Ana SayfaMealler › Erhan Aktaş
EA

Erhan Aktaş

Bu mealle oku
Erhan Aktaş meali ile okumaya başla
Necm 1 / 62
1
Batan yıldıza ant olsun ki,
Erhan Aktaş 53:1
2
Arkadaşınız sapkın ve azgın değil.
Erhan Aktaş 53:2
3
Ve o, hevasından[1] konuşmaz.1- Kendi düşüncesi olan bir şeye vahiydir demez. Her neye vahiydir diyorsa, o kesinlikle vahiydir. Bir sonraki ayette de bu açıkça ifade edilmektedir.
Erhan Aktaş 53:3
4
Onun size söyledikleri, kendisine vahyedilen vahiyden başkası değildir.
Erhan Aktaş 53:4
5
Ona üstün güç sahibi ve kudretli olan öğretti.[1]1- Rahman Suresi’nin 1. ve 2. ayetlerinde, Kur’an’ı öğretenin “Cebrail” değil, Allah olduğu bildirilmektedir.
Erhan Aktaş 53:5
6
Üstün akla[1] sahip, egemenlik kurmuş olan.1- Her şeyin hesabını en ayrıntılı ve en iyi şekilde yapan.
Erhan Aktaş 53:6
7
O, en yüksek ufuktaydı.
Erhan Aktaş 53:7
8
Sonra yaklaştı ve ardından sarktı.
Erhan Aktaş 53:8
9
Böylece yayın iki ucu kadar, hatta daha yakın oldu.
Erhan Aktaş 53:9
10
Kuluna vahyedeceği şeyi vahyetti.
Erhan Aktaş 53:10
11
Gönlü, gördüğünü yalanlamadı.
Erhan Aktaş 53:11
12
Onunla, gördüğü şey hakkında tartışıyor musunuz?
Erhan Aktaş 53:12
13
Ant olsun ki, onu başka bir inişte daha gördü.
Erhan Aktaş 53:13
14
Sidre-i münteha’ın[1] yanında.1- Son/sondaki kiraz ağacı. Sidre, Arabistan kirazı denen meyve ağacın ismidir.
Erhan Aktaş 53:14
15
Onun yanında me’va cenneti[1] vardır.1- Oturulacak bahçe. Konaklama bahçesi, dinlenme bahçesi. (Hira dağı eteklerinde bulunan ve yolcuların dinlendikleri bir bahçe olduğu söylenmektedir.)
Erhan Aktaş 53:15
16
O zaman kaplayan şey, sidreyi[1] kaplıyordu.1- Kiraz ağacını.
Erhan Aktaş 53:16
17
Göz şaşmadı ve haddi aşmadı.
Erhan Aktaş 53:17
18
Ant olsun, Rabb’inin ayetlerinin[1] en büyüğünü gördü.1- Gösterge. İşaret.* 1. Ayetten 18. Ayete kadar, gaybi âlemde gerçekleşmiş bir olay olan vahyin, nasıl gerçekleştiğinin anlatımı söz konusudur. Gayba ait bir bilginin, bildiğimiz âlemin diliyle anlatılmasını göz ardı ederek, sözcüklerin sözlük anlamına göre anlam verilmesi önemli yanılgılara, anlam kaymalarına neden olmaktadır. Söz konusu ayetlerde ifade edilen “ yüksek ufuk, yaklaşma, sarkma, yayın iki ucu, görme, sidre vs. sözcüklerin, sözlük anlamlarını dikkate alarak ayetleri anlamaya çalışmak, vahyi ve onun verdiği mesajı göz ardı etmek demektir. O günün insanına, anlamlarını bildikleri sözcüklerle, bilinmeyen âleme ait bir konu olan “vahyin” nebi efendimize nasıl ulaştığı anlatılmaktadır. Burada “parmağa değil, parmağın işaret ettiği şeye” bakılmalıdır.
Erhan Aktaş 53:18
19
Hiç düşündünüz mü Lat ve Uzza’yı?
Erhan Aktaş 53:19
20
Diğer üçüncü Menat’ı?[1] 1- Bir düşünün! Bunlardan ilah olur mu?
Erhan Aktaş 53:20
21
Erkek sizin, dişi O’nun mu?
Erhan Aktaş 53:21
22
O halde bu insafsız bir paylaştırmadır.
Erhan Aktaş 53:22
23
Bu isimler, sizin ve atalarınızın onlara yakıştırdığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlar için hiçbir yetkilendirme belgesi indirmedi. Ant olsun ki, onlara Rabb’lerinden doğru yolu gösterici[1] geldiği halde, onlar yalnızca zanna[2] ve benliklerinin tutkularına uyuyorlar.1- İnsanları zandan kurtarıp, kesin bilgiye; gerçeğe, doğruya ulaştıracak bilgi. 2- Kesin olmayan bilgiye, sanıya.
Erhan Aktaş 53:23
24
Yoksa insan için yalnızca temenni ettiği şey mi var?
Erhan Aktaş 53:24
25
Ahiret de, dünya da Allah’ındır.
Erhan Aktaş 53:25
26
Göklerde nice melekler var ki, Allah’ın dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesi dışında onların şefaatleri[1] hiçbir yarar sağlamaz.1- Ayette sözü edilen “meleklerin şefaati” bu dünyaya yönelik bir yardımdır. Kur’an’da bu tarz yardımların müşriklere karşı savaşlarda yapılmış olduğu açıkça yer almaktadır. Günahların bağışlanması, torpil yapılması ve affedilmeye aracılık yapılması tarzındaki şefaat inancı, “müşrikçe”, “müşriklere ait” bir inanç olup, Kur’an tarafından kesin bir dille reddedilmektedir. Kur’an’a göre -Nebi efendimiz de dâhil- birilerinin “şefaat” edeceğine dair olan inanç, kesinlikle şirktir.
Erhan Aktaş 53:26
27
Kuşkusuz ahirete inanmayanlar, melekleri dişi varlıkların adları ile adlandırıyorlar.[1] 1- Müşrikler, inançlarını sembolize eden ilahlarına Lat, Uzza, Menat örneğinde olduğu gibi dişi isimler koymuşlardı. Müşrikler, meleklerin Allah’ın kızları olduğuna inanıyorlardı.
Erhan Aktaş 53:27
28
Oysaki onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca zanna uyuyorlar. Oysa ki zan“gerçekten” yana hiçbir değer taşımaz.
Erhan Aktaş 53:28
29
Dünya hayatından başka bir şey istemeyen, zikrimizden[1] yüz çevirenlerden sen de yüz çevir.[2] 1- Öğüdümüzden. Vahiyden. 2- Uzak dur.
Erhan Aktaş 53:29
30
Onların bilgi düzeyi bu kadardır. Rabb’in, kimin kendi yolundan sapmış olduğunu en iyi bilendir ve O, iletildiği doğru yolda olanı da en iyi bilendir.
Erhan Aktaş 53:30