1
Sa’at[1] yaklaştı ve Kamer yarıldı.[2] 1- Kıyamet’in kopuş anı. 2- Gerçekler ortaya çıktı: “Ay yarıldı”, bir deyimdir ve “bir şeyin gerçek yüzünün ortaya çıkışını” ifade etmektedir.(Ayda çatlaklar oluştu. Ay yarıldı. Ayette yer alan “inşikak” sözcüğü herhangi bir şeyde meydana gelen çatlak demektir. İnşikak, “şikak” sözcüğünden gelmektedir. Bu sözcük, herhangi bir nedenden dolayı hayvan veya insan cildinde meydana gelen çatlama veya yarılma anlamına gelmektedir. Bu sözcük, aynı zamanda bir şeyin açığa çıkması, açığa çıkarılması anlamına da gelmektedir.) “Ayın yarılması mucizesi” olarak inanılan ve bunun üzerinde geniş bir rivayet malumatı oluşturulan bu ayette, bir mucizeden söz edilmemektedir. Bu tamamen Kur’an’ın anlatım diliyle ilgili bir konudur. Kur’an, Nebi efendimize mucize verilmediğini kesin bir dille, birçok ayette ifade etmektedir. Onca apaçık ayete rağmen, bu ayeti bir mucize olarak kabul etmek, Kur’an’da çelişki olduğunu söylemek demektir. (17/İsra 59,90-93; 21/Enbiya, 5-6; 13/Ra’d, 38; 29/Ankebut, 50-51, bu ayetler Nebi efendimize neden mucize verilmediğini açıkça anlatmaktadır.) Rabb’imiz, ahiret ve kıyamet sahnelerini anlatırken, ayetlerdeki kipleri “geçmiş zaman” kipinde kullanmaktadır. Bu bir vurgu türüdür. Bir şeyin kesin olarak olacağını ifade etmek için yapılan bir vurgudur. Bu ayette, Kur’an’ın çokça kullandığı, “mecaz(benzetme, ilgi), istiare(bir sözün başka bir söz yerine kullanma), kinaye(dolaylı anlatım) dil kullanılmıştır. Bu ayette de bir dil sanatı olarak, daha derinlikli, kapsayıcı, akılda kalıcı, anlaşılır bir anlatım olarak gerçeğin ortaya çıkmasını anlatan Araplarca da bilinen “ay yarıldı” deyimi kullanılmıştır. Dolayısıyla “ayın yarılması mucizesini” konu edinen bilgilerin tamamı uydurmadır. Kur’an’ın gerçekliğine aykırıdır.
2
Onlar, bir ayet[1] görseler, hemen yüz çevirirler.[1] Ve “Bu süregelen bir büyüdür.” derler. 1- Gerçekten de ay ikiye yarılmış olsa bile, onlar yine de gerçeği kabul etmezler. Ayetteki “in” edatı, “vasliyye” olup, ay gerçekten ikiye ayrılsa bile anlamı vermektedir.
3
Ve yalanladılar. Kendi tutkularına uydular. Oysa her şey kararlaştırılmıştır.
4
Ant olsun ki onlara, yanılgılarını giderecek nice haberler geldi.
5
Yüksek seviyede hikmetli[1] haberler. Buna rağmen uyarıların bir yararı olmadı.1- Zulme ve fesada engel olmak, haksızlık ve kargaşayı önlemek ve gidermek için konulmuş engelleyici yasalar.
6
O halde onlardan yüz çevir. O gün çağrıcı onları hiç hoşlanmayacakları şeye çağıracak.
7
Kabirlerinden baygın gözlerle çıkarlar. Etrafa dağılmış çekirgeler gibidirler.
8
Çağırıcıya doğru koşan gerçeği yalanlayan nankörler: “Bu, çok zor bir gün.” diyecekler.
9
Onlardan önce Nuh’un halkı da yalanladı. Kulumuzu, “O delinin biridir.” diye yalanladılar. Kulumuz zorluk çıkarılarak engellendi.
10
Sonunda Rabb’ine çağrıda bulundu: “Doğrusu ben, yenik düştüm, bana yardım et.”
11
Biz de hemen göğün kapılarını gürül gürül boşalan su ile açtık.
12
Yeryüzünde de kaynakları fışkırttık. Böylece sular kararlaştırılan amaç için birleşti.
13
Onu ağaç lifi ile birbirine bağlanmış tahtalar üzerinde taşıdık.
14
Yalanlanan kimseye bir ödül olarak, gözetimimiz altında yüzüp gidiyordu.
15
Ant olsun ki onu[1] bir ayet[2] olarak bıraktık. Öğüt alan yokmudur? 1- Bu kıssayı. 2- Bir ibret belgesi olarak bıraktık.
16
Ama, azabım ve uyarılarım nasıl oldu? [1] 1- Uyarılarımı dinlememenin sonucu azabımın nasıl olduğunu görün.
17
Ant olsun Biz, Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?
18
Ad da yalanladı. Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
19
Biz, onların üzerine felaketleri gün boyu süren çok sarsıcı rüzgârı gönderdik.
20
İnsanları, kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi savurup atıyordu.
21
Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
22
Ant olsun Biz, Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?
23
Semud da uyarıcıları yalanladı.
24
Şöyle dediler: “Bizden biri olan bir insana mı, biz ona mı uyacağız? Öyle yaparsak kesinlikle bir sapkınlık ve çılgınlık yapmış oluruz.
25
Öğüt, aramızdan bula bula onu mu buldu? Hayır! O küstah bir yalancıdır.
26
Onlar, yarın[1] küstah yalancının kim olduğunu anlayacaklar! 1- Kıyamet Günü.
27
Biz, fitne[1] olsun diye onlara dişi deveyi[2] gönderdik. Artık onları gözetle ve sabret. 1- Sınav. 2- “Dişi deve” günümüzün modern deyimi ile “kamuya ait bir mal”dır. Yani sahibi toplum olan, toplumun ortak malıdır. Diğer bir ifade ile ihtiyaç sahiplerinin yararına sunulan bir imkândır. Böyle olunca da dokunulmazdır. Bu, sembolik bir örnekleme de olabilir. Kimsesizlerin, yoksulların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla oluşturulan yardım imkânlarının korunması ve gözetilmesi, gelir kaynaklarının güvence altına alınmasının gereği anlatılmak istenmektedir.
28
Onlara, suyun bölüşüldüğünü[1] haber ver. Her içiş hazır kılınmıştır.[2] 1- Suyun bölüşülmesinin halkla deve arasında bir paylaştırma olarak anlaşılması doğru değildir. Paylaşımda söz konusu edilen halktır. Ayette yer alan her iki “onlar” zamiri de halk için kullanılmıştır. Devenin muhatap alınmış olması düşünülemez. 2- Herkes payını alacaktır.
29
Derken arkadaşlarını çağırdılar[1], o da hazırlandı ve acımasızca kesti. 1- Deveyi öldürmesini istediler.
30
Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
Sonraki 25 ayet →