1
Batan yıldıza ant olsun ki,
2
Arkadaşınız sapkın ve azgın değil.
3
Ve o, hevasından[1] konuşmaz.1- Kendi düşüncesi olan bir şeye vahiydir demez. Her neye vahiydir diyorsa, o kesinlikle vahiydir. Bir sonraki ayette de bu açıkça ifade edilmektedir.
4
Onun size söyledikleri, kendisine vahyedilen vahiyden başkası değildir.
5
Ona üstün güç sahibi ve kudretli olan öğretti.[1]1- Rahman Suresi’nin 1. ve 2. ayetlerinde, Kur’an’ı öğretenin “Cebrail” değil, Allah olduğu bildirilmektedir.
6
Üstün akla[1] sahip, egemenlik kurmuş olan.1- Her şeyin hesabını en ayrıntılı ve en iyi şekilde yapan.
7
O, en yüksek ufuktaydı.
8
Sonra yaklaştı ve ardından sarktı.
9
Böylece yayın iki ucu kadar, hatta daha yakın oldu.
10
Kuluna vahyedeceği şeyi vahyetti.
11
Gönlü, gördüğünü yalanlamadı.
12
Onunla, gördüğü şey hakkında tartışıyor musunuz?
13
Ant olsun ki, onu başka bir inişte daha gördü.
14
Sidre-i münteha’ın[1] yanında.1- Son/sondaki kiraz ağacı. Sidre, Arabistan kirazı denen meyve ağacın ismidir.
15
Onun yanında me’va cenneti[1] vardır.1- Oturulacak bahçe. Konaklama bahçesi, dinlenme bahçesi. (Hira dağı eteklerinde bulunan ve yolcuların dinlendikleri bir bahçe olduğu söylenmektedir.)
16
O zaman kaplayan şey, sidreyi[1] kaplıyordu.1- Kiraz ağacını.
17
Göz şaşmadı ve haddi aşmadı.
18
Ant olsun, Rabb’inin ayetlerinin[1] en büyüğünü gördü.1- Gösterge. İşaret.* 1. Ayetten 18. Ayete kadar, gaybi âlemde gerçekleşmiş bir olay olan vahyin, nasıl gerçekleştiğinin anlatımı söz konusudur. Gayba ait bir bilginin, bildiğimiz âlemin diliyle anlatılmasını göz ardı ederek, sözcüklerin sözlük anlamına göre anlam verilmesi önemli yanılgılara, anlam kaymalarına neden olmaktadır. Söz konusu ayetlerde ifade edilen “ yüksek ufuk, yaklaşma, sarkma, yayın iki ucu, görme, sidre vs. sözcüklerin, sözlük anlamlarını dikkate alarak ayetleri anlamaya çalışmak, vahyi ve onun verdiği mesajı göz ardı etmek demektir. O günün insanına, anlamlarını bildikleri sözcüklerle, bilinmeyen âleme ait bir konu olan “vahyin” nebi efendimize nasıl ulaştığı anlatılmaktadır. Burada “parmağa değil, parmağın işaret ettiği şeye” bakılmalıdır.
19
Hiç düşündünüz mü Lat ve Uzza’yı?
20
Diğer üçüncü Menat’ı?[1] 1- Bir düşünün! Bunlardan ilah olur mu?
21
Erkek sizin, dişi O’nun mu?
22
O halde bu insafsız bir paylaştırmadır.
23
Bu isimler, sizin ve atalarınızın onlara yakıştırdığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlar için hiçbir yetkilendirme belgesi indirmedi. Ant olsun ki, onlara Rabb’lerinden doğru yolu gösterici[1] geldiği halde, onlar yalnızca zanna[2] ve benliklerinin tutkularına uyuyorlar.1- İnsanları zandan kurtarıp, kesin bilgiye; gerçeğe, doğruya ulaştıracak bilgi. 2- Kesin olmayan bilgiye, sanıya.
24
Yoksa insan için yalnızca temenni ettiği şey mi var?
25
Ahiret de, dünya da Allah’ındır.
26
Göklerde nice melekler var ki, Allah’ın dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesi dışında onların şefaatleri[1] hiçbir yarar sağlamaz.1- Ayette sözü edilen “meleklerin şefaati” bu dünyaya yönelik bir yardımdır. Kur’an’da bu tarz yardımların müşriklere karşı savaşlarda yapılmış olduğu açıkça yer almaktadır. Günahların bağışlanması, torpil yapılması ve affedilmeye aracılık yapılması tarzındaki şefaat inancı, “müşrikçe”, “müşriklere ait” bir inanç olup, Kur’an tarafından kesin bir dille reddedilmektedir. Kur’an’a göre -Nebi efendimiz de dâhil- birilerinin “şefaat” edeceğine dair olan inanç, kesinlikle şirktir.
27
Kuşkusuz ahirete inanmayanlar, melekleri dişi varlıkların adları ile adlandırıyorlar.[1] 1- Müşrikler, inançlarını sembolize eden ilahlarına Lat, Uzza, Menat örneğinde olduğu gibi dişi isimler koymuşlardı. Müşrikler, meleklerin Allah’ın kızları olduğuna inanıyorlardı.
28
Oysaki onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca zanna uyuyorlar. Oysa ki zan“gerçekten” yana hiçbir değer taşımaz.
29
Dünya hayatından başka bir şey istemeyen, zikrimizden[1] yüz çevirenlerden sen de yüz çevir.[2] 1- Öğüdümüzden. Vahiyden. 2- Uzak dur.
30
Onların bilgi düzeyi bu kadardır. Rabb’in, kimin kendi yolundan sapmış olduğunu en iyi bilendir ve O, iletildiği doğru yolda olanı da en iyi bilendir.
Sonraki 30 ayet →