Ana SayfaMealler › Erhan Aktaş
EA

Erhan Aktaş

Bu mealle oku
Erhan Aktaş meali ile okumaya başla
Casiye 1 / 37
1
Ha, Mim.
Erhan Aktaş 45:1
2
Bu Kitap’ın indirilmesi, Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah tarafındandır.
Erhan Aktaş 45:2
3
Kuşkusuz göklerde ve yeryüzünde inananlar için âyetler[1] vardır.1- Kanıtlar, göstergeler.
Erhan Aktaş 45:3
4
Sizin yaratılışınızda ve üretip yaydığı canlı varlıklarda “gerçek bilgi” sahibi olan bir toplum için âyetler[1] vardır.1- Kanıtlar, göstergeler.
Erhan Aktaş 45:4
5
Gece ile gündüzün birbirini izlemesinde, Allah’ın rızık olarak gökten indirdiği şeyle[1] ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgârları yönlendirmesinde aklını kullanan bir toplum için âyetler[2] vardır.1- Yağışla. 2- Kanıtlar, göstergeler.
Erhan Aktaş 45:5
6
İşte bunlar, Bizim sana hakk olarak anlattığımız Allah’ın ayetleridir. O halde Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?
Erhan Aktaş 45:6
7
Bütün yalancı günahkârların vay haline!
Erhan Aktaş 45:7
8
Böyle kimseler, kendilerine okunan Allah’ın ayetlerini duyduktan sonra, büyüklük taslayarak sanki hiç duymamış gibi davranır. Artık onu can yakıcı bir azapla haberdar et.
Erhan Aktaş 45:8
9
Ayetlerimizden bir şey öğrendikleri zaman, onu alay konusu edinirler. İşte onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
Erhan Aktaş 45:9
10
Cehennem önlerindedir. Kazandıkları şeyler ve Allah’tan başka edindikleri veliler[1] onlara bir yarar sağlamaz. Onlar için büyük bir azap vardır.1- Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur’an’da yer alan, “veli” sözcüğü; “dost,” olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir.
Erhan Aktaş 45:10
11
Bu doğru yol göstericisidir. Rabb’lerinin ayetlerini yalanlayanlar için çok kötü bir azap vardır.
Erhan Aktaş 45:11
12
Allah, koyduğu yasalar sayesinde, içinde gemileri yüzdürmeniz ve O’nun lütfundan, onda rızık aramanız için denizi hizmetinize sunandır. Umulur ki şükredersiniz.
Erhan Aktaş 45:12
13
Göklerde ve yeryüzünde bulunan her şeyi Kendi lütfundan sizin yararlanmanıza sunmuştur. Bunda düşünen bir toplum için âyetler[1] vardır.1- Göstergeler, kanıtlar.
Erhan Aktaş 45:13
14
İnanlara de ki: “Allah’ın, kendilerini hesaba çekeceği günün geleceğini ummayanları bağışlasınlar. Her topluma yaptıklarının karşılığı verilecektir.
Erhan Aktaş 45:14
15
Her kim iyilik yaparsa kendisi için yapmış olur, kim de kötülük yaparsa kendisi için yapmış olur. Sonra Rabb’inize döndürüleceksiniz.
Erhan Aktaş 45:15
16
Ant olsun ki İsrailoğulları’na Kitap, hüküm ve nebilik verdik. Ve onları temiz rızıklarla rızıklandırdık. Ve onları âlemlere tercih ederek ihsanda bulunduk.
Erhan Aktaş 45:16
17
Onlara, buyruklardan, apaçık, açıklayıcı bilgiler verdik. Sonra onlar, kendilerine ilim geldikten sonra hırslarına kapılarak ayrılığa düştüler. Rabb’in, ayrılığa düştükleri konularda Kıyamet Günü hüküm verecektir.
Erhan Aktaş 45:17
18
Sonra da seni buyruklardan apaçık bir şeriat[1] sahibi yaptık. Öyleyse ona uy! Bilmeyenlerin[2] arzularına uyma.1- Yol, yöntem, yasa. 2- Gerçeği kavramamış olanların.
