1
Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına ant olsun ki,
2
Rabb’inin nimeti[1] ile sen mecnun[2] değilsin.1- Rabb’inin sana verdiği akıl, zekâ, güzel ahlak vb. Nebilik görevi, vahiy. 2- Cinlenmiş, deli.
3
Senin için, kesintisiz bir ödül vardır.
4
Sen, kesinlikle çok büyük bir ahlak[1] üzerindesin.1- Dürüst, güvenilir bir kimsesin ve dosdoğru bir inanç üzerindesin.
5
Yakında göreceksin, onlar da görecekler!
6
Kimmiş meftun[1] olan.1- Baştan çıkan, yoldan çıkan, şaşkın.
7
Kuşkusuz Rabb’in, kimin Kendi yolundan saptığını çok iyi bilir; doğru yolda olanları da en iyi O bilir.
8
O halde yalanlayanlara boyun eğme.
9
Onlar, uzlaşmacı olmanı ve böylece de seninle uzlaşmak isterler.
10
Hiç durmadan yemin eden[1] düzenbazlara boyun eğme.1- Haklı ve doğru olan kimseler olduklarına dair.
11
Devamlı kusur arayıp, laf taşıyan iftiracılara;
12
Sürekli iyi şeyleri engelleyip, haddi aşan günahkârlara;
13
Zorba, asalak kimselere;
14
Mal ve oğulları[1] var diye.1- “Mal ve oğul,” çevre ve güç sahibi” anlamında bir deyimdir.
15
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman: “Bunlar evvelkilerin masalları.” der.
16
Yakında hortumunun üzerine damga basacağız.[1] 1- Gücünü elinden alıp, burnunu sürteceğiz.
17
Gerçek şu ki, Biz onları sınava tabi tuttuk. Tıpkı, bahçelerinin ürünlerini sabah erkenden[1] toplayacaklarına dair sözleşen[2] bahçe sahiplerini sınava tabi tuttuğumuz gibi.1- İhtiyaç sahiplerinin hakkını gözetmeksizin. 2- Allah’ın iradesini hesaba katmadan.
18
Bir istisna da yapmıyorlardı.[1] 1- Yapacakları işi kesin ve garantili görerek; Allah’ı hesaba katmadılar.
19
Fakat onlar daha uyanmadan, Rabb’in tarafından bir dolaşan onun üzerinde dolaştı.
20
Böylece, bahçeleri, üzerinde hiç ekin olmayan kara toprak gibi oldu.
21
Sabah olunca birbirlerine seslendiler.
22
Eğer, ürününüzü toplayacaksanız, tarlanıza sabah erkenden gidin!
23
Hemen, sessizce yola koyuldular.
24
“Sakın ha! Bugün aranıza hiçbir ihtiyaç sahibi girmesin.
25
İhtiyaç sahiplerini göz ardı ederek erkenden gittiler.
26
Fakat onu gördüklerinde: “Herhalde yanlış yere geldik!” dediler.
27
Hayır! Biz, mahrum bırakılanlarız.
28
En makul düşünenleri: “Ben, size tesbih[1] etmeliyiz dememiş miydim?” dedi.1- Allah’ı hesaba katmalıyız. Tesbih, Allah’ın, her türlü noksanlıktan arınık, tüm mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah’ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir.
29
Onlar: Rabb’imizi tesbih ederiz. Doğrusu bizler haksızlık edenlermişiz.” dediler.
30
Ardından birbirlerini suçlamaya başladılar.
Sonraki 22 ayet →