Ana SayfaMealler › Erhan Aktaş
EA

Erhan Aktaş

Bu mealle oku
Erhan Aktaş meali ile okumaya başla
Şura 1 / 53
1
Ha, Mim.
Erhan Aktaş 42:1
2
Ayn, Sin, Kaf.
Erhan Aktaş 42:2
3
Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.
Erhan Aktaş 42:3
4
Göklerde ve yerde olan her şey O’nundur. O, Çok Yüce’dir, Çok Ulu’dur.
Erhan Aktaş 42:4
5
Gökler neredeyse üstlerinden çatlayacak. Melekler ise Rabb’lerini övgü ile yüceltiyor, yeryüzünde bulunanlar için bağışlanma diliyorlar. İyi bilin ki Allah, Çok Bağışlayıcı’dır, Rahmeti Kesintisiz’dir.
Erhan Aktaş 42:5
6
Onlar, O’ndan başka veliler[1] edindiler. Allah, onları görüp gözetlemektedir. Sen onlara vekil[2] değilsin.1- Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur’an’da yer alan, “veli” sözcüğü; “dost,” olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. 2- Her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan kontrol altında tutan, rızkını ve hak ettiğini veren.
Erhan Aktaş 42:6
7
Kentlerin anası[1] ve civarındakileri, hakkında kuşku olmayan toplama günü ile uyarman için sana Arapça bir Kur’an vahyettik. Onların bir kısmı Cennet’tedir, bir kısmı da alevli ateştedir.1- Mekke.
Erhan Aktaş 42:7
8
Eğer Allah dileseydi[1] kesinlikle onları bir tek ümmet[2] yapardı. Ne var ki O dilediği[3] kimseyi rahmetinin içine koyar. Zalimlere gelince, onların velisi ve yardımcısı yoktur.1- Kimseye seçme hakkı tanımayarak, irade sahibi yapmayarak. İnsanları, seçimlerinde özgür bırakmayarak. 2- Topluluk, toplum. Sözcüğün birincil anlamı “yol” demektir. Bu yol, amaçlanmış, hedef olarak belirlenmiş yoldur. Amaç ve inanç birliği, ortak değer yargıları ve aynı uygarlığa sahip olan insan topluluğu demek olan ümmet kavramının; aynı zamanda ana, din, yol, cemaat, familya, nesil, boy, zaman gibi anlamları da bulunmaktadır. 3- Uygun gördüğünü. Dileyeni, hak edeni; hak etmek için gayret göstereni.
Erhan Aktaş 42:8
9
Yoksa O’ndan başka veliler mi edindiler? Oysa ki veli[1] yalnızca O’dur. O, ölüleri diriltir ve O, Her Şeye Gücü Yeten’dir.1- Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur’an’da yer alan, “veli” sözcüğü; “dost,” olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir.
Erhan Aktaş 42:9
10
Bir şey hakkında anlaşmazlığa düşerseniz, artık onun hükmü Allah’a aittir. İşte o Allah, benim Rabb’imdir. O’na tevekkül[1] ettim ve O’na yöneldim.1- Allah’a güvenme, O’na dayanma; her türlü çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah’a bırakma.
Erhan Aktaş 42:10
11
Göklerin ve yerin fıtratını[1] belirleyendir. Size, kendinizden çiftler, hayvanlardan çiftler yapandır. Orada sizi bir düzen içinde üretiyor. O’na benzer hiçbir şey yoktur. O, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören’di r. 1- Onlara işleyiş yasalarını koyandır. Çevirilerde, ayette yer alan “fâtiru” sözcüğüne, “yaratma” anlamı verilmektedir. Bu doğru değildir. Zira “fatira” yaratmak değil, bir şeyin “fıtratı” yani sahip olduğu özellikler demektir.
Erhan Aktaş 42:11
12
Göklerin ve yeryüzünün kilitleri[1] yalnızca O’nundur. O, dilediği kimse için rızkı genişletir ve takdir eder. O, Her Şeyi En İyi Bilen’dir.1- Hazineleri, egemenliği, yönetimi.
Erhan Aktaş 42:12
13
O, dinden Nuh’a tavsiye ettiği şeyi, sana vahyettiğimiz şeyi; İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya, “Dini ayakta tutun[1] ve onda ayrılığa düşmeyin.” diye tavsiye buyurduğumuz şeyleri size de yasa kıldı. Senin kendilerini davet ettiğin şey, müşriklere ağır geldi. Allah, dilediğini[2] kendisine seçer ve kendisine yönelen kimseye doğru yolu gösterir.1- Dini tam anlamıyla yaşayın. 2- Uygun gördüğünü, Dileyeni. Hak etmek için gayret göstereni.
Erhan Aktaş 42:13
14
Onların, kendilerine ilim[1] geldikten sonra anlaşmazlığa düşmelerinin nedeni kıskançlık ve ihtiraslarıdır. Eğer Rabb’inden, “belirlenmiş bir süreye kadar” sözü verilmemiş olunsaydı, aralarında hemen hüküm gerçekleştirilirdi. Onların ardından Kitap’a mirasçı olanlar[2], derin bir kuşku içindedirler.1- Vahiy. 2- Ehl-i Kitap.
