryüzünde olan kimselere kötülük mü istendi yoksa Rabb’leri onlara bir iyilik mi istedi bilmiyoruz.”
Erhan Aktaş 72:10
11
“Bir kısmımız salihlerdeniz[1], bir kısmımız da bunun dışındadır. Biz, ayrı ayrı yollar tuttuk.” 1- Arı, saf, temiz, iyi, erdemli, dürüst
Erhan Aktaş 72:11
12
“Yeryüzünde Allah’ı asla aciz bırakamayacağımızı; kaçmakla da O’ndan asla kurtulamayacağımızı anladık.”
Erhan Aktaş 72:12
13
“Yol gösteren rehberi[1] dinlediğimizde ona inandık. Artık kim Rabb’ine iman ederse, bundan sonra hakkının verilmemesinden veya haksızlığa uğramaktan endişe etmez.” 1- Kur’an’ı.
Erhan Aktaş 72:13
14
Bizden, Allah’a teslim olanlar da var, asilik edip kendilerine haksızlık yapanlar da. Allah’a teslim olanlar, gerçeği arayanlardır.
Erhan Aktaş 72:14
15
Asilik edip kendilerine haksızlık yapanlar, işte onlar Cehennem’e odun oldular.
Erhan Aktaş 72:15
16
Eğer onlar, yolda[1] dosdoğru gitselerdi, onları kesinlikle bol su[2] ile sulardık ki; 1- Hakk yol, doğru yol. 2- Bolluk, nimet, bereket verirdik.
Erhan Aktaş 72:16
17
Onları bu nimetlerle sınardık. Kim Rabb’inin öğüdünden yüz çevirirse, O da onu çok şiddetli bir azaba uğratır.
Erhan Aktaş 72:17
18
Mescitler Allah içindir. O halde Allah’ın yanı sıra başka bir kimseye çağrıda bulunmayın.[1] 1- İbadet ederken Allah’tan başkasının adının anılması; başkasından destek ve yardım istenmesi kesinlikle doğru değildir. Kendisinden bir şey istenilen kimse Nebi Muhammed de olsa, bu Allah’ın yanı sıra başkasına çağrıda bulunmak olur ki bu da açıkça “şirk koşmaktır.”
Erhan Aktaş 72:18
19
O Allah’ın kulu[1], O’na çağrıda bulunmaya kalktığı zaman, neredeyse çevresinde keçe gibi oluyorlardı.[2] 1- Muhammed. 2- Müşrikler çevresini sarıyorlardı.
Erhan Aktaş 72:19
20
De ki: “Ben yalnızca Rabb’ime dua ederim ve hiçbir şeyi O’na şirk koşmam.
Erhan Aktaş 72:20
21
De ki: “Ben, size bir zarar verme[1] ve sizi irşad[2] etme gücüne sahip değilim.” 1- Sizi doğru yoldan çıkarma. 2- Sizi doğru yola iletme. Ben yalnızca çağrıcıyım.
Erhan Aktaş 72:21
22
De ki: “Beni, Allah’a karşı hiç kimse asla koruyamaz ve ben asla O’ndan başka sığınacak bir yer bulamam.”
Erhan Aktaş 72:22
23
“Bana düşen sadece Allah’tan aldığım vahyi size duyurmak ve gönderileni iletmektir. Kim Allah’a ve O’nun Rasul’üne karşı gelirse, bilsin ki onun için kesintisiz olarak sürekli içinde kalacağı Cehennem ateşi vardır.
Erhan Aktaş 72:23
24
Uyarıldıkları şeyi gördükleri zaman, kimin yardımcısının daha zayıf ve kimsesiz olduğunu bilecekler.
Erhan Aktaş 72:24
25
De ki: “Uyarıldığınız şey yakın mıdır, yoksa Rabb’im onun için uzun bir süre mi belirlemiştir, bilmiyorum.”
Erhan Aktaş 72:25
26
O, gaybı bilendir. Ve O, gaybını hiç kimseye bildirmez;
Erhan Aktaş 72:26
27
Rasullerden razı oldukları hariç.[1] O, onların her tarafından gözetleyiciler gönderir;[2] 1- Onlara, kullarına iletilmek üzere bazı gaybi bilgileri verir. 2- Onlar, her taraftan koruma altına alınmıştır.
Erhan Aktaş 72:27
28
Rabb’lerinin mesajlarını tebliğ ettiklerini bilmek için.[1] Yanlarında olanları kuşatmış ve her şeyi kayıt altına almıştır. 1- Vahyin hiçbir değişikliğe uğramaksızın olduğu gibi tebliğ edildiğini ortaya koymak için.
Erhan Aktaş 72:28
Cin suresi tamamlandı