1
Göklerde ve yerde bulunanların tamamı, Melik[1], Kuddûs[2], Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah’ı tesbih[3] etmektedir.1- Evrenin sahibi, egemeni, yöneticisi. 2- Tertemiz, her türlü eksiklikten uzak, saygın, kusursuz. Her türlü noksanlıktan arındırarak, övgü ile yüceltmek. Allah’ın, her türlü noksanlıktan arınık, tüm mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah’ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak.
2
Ümmilere[1], kendilerinden olan; O’nun ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara Kitap’ı ve Hikmet’i[2] öğreten bir rasul görevlendiren O’dur. Onlar, bundan önce apaçık bir sapkınlık içindeydiler.1- Ana kentlilere (Mekkelilere) veya daha önce kendilerine kitap gönderilmemiş olan topluluklara. 2- Bu terkipteki kitap sözcüğü, Kur’an’ın Allah tarafından ileri sürülen, kanıtlayıcı, yol gösterici, aydınlatıcı bilgi olmasını ifade etmektedir. Hikmet sözcüğü Kur’an’dan başka bir şey değildir; Kur’an’ın niteliklerinden biridir. Tıpkı Kur’an ve Zikir, Kur’an ve Furkan terkipleri gibi. Bu sözcük, Kur’an’ın önemli bir özelliğini, yönünü vurgulayan bir nitelemedir. Hikmet, Kur’an’ın baskı, zulüm ve fesadı engellemek için konulmuş kanun, kural ve ilkeleri demektir.
3
Onlardan, henüz kendilerine katılmamış olan diğerlerine de.[1] O, Mutlak Üstün Olan’dır, En İyi Hüküm Veren’dir.1- Rasul olarak gönderdi.
4
İşte bu, Allah’ın dilediği[1] kimselere verdiği lütfudur. Allah, büyük lütuf sahibidir.1- Uygun gördüğü.
5
Tevrat’a uymakla yükümlü kılınıp da, yükümlülüğünü yerine getirmeyen kimselerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeklerin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini yalanlayan toplumun düştüğü durum ne kötüdür. Allah, zalim[1] toplumu doğru yola iletmez.1- Vahyin hükümlerine uymayarak; kendilerine zarar verenleri, kendilerine kötülük yapanları.
6
De ki: “Ey Yahudiler! Eğer diğer insanların değil de yalnızca kendinizin Allah’ın velileri[1] olduğunuza inanıyorsanız ve bu iddianızda samimi iseniz, haydi hemen ölümü isteyin.[2] ” 1- Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş 2- Ölümü isteyin de velinize bir an önce kavuşmuş olun.
7
Yaptıkları şeyler nedeniyle, hiçbir zaman ölümü temenni etmezler. Allah, haksızlık edenleri[1] en iyi bilendir. 1- Vahyin hükümlerine uymayarak; kendilerine zarar verenleri, kendilerine kötülük yapanları.
8
De ki: Kendisinden kaçtığınız ölüm, kesinlikle karşınıza çıkacaktır. Sonra, görünmeyen ve görünen her şeyi bilene döndürüleceksiniz. O, size yaptıklarınızı haber verecektir.
9
Ey iman edenler! Toplantı günü salat[1] için seslenildiği zaman, alışverişi[2] bırakıp, hemen Allah’ın öğüdüne koşun. Eğer bilirseniz, bu, sizin için daha hayırlıdır. 1- Namaz için. Ayette yer alan “salat”tan kasıt, namazdır. Adına Cuma namazı denilen bu namaz, diğer namazlardan “önem”, “amaç” ve “içerik” olarak farklıdır. Bu namaz: Şirkten arınmış bir bilinçle Allah’a yönelmek, dayanışma ve yardımlaşmayı gerçekleştirmek; bilgilenmeyi, bilinçlenmeyi, haftalık gündemi paylaşmayı amaçlayan bir namazdır. Kur’an’ın, Bakara Suresi 238. ayette “es-salâtu’l-vustâ” yani en hayırlı, en yararlı namaz dediği bu namaz, haftada bir kez tekrarlanan, sosyal ve siyasal dayanışmayı gerçekleştirmek için toplumu bir araya getiren bir namazdır. 2- Tüm işlerinizi.
10
Salatı kaza[1] ettikten sonra, hemen yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ın öğütlerini hiç unutmayın. Umulur ki, böylece kurtuluşa erersiniz. 1- Namazı kıldıktan sonra.
11
Bir kısım insanlar, ticaret ve eğlence görünce, seni bırakarak ona yönelip gittiler. De ki: “Allah’ın katında olanlar, eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır ve Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”