Erhan Aktaş 42:14
15
İşte bunun için, artık sen onlara çağrıda bulun. Buyrulduğun gibi dosdoğru ol. Onların hevalarına[1] uyma. Onlara de ki: “Allah’ın Kitap’tan indirdiği şeye inandım. Ve ben aranızda adaleti gerçekleştirmekle buyruldum. Allah, bizim de Rabb’imizdir, sizin de Rabb’inizdir. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da sizedir. Öyleyse aramızda çekişmeye gerek yoktur. Nasıl olsa Allah aramızı bulacak.[2] Dönüş yalnızca O’nadır. 1- Tutku ve kuruntularına. 2- Hükmünü verecek.
Erhan Aktaş 42:15
16
Allah’a olan çağrıya olumlu yanıt verdikten sonra, O’nun hakkında tartışanların ileri sürdükleri kanıtlar, Rabb’lerinin yanında geçersizdir. Onların üzerinde gazap vardır, şiddetli bir azap da onlar içindir.
Erhan Aktaş 42:16
17
Allah, Kitap’ı ve mizanı[1] hakk ile indirendir. Nereden bileceksin ki belki de o Sa’at[2] çok yakındır! 1- Ölçüyü: Adalet ölçüsünü. Doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, yararlı olanla zararlı olanı ayırt etme ölçüsünü. Hak, adalet ve yaşamın dengesini sağlayacak ölçüyü. 2- Kıyamet.
Erhan Aktaş 42:17
18
İnanmayanlar, alayımsı bir şekilde, onun hemen gerçekleşmesini istiyorlar. İnananlar ise tedbirlidirler. Onun gerçek olduğunu bilirler. Sa’at[1] hakkında tartışanlar, derin bir sapkınlık içindedirler.1- Kıyamet.
Erhan Aktaş 42:18
19
Allah, kullarına karşı çok hoşnut edicidir. Dilediğini rızıklandırır. O, Mutlak Güç Sahibi’dir, Mutlak Üstün Olan’dır.
Erhan Aktaş 42:19
20
Kim ahiret kazancını isterse, Biz onun kazancını artırırız. Kim dünya kazancını isterse, ona da ondan artırırız. Ve onun için ahirette hiçbir nasip yoktur.
Erhan Aktaş 42:20
21
Yoksa onların, Allah’ın dinde izin vermediği bir şeyi, kendilerine meşru kılan ortakları mı var? Eğer “ayırma kelimesi” [1] olmasaydı kesinlikle aralarında hemen hüküm verilirdi. Kuşkusuz ki zalimler için acı bir azap vardır.1- Hesap sorma gününde her kesin yaptıklarına göre ayrıştırılacağına dair takdir edilmiş hüküm.
Erhan Aktaş 42:21
22
Kazandıkları şeylerle karşı karşıya geldiklerinde, zalimlerin endişeye kapıldıklarını görürsün. İman edip salihatı[1] yapanlar da Cennetlerin bahçelerindedirler. Onlar için Rabb’lerinin yanında istedikleri her şey vardır. İşte bu büyük ikramdır.1- Bozuk olan şeyi düzeltmek, düzelticilik yapmak, yapıcı olmak, düzeltmeye yönlendirmek, teşvik etmek.
Erhan Aktaş 42:22
23
İşte bu, Allah’ın, iman edip salihatı yapan kullarına müjdelediği şeydir. De ki: “Ben bu çağrıya karşılık “yakınlıkta sevgiden”[1] başka sizden bir ücret istemiyorum. Her kim bir iyilik yaparsa, onun için iyilikleri artırırız. Allah, Çok Bağışlayıcı’dır, Çok Şükreden’dir.[2] 1- Allah’a giden yolda yakınlık kurmanızdan, birbirinizi sevmenizden. 2- Yapılan Şeyin Karşılığını Veren’dir.
Erhan Aktaş 42:23
24
Onlar, senin için “Allah’a karşı yalan uydurdu.” diyorlar. Oysaki Allah dilerse[1] senin kalbini de mühürler. Batılı yok eder. Ve kelimeleriyle[2] hakkı gerçekleştirir. O, göğüslerde olanı çok iyi bilendir.1- Böyle bir şey yaptığın takdirde. 2- Takdir edilmiş hükmüyle.
Erhan Aktaş 42:24
25
Ve O, kullarının tövbesini kabul eder ve kötülüklerini bağışlar. Ve yaptığınız şeyleri bilir.
Erhan Aktaş 42:25
26
İman edip salihatı yapanların isteklerini kabul eder ve onlara lütfundan daha fazlasını verir. Gerçeği yalanlayan nankörlere ise şiddetli bir azap vardır.
Erhan Aktaş 42:26
27
Eğer Allah, kullarına rızkı genişletseydi, kesinlikle yeryüzünde azarlardı. Fakat O, dilediği kadarını indirir. Kuşkusuz O, kullarının Her Şeyinden Haberdar Olan’dır, Her Şeyi Gören’dir.
Erhan Aktaş 42:27
28
O, insanlar ümitsizliğe düştükten sonra yağmuru yağdıran ve rahmetini yayandır. Ve O, Gerçek Gözetici’dir, Övgüye Değer Yegâne Varlık’tır.
Erhan Aktaş 42:28
29
Göklerin ve yeryüzünün yaratılması ve o ikisinde[1] her canlıdan çoğaltıp yayması, O’nun âyet lerindendir.[2] O, dilediği zaman onları toplamaya gücü yetendir.1- Göklerde ve yerde. 2- Varlığının, gücünün, üstünlüğünün göstergelerindendir.
Erhan Aktaş 42:29
30
Size isabet eden her musibet, kendi yaptığınız şeyler yüzündendir. O, çoğuna da engel oluyor.
Erhan Aktaş 42:30