Ana SayfaMealler › Erhan Aktaş
EA

Erhan Aktaş

Bu mealle oku
Erhan Aktaş meali ile okumaya başla
Kamer 1 / 55
1
Sa’at[1] yaklaştı ve Kamer yarıldı.[2] 1- Kıyamet’in kopuş anı. 2- Gerçekler ortaya çıktı: “Ay yarıldı”, bir deyimdir ve “bir şeyin gerçek yüzünün ortaya çıkışını” ifade etmektedir.(Ayda çatlaklar oluştu. Ay yarıldı. Ayette yer alan “inşikak” sözcüğü herhangi bir şeyde meydana gelen çatlak demektir. İnşikak, “şikak” sözcüğünden gelmektedir. Bu sözcük, herhangi bir nedenden dolayı hayvan veya insan cildinde meydana gelen çatlama veya yarılma anlamına gelmektedir. Bu sözcük, aynı zamanda bir şeyin açığa çıkması, açığa çıkarılması anlamına da gelmektedir.) “Ayın yarılması mucizesi” olarak inanılan ve bunun üzerinde geniş bir rivayet malumatı oluşturulan bu ayette, bir mucizeden söz edilmemektedir. Bu tamamen Kur’an’ın anlatım diliyle ilgili bir konudur. Kur’an, Nebi efendimize mucize verilmediğini kesin bir dille, birçok ayette ifade etmektedir. Onca apaçık ayete rağmen, bu ayeti bir mucize olarak kabul etmek, Kur’an’da çelişki olduğunu söylemek demektir. (17/İsra 59,90-93; 21/Enbiya, 5-6; 13/Ra’d, 38; 29/Ankebut, 50-51, bu ayetler Nebi efendimize neden mucize verilmediğini açıkça anlatmaktadır.) Rabb’imiz, ahiret ve kıyamet sahnelerini anlatırken, ayetlerdeki kipleri “geçmiş zaman” kipinde kullanmaktadır. Bu bir vurgu türüdür. Bir şeyin kesin olarak olacağını ifade etmek için yapılan bir vurgudur. Bu ayette, Kur’an’ın çokça kullandığı, “mecaz(benzetme, ilgi), istiare(bir sözün başka bir söz yerine kullanma), kinaye(dolaylı anlatım) dil kullanılmıştır. Bu ayette de bir dil sanatı olarak, daha derinlikli, kapsayıcı, akılda kalıcı, anlaşılır bir anlatım olarak gerçeğin ortaya çıkmasını anlatan Araplarca da bilinen “ay yarıldı” deyimi kullanılmıştır. Dolayısıyla “ayın yarılması mucizesini” konu edinen bilgilerin tamamı uydurmadır. Kur’an’ın gerçekliğine aykırıdır.
Erhan Aktaş 54:1
2
Onlar, bir ayet[1] görseler, hemen yüz çevirirler.[1] Ve “Bu süregelen bir büyüdür.” derler. 1- Gerçekten de ay ikiye yarılmış olsa bile, onlar yine de gerçeği kabul etmezler. Ayetteki “in” edatı, “vasliyye” olup, ay gerçekten ikiye ayrılsa bile anlamı vermektedir.
Erhan Aktaş 54:2
3
Ve yalanladılar. Kendi tutkularına uydular. Oysa her şey kararlaştırılmıştır.
Erhan Aktaş 54:3
4
Ant olsun ki onlara, yanılgılarını giderecek nice haberler geldi.
Erhan Aktaş 54:4
5
Yüksek seviyede hikmetli[1] haberler. Buna rağmen uyarıların bir yararı olmadı.1- Zulme ve fesada engel olmak, haksızlık ve kargaşayı önlemek ve gidermek için konulmuş engelleyici yasalar.
Erhan Aktaş 54:5
6
O halde onlardan yüz çevir. O gün çağrıcı onları hiç hoşlanmayacakları şeye çağıracak.
Erhan Aktaş 54:6
7
Kabirlerinden baygın gözlerle çıkarlar. Etrafa dağılmış çekirgeler gibidirler.