Erhan Aktaş 45:18
19
Onlar, Allah’tan gelecek olan hiçbir şeyi senden savamazlar. Zalimler, birbirlerinin evliyasıdırlar[1], Allah ise takva[2] sahiplerinin velisidir.1- Koruyucular, yardımcılar, gözeticiler, destekleyiciler, yandaşlar. Kur’an’da yer alan, “veli” ve velinin çoğulu olan “evliya” sözcüğü; dost, dostlar olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcükler, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedirler. 2- Allah’ın buyruklarına içtenlikle uymak suretiyle; o buyrukları kendisine koruyucu yapıp, onlarla kendisini kötü ve zararlı şeylere karşı korumaya/güvenceye alanların.
Erhan Aktaş 45:19
20
Bu Kur’an, insanlar için gerçeği görme, gerçekten inanan toplum için doğru yolu gösterme ve bir rahmettir.
Erhan Aktaş 45:20
21
Yoksa Bizim, kötülük yapan kimselerle, iman edip, salihatı yapan kimseleri[1], hayatlarında ve ölümlerinde bir tutacağımızı mı sanıyorlar. Ne kötü yargıda bulunuyorlar!1- Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.
Erhan Aktaş 45:21
22
Allah, gökleri ve yeryüzünü “hakk”[1] ile yarattı. Herkes yaptığının karşılığını görecek ve hiç kimseye haksızlık edilmeyecektir.1- Her şeyi yerli yerince, adalet üzerine; ilkeli, anlamlı ve amaçlı.
Erhan Aktaş 45:22
23
Hevasını[1], ilahlaştıran kimseyi gördün mü? Allah, bir bilgiye dayalı olarak,[2] onu sapkınlıkta bıraktı. Ve onun kulağını ve kalbini mühürledi. Gözlerine perde çekti. Artık Allah’tan başka kim onu doğru yola iletebilir?1- Arzu ve tutkularını; çıkarlarını ve kuruntularını. 2- Onun tercihlerini bildiğinden.
Erhan Aktaş 45:23
24
Onlar, “Hayat, ancak bu dünya hayatından ibarettir. Birilerimiz ölürken, birilerimiz doğar. Bizi ancak zaman yok eder.” dediler. Oysaki bu konuda gerçeğe dayalı hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zanda bulunuyorlar.
Erhan Aktaş 45:24
25
Onlara, ayetlerimiz açık ve kanıtlayıcı olarak okunduğu zaman da, hüccetleri[1], “Eğer doğru söylüyorsanız, atalarımızı geri getirin.” demekten başka bir şey olmadı.1- Dayanak. Tutanak, belge.
Erhan Aktaş 45:25
26
De ki: “Sizi yaşatan ve öldüren Allah’tır. Sonra sizi, hakkında kuşku olmayan Kıyamet Günü bir araya toplayacaktır.” Ancak insanların çoğu bu gerçeği kavramıyorlar.
Erhan Aktaş 45:26
27
Göklerin ve yeryüzünün mülkü Allah’a aittir. Sa’at’ın[1] kopacağı İzin Günü[2], sapkın yolda olanlar hüsrana uğrayacaklardır.1- Kıyamet’in. 2- Hesap görme günü.
Erhan Aktaş 45:27
28
Her ümmeti toplanmış görürsün. Her ümmet, amel defteriyle yüzleşmeye çağrılır: “Bugün, yaptıklarınızın karşılığı size verilecektir.”
Erhan Aktaş 45:28
29
“İşte bu, yüzünüze karşı gerçekleri ortaya koyan amel defterinizdir.” Kuşkusuz Biz, bütün yaptıklarınızı yazdırdık.
Erhan Aktaş 45:29
30
İman eden ve salihatı[1] yapan kimseleri Rabb’leri rahmeti ile kuşatacaktır. İşte bu, büyük kurtuluşun ta kendisidir.1- Bozuk olan şeyi düzelten, düzelticilik yapan, yapıcı olan, düzeltmeye yönlendiren, teşvik eden.
Erhan Aktaş 45:30