1
İsteyen, gerçekleşecek olan azabı istedi.
2
Gerçeği yalanlayan nankörler için engellenemez olan azabı.
3
Mearic[1] sahibi Allah tarafından.1- Yükselme zamanları. Yücelikler. Yükseliş yolları.
4
Melekler ve ruh, O’na yükselirler.[1] Azabın[2] bir günü elli bin yıl[2] gibi uzun sürecek.1- O’nun sahip olduğu yüceliklere. 2- Müşriklerin alay konusu ettikleri azabın bir günü, hiç bitmeyecekmiş gibi uzun sürecek. Kur’an’da bu tür sayılar, rakamsal değerleri değil, çokluk ifade etmektedirler. (97/Kadr,1-5; 32/Secde, 5; 11/Hud,123; 22/Hac, 47.)
5
O halde, güzel bir sabır ile sabret.
6
Onlar onu[1] uzak olarak görüyorlar.1- Kıyameti.
7
Biz, onu yakın görüyoruz.
8
O gün gökyüzü erimiş bir maden gibi olur.
9
Ve dağlar renkli yün gibi olur.
10
Ve hiçbir yakın dost, başka bir yakın dostu sormaz.
11
Onlar, birbirleriyle yüzleşecekler. Mücrim[1] olan, İzin Günü’nün[2] azabından kurtulmak için mümkün olsa oğullarını fidye olarak verebilmeyi ister; 1- “Suçlu” demek olan bu sözcük, “basit suçlu” anlamında değil; “gerçeği yalanlayan nankör, müşrik, sapkın” anlamına gelmektedir. 2- Hesap görme günü.
13
Kendisini barındıran soyunu-sopunu;
14
Yeryüzünde kimi varsa tamamını verip kurtulmak ister.
15
Hayır! Hayır! O alev alev yanan ateştir;
16
Derileri kavurup soyan;
17
Haktan yüz çevirip, arkasını dönen kimseyi kendisine çağıran;
18
Mal, mülk edinip, onu biriktireni.
19
İnsan açgözlü, bencil yaratıldı.[1] 1- Musallin olanlar hariç. (Bak: Bu surenin 22. ayeti)
20
Başına kötü bir şey geldiğinde hemen sızlanmaya başlar.[1] 1- Sabretmesini bilmez.
21
Mal-mülk sahibi olunca da ondan kimseyi yararlandırmaz.
22
Ancak “musallin” [1] olanlar hariç. 1- Çoğunlukla çevirilerde; “musalline” sözcüğüne, “namaz kılanlar” olarak anlam verilmekte ve bu ayetin çevirisi “Namaz kılanlar hariç” şeklinde yapılmaktadır. Oysaki salat sözcüğü kök anlamı ve yer aldığı ayetlerdeki bağlamı itibariyle, yalnızca namaz kılmak anlamına gelmemekte; Allah’ın davasını yüceltmek için bütün gücünü seferber etmek, şirk koşmaksızın kulluk ve ibadet yapmak, destek olmak, din ve dindarlık, yaradılış amacına uygun hareket etmek, dua, ibadet vb. anlamları da bulunmaktadır. Bu ayette de “musallin/salat eden” sözcüğü; “ibadete lâyık yegâne ilah olarak yalnızca Allah’a inanan; kulluğu, Allah’a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle yapan” anlamına gelmektedir. Dolayısıyla ayetin doğru çevirisi şu şekilde olmalıdır: Allah’a şirk koşmaksızın iman edip, kulluk yapanlar, Allah’ın dinine destek olanlar hariç.
23
Onlar, salatlarında[1] devamlıdırlar. 1- Allah’ın davasını yüceltmek için bütün güçlerini kullanmada, şirk koşmaksızın kulluk ve ibadet yapmada, destek olmada.
24
Onlar, mallarında belirli bir pay ayıranlardır;[1] 1- Mallarında, ihtiyaç sahiplerinin de payları bulunduğunun bilincinde olanlardır.
25
İsteyenler ve yoksun olanlar için.
26
Onlar, din gününü[1] tasdik ederler.1- Ceza günü, hesap verme günü.
27
Onlar, Rabb’lerinin azabından çekinirler.
28
Rabb’lerinin azabından kimse emin olamaz.
29
Onlar, ırzlarını korurlar.
30
Ancak eşleri veya sağ ellerinin sahip olduğu[1] hariç. Bundan dolayı kınanmazlar.1-Ma melaket eymanu: “Sağ elinin sahip olduğu”, “antlaşmayoluyla sahip olunan” anlamında bir deyimdir. El, “güç” demektir. Bu deyim; “güç yolu ile üzerinde tasarruf etme hakkına sahip olduğunuz” anlamına gelmektedir. Diğer bir anlatımla; antlaşma yoluylasahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, üzerlerinde hak sahibi olunanlar gibi anlamlara gelmektedir. Bu deyimle, esas olarak kast edilen şey, bakımları ve sorumlulukları üstlenilerek sahip olunansavaş esirleri ve o günün cahiliye döneminin bakayası/kalıntısı olarak kalan cariyeler ile ancak nikâh yapılarak birlikte olunabileceğidir. Kur’an; kim olursa olsun, nikâh yapmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak tanımlamaktadır. Diğer bir ifade ile “nikâhsız her birliktelik ” zinadır. “Ellerinin sahip olduğu” veya “antlaşma yoluyla sahip olunan” deyimi ile ifade edilen şey, elinde nikâh sözleşmesini bulundurmak, nikâh sözleşmesine sahip olmak demektir. Bu deyimle vurgusuyapılan husus, ilişkide nikâhın şart görülmesidir. Dikkat edilirse birlikte olunması uygun görülen kimse “hem eşi hem de sağ elinin sahip olduğu kimse” değil; öncelikle nikâhlı eşi şayet o yoksa sağ elinin sahip olduğu nikâhlısı. Lakin ikisi ile aynı anda değil; ya eşi ya da “sağ elinin sahip olduğu kimse. Zira ayette eşiniz ve sağ elinizin sahip olduğu denmiyor “ve” edatı yerine “veya” edatı kullanılarak “ya eşiniz ya da Sağ elinin sahip olduğu” deniliyor. Toplumsalgerçekliğin verili kalıntısı olan kölelik ve cariyelik olgusu, İslam’ın kabul ettiği veya ön gördüğü bir durum değildir. İslam, kölelik vecariyeliği; cariye ve köle edinme yollarını ortadan kaldırarak kesinlikleyasaklamıştır. Aslında mevcudun tasfiye edilmesi süreci olanuygulamaları ileri sürerek cariyelik ve kölelik kalıntısını İslam’a yamamak, İslam’a atılan en büyük iftira ve hakarettir. Saltanat ideolojisi erkek egemen sapıklığın bir tezahürüdür.
Sonraki 14 ayet →