Erhan Aktaş 54:7
8
Çağırıcıya doğru koşan gerçeği yalanlayan nankörler: “Bu, çok zor bir gün.” diyecekler.
Erhan Aktaş 54:8
9
Onlardan önce Nuh’un halkı da yalanladı. Kulumuzu, “O delinin biridir.” diye yalanladılar. Kulumuz zorluk çıkarılarak engellendi.
Erhan Aktaş 54:9
10
Sonunda Rabb’ine çağrıda bulundu: “Doğrusu ben, yenik düştüm, bana yardım et.”
Erhan Aktaş 54:10
11
Biz de hemen göğün kapılarını gürül gürül boşalan su ile açtık.
Erhan Aktaş 54:11
12
Yeryüzünde de kaynakları fışkırttık. Böylece sular kararlaştırılan amaç için birleşti.
Erhan Aktaş 54:12
13
Onu ağaç lifi ile birbirine bağlanmış tahtalar üzerinde taşıdık.
Erhan Aktaş 54:13
14
Yalanlanan kimseye bir ödül olarak, gözetimimiz altında yüzüp gidiyordu.
Erhan Aktaş 54:14
15
Ant olsun ki onu[1] bir ayet[2] olarak bıraktık. Öğüt alan yokmudur? 1- Bu kıssayı. 2- Bir ibret belgesi olarak bıraktık.
Erhan Aktaş 54:15
16
Ama, azabım ve uyarılarım nasıl oldu? [1] 1- Uyarılarımı dinlememenin sonucu azabımın nasıl olduğunu görün.
Erhan Aktaş 54:16
17
Ant olsun Biz, Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?
Erhan Aktaş 54:17
18
Ad da yalanladı. Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
Erhan Aktaş 54:18
19
Biz, onların üzerine felaketleri gün boyu süren çok sarsıcı rüzgârı gönderdik.
Erhan Aktaş 54:19
20
İnsanları, kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi savurup atıyordu.
Erhan Aktaş 54:20
21
Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
Erhan Aktaş 54:21
22
Ant olsun Biz, Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?
Erhan Aktaş 54:22
23
Semud da uyarıcıları yalanladı.
Erhan Aktaş 54:23
24
Şöyle dediler: “Bizden biri olan bir insana mı, biz ona mı uyacağız? Öyle yaparsak kesinlikle bir sapkınlık ve çılgınlık yapmış oluruz.
Erhan Aktaş 54:24
25
Öğüt, aramızdan bula bula onu mu buldu? Hayır! O küstah bir yalancıdır.
Erhan Aktaş 54:25
26
Onlar, yarın[1] küstah yalancının kim olduğunu anlayacaklar! 1- Kıyamet Günü.
Erhan Aktaş 54:26
27
Biz, fitne[1] olsun diye onlara dişi deveyi[2] gönderdik. Artık onları gözetle ve sabret. 1- Sınav. 2- “Dişi deve” günümüzün modern deyimi ile “kamuya ait bir mal”dır. Yani sahibi toplum olan, toplumun ortak malıdır. Diğer bir ifade ile ihtiyaç sahiplerinin yararına sunulan bir imkândır. Böyle olunca da dokunulmazdır. Bu, sembolik bir örnekleme de olabilir. Kimsesizlerin, yoksulların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla oluşturulan yardım imkânlarının korunması ve gözetilmesi, gelir kaynaklarının güvence altına alınmasının gereği anlatılmak istenmektedir.
Erhan Aktaş 54:27
28
Onlara, suyun bölüşüldüğünü[1] haber ver. Her içiş hazır kılınmıştır.[2] 1- Suyun bölüşülmesinin halkla deve arasında bir paylaştırma olarak anlaşılması doğru değildir. Paylaşımda söz konusu edilen halktır. Ayette yer alan her iki “onlar” zamiri de halk için kullanılmıştır. Devenin muhatap alınmış olması düşünülemez. 2- Herkes payını alacaktır.
Erhan Aktaş 54:28
29
Derken arkadaşlarını çağırdılar[1], o da hazırlandı ve acımasızca kesti. 1- Deveyi öldürmesini istediler.
Erhan Aktaş 54:29
30
Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
Erhan Aktaş 54:30