Ana SayfaMealler › Erhan Aktaş
EA

Erhan Aktaş

Bu mealle oku
Erhan Aktaş meali ile okumaya başla
Kaf 1 / 45
1
Kâf. Mecîd[1] Kur’an’a ant olsun.1- Şerefli, şanı yüce.
Erhan Aktaş 50:1
2
Ama kendilerinden bir uyarıcının onlara gelmesine şaşırdılar. Gerçeği yalanlayan nankörler: “Bu şaşılacak bir şey.” dediler.
Erhan Aktaş 50:2
3
“Biz ölüp, toprak olduktan sonra mı diriltileceğiz? İşte bu mümkün olmayan bir dönüştür.” dediler.
Erhan Aktaş 50:3
4
Biz, yerin onlardan neyi eksilttiğini elbette biliyoruz. Yanımızda her şeyi kayda alan bir Kitap vardır.
Erhan Aktaş 50:4
5
Ne var ki onlar, kendilerine Hakk gelince onu yalanladılar. Bu yüzden karmakarışık bir durumdalar.
Erhan Aktaş 50:5
6
Öyleyse üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı ki, onu hiçbir çatlağı olmaksızın nasıl bina etmişiz, nasıl süslemişiz!
Erhan Aktaş 50:6
7
Ve yine yeryüzünü döşedik, oraya sağlam dağlar yerleştirdik. Ve orada her çeşitten göz alıcı çiftler yetiştirdik.
Erhan Aktaş 50:7
8
Bunları, Allah’a yönelen kulların basiretini[1] açmak ve öğüt olsun diye yaptık.1- Kavrayışını, gerçeği görme yeteneğini.
Erhan Aktaş 50:8
9
Gökten bereketli su indirdik. Onunla cennetler[1] ve biçilecek ekinler yetiştirdik.1- Bahçeler.
Erhan Aktaş 50:9
10
Ve salkımları üst üste yığılmış, uzun hurma ağaçları.
Erhan Aktaş 50:10
11
Kullar için rızık olarak. Onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte yeniden diriliş de böyledir.
Erhan Aktaş 50:11
12
Onlardan önce Nuh toplumu, Ress’liler ve Semud yalanlamıştı.
Erhan Aktaş 50:12
13
Ve Ad ve Firavun ve Lut’un kardeşleri de.
Erhan Aktaş 50:13
14
Ve Eykeliler ve Tubba kavmi. Hepsi rasulleri yalanladılar. Böylece uyarım gerçekleşti.
Erhan Aktaş 50:14
15
İlk yaratışta yetersiz kaldık mı ki yeniden yaratılıştan şüphe içindeler!
Erhan Aktaş 50:15
16
Ant olsun ki insanı Biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını biliriz. Ve Biz ona “habl-i verid”ten[1] daha yakınız.1- Çevirilerde bu sözcüğe “şah damarı” olarak anlam verilmektedir. Bunun insan “anatomisindeki şah damarı” ile bir ilgisi yoktur. Bu deyimle kast edilen şey, insana canlılık veren, onun yaşamasını sağlayan özdür. Bu mecazi bir anlatımdır. Ya değilse Allah için mesafe söz konusu değildir. Allah’ın; insana, insanın kendisinden daha yakın olduğu vurgusu yapılmaktadır.
Erhan Aktaş 50:16
17
Sağında ve solunda yerleşmiş iki kaydedici, yaptıklarını kayda geçirmektedirler.
Erhan Aktaş 50:17
18
Söylediği her söz, yanındaki hazır gözleyicilerce gözlenmektedir.
Erhan Aktaş 50:18
19
Ölümün sarhoşluğu kaçınılmaz bir gerçek olarak gelince, “İşte senin kaçtığın şey budur!”
Erhan Aktaş 50:19
20
Ve Sur’a üfürülür. “ İşte bu, vaktiyle uyarıldığınız gündür.”
Erhan Aktaş 50:20
21
Herkes yanında bir sevk edici ve bir tanıkla birlikte gelir.
Erhan Aktaş 50:21
22
Ant olsun ki sen bugünün geleceğinden gaflet içindeydin. İşte senden perdeyi kaldırdık. Artık bugün gerçeği bütün açıklığıyla görüyorsun.
Erhan Aktaş 50:22
23
Onun yakını, “İşte bu yanımda olan şey hazırdır.” der.
Erhan Aktaş 50:23
24
“İnatçı, gerçeği yalanlayan nankörlerin tamamını Cehennem’e atın.”
Erhan Aktaş 50:24
25
İyiliğe engel olan, haddi aşan, şüpheye tutulan.
Erhan Aktaş 50:25
26
O, Allah ile birlikte başka ilah edindi. Öyleyse, onu şiddetli azaba atın.
Erhan Aktaş 50:26
27
Onun yakını: “Rabb’imiz! Onu ben azdırmadım, fakat o derin bir sapkınlık içindeydi.” der.
Erhan Aktaş 50:27
28
“Huzurumda çekişmeyin! Size daha önce uyarımı yapmıştım.” der.
Erhan Aktaş 50:28
29
“Katımda söz değiştirilmez. Ben kullara asla haksızlık eden değilim.”
Erhan Aktaş 50:29
30
O gün, Cehennem’e, “Doldun mu?” deriz. O da, “Daha var mı? der.
Erhan Aktaş 50:30